Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ÂRİB: Halis Arap cinsinden olan.
İçerisinde 'ÂRİB' geçenler
ADESE-İ MÜTEKARİB: Yakınlaştıran mercek.
AKARİB: (Bak: Ekarib)
AKARİB: (Akreb. C.) Kuyruğunda zehiri bulunan bir hayvancık olan akrebler.
AN-KARİBİN: Yakın vakitlerde.
AN-KARİB: Yakından, çok zaman geçmeden.
AN-KARİB-İZ-ZAMAN: Yakın vakitten.
DARİB: (Darb. dan) Sütünü sağan kimseye vuran dişi deve. * Ağaçlı yer. * Karanlık gece. * Vurucu, vuran. Darbeden, çarpan. Döven.
DARİBE: Tabiat. * Kılıçla vurulmuş. * Eğrilmiş yün.
EARİB: (A'rabî. C.) Çölde yaşayan, göçebe Arablar.
EGARİB: Firak anı, ayrılış zamanı. Savaş ânı.
EKARİB: Akrabalar. Yakın hısımlar.
EVZA-I GARİBE: Garip haller.
GARİB: (A, uzun okunur) Batan. Gurub eden. * İki omuz arası. * Devenin hörgücüyle boynu arası.
GARİB(E): Hayret verici. Tuhaf. * Kimsesiz. Zavallı. * Gurbette olan.
GARİB-ÜD DİYÂR: Memleketin yabancısı.
GARİBANE: f. Garip gibi, garip kimselere yakışır şekilde, garipçesine.
GARİB-NÜVAZ: f. Kimsesizlere ve gariplere yardım eden. Biçareleri ve zavallıları koruyan.
HARİB: Yıkan, harab eden. * Haydut.
HARİB: Kaçan, firar eden.
HARÎB: Yağma olunmuş, soyulmuş, talan edilmiş.
HARÎBE: (C.: Harâib) Bir kimsenin geçineceği şey.
İHTİMALAT-I KARİBE: Yakın ihtimaller.
KALB-İ MUZTARİB: Iztırab çeken kalb.
KARİB: Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. * Yakın hısım.
KARİB-ÜL AHD: Yakın zamanda.
KARİB (KAREB): (C.: Kavarib-Ekrub) Gemi sandalı.
KÂRİBAN: f. Kervan.
KARİBEN: Bir zaman sonra, yakın vakitte. Çok zaman geçmeden. * Sülâlece ve soyca yakın olan.
MADARİB: (Madrab. C.) Darbedilecek, dövülecek yerler.
MAGARİB: (Magrib. C.) Batılar, magribler, garplar. * Akşamlar.
MAHARİB: (Mihrâb. C.) Mihrâblar.
MEARİB: İhtiyaçlar, hâcetler, lüzumlu ve istenen şeyler. İstekler.
MEKÂRİB: (Mikreb. C.) Çift sürülen sabanlar.
MERD-İ GARİB: Yabancı yerlere, gurbete düşmüş kişi.
MESARİB: (Mesrebe. C.) Otlaklar, çayırlar, mer'alar. * Karından göğüse kadar olan yerde biten kıllar.
MEŞARİB: Meşrebler. Mizaclar. Tabiatlar. Huylar. * Fehimler. Anlayışlar. Ahlâklar. * Su içecek şeyler. Maşrabalar. * Köşkler.
MEZARİB: (Mızrâb. C.) Mızraplar. Kanun, ud gibi çalgı âletleri.
MUDARİB: (Darb. dan) Döğüşen. Birbirlerine vuran.
MUHARİB: Harbeden. Cenkci. Cengâver. * Cesur. Atılgan. Kahraman. * İyi harbeden. Harb usullerini iyi bilen.
MUHARİBEYN: İki savaşçı, iki cengâver, iki muhârib.
MUKARİB: Birbirine yakın ve karib olan. İyi ve kötü ortasında orta hâlli olan.
MUKARİB-ÜL VÜCUD: Olması yakın, vücuda gelmesi yakın.
MUZTARİB: (Muzdarib) (Darb. dan) Sıkıntılı. Iztırab çeken. Hasta. Bir tarafı sızlayan. Ağrıyan. Ağlayan.
MUZTARİBANE: f. Rahatsız olarak, ıztırab ve sıkıntı çekerek.
MÜTEDARİB: (Darb. dan) Birbirine vuran karşılıklı vuruşan.
MÜTEHARİB(E): (Harb. den) Savaşan, harbeden, muharebe eden.
MÜTEKARİB: (Kurb. dan) Yaklaşan, tekarüb eden. Birbirine yakın olan, gittikçe birbirine yaklaşan.
SARİB: Yol, tarik.
ŞARİB: (Şürb. den) İçen. Şürbeden. * (C.: Şevarib) Bıyık.
ŞARİB-ÜL LEBEN: Süt içen.
ŞARİB-ÜL LEYLİ VE-N NEHAR: Gece gündüz içki içen. Devamlı sarhoş.
ŞARİBE: Su kenarında olan tâife.
ŞEVARİB: (Şârib. C.) Bıyıklar.
ŞARİB-ÜL LEBEN: Süt içen.
TEVREB (TEVÂRİB): Toprak.
ZARİB: (C.: Zırâb) Bir ucu keskin yerli taş. * Küçük tepe.
ZAVARİB: Nabız damarları.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ARIK : Uykusuz kimse, uykusuz olma halindeki.
ÂR : Utanma, mahcubiyet. Utanılacak şey. Ayıp. Şiyb. Şerm. Haya.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...