Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ÇAĞ: | Zaman, vakit, esnâ, hengâm, mevsim. Yaş. Boy, kamet, tenâsüb, lüzumu derece semizlik. Devir, tarih çağları. (İlkçağ, Ortaçağ, Yeniçağ, Yakınçağ.) |
| ÇAĞATAY: | Cengiz Han'ın oğlu Çağatay Han'ın ismine nisbetle Mâvera-ün Nehr taraflarında oturan Doğu Türklerine ve edebî lisan olarak kullandıkları Doğu Türkçesine verilen isimdir. |
| ÇAĞDAŞ: | (Bak: Asrî) |
| ÇAĞDIŞI: | Askerliğe alınma çağı dışında. Çağın fikirlerine felsefesine uymayan. Bu mânada bazı kimselerin kelimeyi hakaret olarak kullanmaları dar görüşlülüğün ve cehaletin neticesidir. Çünkü çağın insanlık için zararlı öyle fikirleri ve felsefeleri vardır ki, gelecek devirler bunu anladıkları zaman şimdi bunu benimseyenlerin zavallılıkları da anlaşılmış olacaktır. Körükörüne çağın her düşüncesini benimsemek, müslümana yakışmaz. (Bak: Asrî) |
| ÇAĞLA: | (Çağala) Badem, erik, kayısı gibi yemişlerin yenebilen ham meyvesi. |
| ÇAĞLAR: | Kayalara veya setlere çarparak, yerden köpürerek düşen su. Şelâle, çağlayan. |
| ÇAĞRIŞIM: | Psk: Bir idrakla kazanılan bir fikrin başka bir idrak (algı) ile kazanılan fikir arasında bağıntı kurulması, birinin diğerini hatıra getirmesidir. Bu bağıntı zaman ve mekânda yakınlık, benzerlik ve zıdlık sebebiyle kurulur. Sevap deyince günahın; abdest deyince namazın; Cennet deyince Cehennem'in de aklı gelmesi gibi... |
| ÇAĞZ: | f. Kurbağa. Korku, havf. Kapandığı halde hâlâ içinde cerahat bulunan yara. Ah ü fizar. İnilti. |
| İçerisinde 'ÇAĞ' geçenler | |
| ÇAĞATAY: | Cengiz Han'ın oğlu Çağatay Han'ın ismine nisbetle Mâvera-ün Nehr taraflarında oturan Doğu Türklerine ve edebî lisan olarak kullandıkları Doğu Türkçesine verilen isimdir. |
| ÇAĞDAŞ: | (Bak: Asrî) |
| ÇAĞDIŞI: | Askerliğe alınma çağı dışında. * Çağın fikirlerine felsefesine uymayan. Bu mânada bazı kimselerin kelimeyi hakaret olarak kullanmaları dar görüşlülüğün ve cehaletin neticesidir. Çünkü çağın insanlık için zararlı öyle fikirleri ve felsefeleri vardır ki, gelecek devirler bunu anladıkları zaman şimdi bunu benimseyenlerin zavallılıkları da anlaşılmış olacaktır. Körükörüne çağın her düşüncesini benimsemek, müslümana yakışmaz. (Bak: Asrî) |
| ÇAĞLA: | (Çağala) Badem, erik, kayısı gibi yemişlerin yenebilen ham meyvesi. |
| ÇAĞLAR: | Kayalara veya setlere çarparak, yerden köpürerek düşen su. Şelâle, çağlayan. |
| ÇAĞRIŞIM: | Psk: Bir idrakla kazanılan bir fikrin başka bir idrak (algı) ile kazanılan fikir arasında bağıntı kurulması, birinin diğerini hatıra getirmesidir. Bu bağıntı zaman ve mekânda yakınlık, benzerlik ve zıdlık sebebiyle kurulur. Sevap deyince günahın; abdest deyince namazın; Cennet deyince Cehennem'in de aklı gelmesi gibi... |
| ÇAĞZ: | f. Kurbağa. * Korku, havf. * Kapandığı halde hâlâ içinde cerahat bulunan yara. * Ah ü fizar. İnilti. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ÇAĞATAY : | Cengiz Han'ın oğlu Çağatay Han'ın ismine nisbetle Mâvera-ün Nehr taraflarında oturan Doğu Türklerine ve edebî lisan olarak kullandıkları Doğu Türkçesine verilen isimdir. |
| ÇABA : | Cehd. Gayret, herhangi bir işi yapmak için harcanan güç. |