Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ÂZİN: Kefil. Birinin yerine kefalet eden.
Kapıcı, perdeci.
İzin veren.
ÂZÎN: f. Kaide, kanun.
Süs, zinet, güzellik.
Yoğurttan yağ çıkarmak için hususi olarak yapılmış yayık.
ÂZÎNE: f. Cuma veya bayram günü.
İçerisinde 'ÂZÎN' geçenler
ÂZÎNE: f. Cuma veya bayram günü.
CEVAZİNC: Nilüfer çiçeği.
HANİN-İ HAZİN: Acıklı sızlanma.
HAZÎN: Hüzünlü. Keder meydana getiren. Acı uyandıran.
HAZİN: (Hızane. den) Hazine nâzırı. Bekçi.
HAZİNE: Define. * Kıymetli şeyleri saklayacak sağlam yer.
HAZİNE-İ ÂMİRE: Tar: Para işlerini yönetmek üzere kurulmuş olan müesseselerden birinin adı. Osmanlı Devleti'nin kuruluş devrelerinde para işleri "Beytülmal" denilen ve "Defterdar" adı verilen bir memurun idaresinde iken, sonraları teşkil olunan yeni idarelere göre çeşitli adlar verilmiştir. Hazine-i âmire, devlet kasası yerinde de kullanılırdı.
HAZİNE-İ DEVLET: Devlet hazinesi. Maliye idaresi.
HAZİNE-İ EMİRİYE: Maliye dairesi.
HAZİNE-İ EVRAK: Evrak hazinesi. Arşiv.
HAZİNE-İ HÂSSA: Osmanlı İmparatorluğu zamanında devlet bütçesinden padişaha maaş sağlayan ve saraya ait gelirlerin toplandığı malî bir müessese.
HAZİNE-İ HÜMAYUN: Hazine-i Hümayun'da bulunan savaş eşyasından bir kısmının manevî değeri büyüktü. Diğer kısmının ise maddî değeri fazla idi. (Savaşlarda ele geçirilen kıymetli ganimet, padişahlardan kalmış olan değerli eşyalar gibi.) (O.T.D.S.)
HAZİNE-İ MİLLET: Millet hazinesi. * Maliye idaresi.
HAZİNE-İ TECEDDÜD: Yenilik hazinesi. Çok yeniliklere sebeb olan.
HAZİNEDAR: f. Malı muhafazaya me'mur olan.
HAZİNEDARÎ: f. Hazinedarlık.
HAZİNE KETHUDASI: Tar: Yavuz Sultan Selim Han zamanında kurulan hazine kethudâlığı, saraya girip çıkan demirbaş eşyanın korunup saklanmasıyla mes'ul idi. Bu müessesenin başında bulunan memura da hazine kethudâsı denilirdi.
HAZİNE-MÂNDE: f. Şahıs üzerinden kaydı silinerek devlet hazinesine kalan mal veya para.
HULYA-Yİ HAZİN: Hazin hülya.
İÇ HAZİNE: t. Osmanlı İmparatorluğu zamanında sarayda muhafaza edilen bir kısım paralar.
İFRAZ HAZİNESİ: Tar: Kullanılmayan kıymetli eşyanın saklandığı yer. Bu gibi kıymetli şeylerden ikinci dereceden olanların muhafaza olunduğu yere de "Bodrum Hazinesi" denilirdi.
İHTİYAT HAZİNESİ: Tar: Savaş ve diğer fevkalâde masraflara karşılık olmak üzere sarayda biriktirilen paralar. Gelirleri havass-ı hümayun hâsılatı, ganimetlerin beşte biri ve başka hükümdarlardan gelen hediyelerdi. Buna "iç hazine" veya "enderun hazinesi" de denilirdi.
MAGAZİN: Çeşitli mevzulardan bahseden resimli mecmua.
MAHAZİN: (Mahzen. C.) Mahzenler, sığınaklar, bodrumlar.
MAZİN: Karınca yumurtası. * Bir kabilenin adı.
MEAZİN: (Me'zene. C.) Ezan okunan yerler.
MEHAZİN: Mahzenler. Hazineler. Mal doldurulan yerler.
MEVAZİN: (Mizan. C.) Mizânlar. ölçüler. Terâziler.
MUVAZİN: (Vezn. den) Ağırlıkça birbirine eşit ve denk olan. * Denk, uygun.
MÜSTAHFAZÎN: (Müstahfaz. C.) Müstahfazlar.
MÜTEVAZİN: Tevazün eden, tartıları bir olan.
ÖMR-Ü HAZİN: Hazin ömür. Hüzünlü hayat.
PAZİN: f. Gecenin bir kısmı.
REVAZİN: (Revzen. C.) f. Pencereler.
SAVT-I HAZİN: Hüzünlü ses.
YÂD-İ HAZİN: Hüzünlü hâtıra.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ÂZÎNE : f. Cuma veya bayram günü.
AZİB : Susuzluktan yem ve yulaf yemeyen yorgun hayvan.
AZA' : Başa gelen musibete sabretmek. * Bir kimseyi babasına nisbet etmek.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...