| Kelime | Anlam |
|---|
| ÂRİB: | Halis Arap cinsinden olan. |
| İçerisinde 'ÂRİB' geçenler |
|---|
| ADESE-İ MÜTEKARİB: | Yakınlaştıran mercek. |
| AKARİB: | (Bak: Ekarib) |
| AKARİB: | (Akreb. C.) Kuyruğunda zehiri bulunan bir hayvancık olan akrebler. |
| AN-KARİBİN: | Yakın vakitlerde. |
| AN-KARİB: | Yakından, çok zaman geçmeden. |
| AN-KARİB-İZ-ZAMAN: | Yakın vakitten. |
| DARİB: | (Darb. dan) Sütünü sağan kimseye vuran dişi deve. * Ağaçlı yer. * Karanlık gece. * Vurucu, vuran. Darbeden, çarpan. Döven. |
| DARİBE: | Tabiat. * Kılıçla vurulmuş. * Eğrilmiş yün. |
| EARİB: | (A'rabî. C.) Çölde yaşayan, göçebe Arablar. |
| EGARİB: | Firak anı, ayrılış zamanı. Savaş ânı. |
| EKARİB: | Akrabalar. Yakın hısımlar. |
| EVZA-I GARİBE: | Garip haller. |
| GARİB: | (A, uzun okunur) Batan. Gurub eden. * İki omuz arası. * Devenin hörgücüyle boynu arası. |
| GARİB(E): | Hayret verici. Tuhaf. * Kimsesiz. Zavallı. * Gurbette olan. |
| GARİB-ÜD DİYÂR: | Memleketin yabancısı. |
| GARİBANE: | f. Garip gibi, garip kimselere yakışır şekilde, garipçesine. |
| GARİB-NÜVAZ: | f. Kimsesizlere ve gariplere yardım eden. Biçareleri ve zavallıları koruyan. |
| HARİB: | Yıkan, harab eden. * Haydut. |
| HARİB: | Kaçan, firar eden. |
| HARÎB: | Yağma olunmuş, soyulmuş, talan edilmiş. |
| HARÎBE: | (C.: Harâib) Bir kimsenin geçineceği şey. |
| İHTİMALAT-I KARİBE: | Yakın ihtimaller. |
| KALB-İ MUZTARİB: | Iztırab çeken kalb. |
| KARİB: | Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. * Yakın hısım. |
| KARİB-ÜL AHD: | Yakın zamanda. |
| KARİB (KAREB): | (C.: Kavarib-Ekrub) Gemi sandalı. |
| KÂRİBAN: | f. Kervan. |
| KARİBEN: | Bir zaman sonra, yakın vakitte. Çok zaman geçmeden. * Sülâlece ve soyca yakın olan. |
| MADARİB: | (Madrab. C.) Darbedilecek, dövülecek yerler. |
| MAGARİB: | (Magrib. C.) Batılar, magribler, garplar. * Akşamlar. |
| MAHARİB: | (Mihrâb. C.) Mihrâblar. |
| MEARİB: | İhtiyaçlar, hâcetler, lüzumlu ve istenen şeyler. İstekler. |
| MEKÂRİB: | (Mikreb. C.) Çift sürülen sabanlar. |
| MERD-İ GARİB: | Yabancı yerlere, gurbete düşmüş kişi. |
| MESARİB: | (Mesrebe. C.) Otlaklar, çayırlar, mer'alar. * Karından göğüse kadar olan yerde biten kıllar. |
| MEŞARİB: | Meşrebler. Mizaclar. Tabiatlar. Huylar. * Fehimler. Anlayışlar. Ahlâklar. * Su içecek şeyler. Maşrabalar. * Köşkler. |
| MEZARİB: | (Mızrâb. C.) Mızraplar. Kanun, ud gibi çalgı âletleri. |
| MUDARİB: | (Darb. dan) Döğüşen. Birbirlerine vuran. |
| MUHARİB: | Harbeden. Cenkci. Cengâver. * Cesur. Atılgan. Kahraman. * İyi harbeden. Harb usullerini iyi bilen. |
| MUHARİBEYN: | İki savaşçı, iki cengâver, iki muhârib. |
| MUKARİB: | Birbirine yakın ve karib olan. İyi ve kötü ortasında orta hâlli olan. |
| MUKARİB-ÜL VÜCUD: | Olması yakın, vücuda gelmesi yakın. |
| MUZTARİB: | (Muzdarib) (Darb. dan) Sıkıntılı. Iztırab çeken. Hasta. Bir tarafı sızlayan. Ağrıyan. Ağlayan. |
| MUZTARİBANE: | f. Rahatsız olarak, ıztırab ve sıkıntı çekerek. |
| MÜTEDARİB: | (Darb. dan) Birbirine vuran karşılıklı vuruşan. |
| MÜTEHARİB(E): | (Harb. den) Savaşan, harbeden, muharebe eden. |
| MÜTEKARİB: | (Kurb. dan) Yaklaşan, tekarüb eden. Birbirine yakın olan, gittikçe birbirine yaklaşan. |
| SARİB: | Yol, tarik. |
| ŞARİB: | (Şürb. den) İçen. Şürbeden. * (C.: Şevarib) Bıyık. |
| ŞARİB-ÜL LEBEN: | Süt içen. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ÂRÎ : | Pâk, pislikten uzak. * Hür. |
| ÂR : | Utanma, mahcubiyet. Utanılacak şey. Ayıp. Şiyb. Şerm. Haya. |