Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ÂRİZ: Azarlayıcı.
ARİZ: Ardıç ağacı.
ARİZ: Enli, geniş.
ARİZ VE AMİK: Enine ve boyuna, genişliğine ve derinliğine, tafsilâtlı şekilde.
ARİZA: Büyük bir kimseye hürmetle yazılan veya verilen şey, istirhamnâme, hediye.
ARİZE: Sâbit olmak.
Kuvvetli ve muhkem olmak. Bahil olmak.
İçerisinde 'ÂRİZ' geçenler
ARİZ VE AMİK: Enine ve boyuna, genişliğine ve derinliğine, tafsilâtlı şekilde.
ARİZA: Büyük bir kimseye hürmetle yazılan veya verilen şey, istirhamnâme, hediye.
ARİZE: Sâbit olmak. * Kuvvetli ve muhkem olmak. Bahil olmak.
BARİZ: Doğan. Zâhir ve âşikar. Meydanda olan. Belli. Açıkça.
EARİZ: (Aruz. C.) Aruzlar, şiir vezinlerinden bahseden ses kalıpları. Şiirde beytin birinci mısraının son kısımları.
FARİZ: Yaşlı.
FARÎZA: Borç, vazife. Allah'ın açık emri olup, yapılması şart olan vazife. * Fık: Ölen bir kimsenin mirasından mirasçılara düşen hisse, pay.
FARÎZA-İ ZİMMET: Yapılması mutlaka boynumuza borç olan vazife.
FARİZIYY (FERAZIYY): Feraiz bilen kişi.
GARİZ: Taze nesne.
GARÎZE: Asıl. Yaratılıştan olan. Sevk-i İlâhi. Huy.
GARÎZİYE: Tıb: Yaratılışa âit. Yaşamaya âit. Doğuştan. Normal.
HARARET-İ GARÎZİYE: Vücudun normal harareti.
HARARET-İ GARİZİYYENİN İLTİHABI ZAMANI: İnsanda şehvanî ve nefsanî hislerin galeyanda olduğu devresi.
HARÎZ: Tâkatsiz kimse, güçsüz ve kuvvetsiz insan.
HARÎZ: Mahfuz, hıfzolunmuş, saklanılmış.
HARİZME: Azgın hayvanların ağzına ve ayının dudağının üstüne geçirilen demir halka.
HARARET-İ GARİZİYYENİN İLTİHAB: İnsanda şehvanî ve nefsanî hislerin galeyanda olduğu devresi.
İKRAR-I MARİZ: Ölüm ânında iken edilen ikrar. Vasiyetname.
KURAZ (KARİZA): Isırgan otu.
MAARIZ (MEÂRİZ): (Muarraz. C.) Bir sözü söyleyip başka bir şey murad etme ve cem' olmak, toplamak itibariyle ma'razlar, ta'rizler, adem-i tasrihler, sarahatsizlikler.
MAARÎZ: (Mi'raz. C.) Kapalı mânâlar. * Edb: Birden fazla mânası olan bir kelimenin, en uzak mânasını kasdetmeler.
MAARÎZ-ÜL KELÂM: Kelâmda irad olunan kapalı mânâlar. Bir sözün asıl mânâsından başka mânâyı istemeler.
MAKARİZ: (Mikrâz. C.) Makaslar, kesecek âletler.
MARİZ: (Maraz. dan) Hasta. İlletli. Dertli.
MARİZANE: f. Hasta olarak.
MÜŞARİZ: Huysuz, kavgacı, gürültücü.
MÜTEBARİZ: (Bürüz. dan) Tebarüz eden, meydana çıkan. Bâriz âşikar olan.
MÜTEBARİZÎN: (Mütebariz. C.) Meydana çıkanlar, belirenler, tebarüz edenler.
REŞHARİZ: f. Damla döken.
REŞHARİZ: f. Damla döken.
TARİZ: Cansız, kuru nesne. * Meyyit, ölü.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ARİZ VE AMİK : Enine ve boyuna, genişliğine ve derinliğine, tafsilâtlı şekilde.
ÂRÎ : Pâk, pislikten uzak. * Hür.
ÂR : Utanma, mahcubiyet. Utanılacak şey. Ayıp. Şiyb. Şerm. Haya.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...