Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ÂRIZA: | Sonradan olan, noksanlık. İsabet eden belâ ve keder. Bozulma. Gelip geçici. Hariçten gelen te'sirle olan. Bir şeyin olmasına veya görülmesine mâni olan birşey. |
| ÂRIZAN: | (Ârız. dan) Geçici olarak. Tesadüfen, tevafukan, rast gele. |
| ÂRIZAN: | İki yanak. |
| ARİZA: | Büyük bir kimseye hürmetle yazılan veya verilen şey, istirhamnâme, hediye. |
| İçerisinde 'ÂRIZA' geçenler | |
| FARÎZA: | Borç, vazife. Allah'ın açık emri olup, yapılması şart olan vazife. * Fık: Ölen bir kimsenin mirasından mirasçılara düşen hisse, pay. |
| FARÎZA-İ ZİMMET: | Yapılması mutlaka boynumuza borç olan vazife. |
| KURAZ (KARİZA): | Isırgan otu. |
| MARİZANE: | f. Hasta olarak. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ÂRİZ : | Azarlayıcı. |
| ÂRÎ : | Pâk, pislikten uzak. * Hür. |
| ÂR : | Utanma, mahcubiyet. Utanılacak şey. Ayıp. Şiyb. Şerm. Haya. |