Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ÇAL: | İsimlere önden eklenip, onun daima hareket edip oynamakta olduğuna işaret ve delâlet eder. Meselâ: Çal-at : Durduğu yerde de hareket eden at. Bir şeyi şiddetle kapmaya delâlet eder. Meselâ: Çal-yaka: Yakasından kapmak, şiddetle yakalamak. |
| ÇALA: | İsimlerden önce kullanılarak, devam ve şiddetli ve pervasız kullanılmasını bildirir. Meselâ: Çalakalem: Çabuk ve gelişigüzel ve ilmi olmayan yazı yazmak. |
| ÇALAB: | t. İlâh. Mâbud. Cenâb-ı Hak, Rab. |
| ÇALAK: | f. Yerinde durmayan, çabuk, oynak. Dâima çalışan. Her bir hareketi çabuk olan. Akıl ve ferâseti açık. |
| ÇALAKÎ: | f. Çeviklik, süratlilik, tezlik. |
| ÇAL-AT: | Hareketli, yerinde duramayıp şahlanan at. |
| ÇALBUS: | f. Dalkavuk, yaltakçı. |
| ÇALÇENE: | t. Durmayıp konuşan, geveze. |
| ÇALGI: | Müzik âleti. Müzik, çalgı. (İslâm âlimleri insanda maddi, hayvâni hisler ve hevesler uyandıran müziğin haram olduğunu bildirmişlerdir.) |
| ÇALIM: | Tavır, eda. Kılıcın keskin tarafı, ağzı. |
| ÇÂLİK: | f. Çelik çomak oyunu. |
| ÇÂLİŞ: | f. Savaşta düşmana karşı gurur ve naz ile yürüme. Mukabil, karşı durma. Savaş, muharebe, harp, ceng, mücadele. Birleşme. |
| İçerisinde 'ÇAL' geçenler | |
| AÇALYA: | yun. Fundagillerden, güzel çiçekli bir bitki ve çiçeği. |
| BİLİNÇALTI: | t. Psk: Şuur altı. Geçmişte yaşadığımız ve etkisi altında kaldığımız hâdiselerden şimdi hatırlayamadıklarımız, şu anda da varlığımızda meydana gelen hadiselerden bilgisine sahip olmadıklarımızın hepsi. İnsan şuurlu hareket ettiği gibi şuuraltı etkilerle de hareket eder. İnsan şuuraltının etkisiyle hareket ettiği zaman bu hareketini şuuruyla izah ederken bahane sebepler bulur. Ama bu sebepler hareketin mahiyetini izahtan uzak kalır. |
| ÇALA: | İsimlerden önce kullanılarak, devam ve şiddetli ve pervasız kullanılmasını bildirir. Meselâ: Çalakalem: Çabuk ve gelişigüzel ve ilmi olmayan yazı yazmak. |
| ÇALAB: | t. İlâh. Mâbud. Cenâb-ı Hak, Rab. |
| ÇALAK: | f. Yerinde durmayan, çabuk, oynak. Dâima çalışan. Her bir hareketi çabuk olan. * Akıl ve ferâseti açık. |
| ÇALAKÎ: | f. Çeviklik, süratlilik, tezlik. |
| ÇAL-AT: | Hareketli, yerinde duramayıp şahlanan at. |
| ÇALBUS: | f. Dalkavuk, yaltakçı. |
| ÇALÇENE: | t. Durmayıp konuşan, geveze. |
| ÇALGI: | Müzik âleti. Müzik, çalgı. (İslâm âlimleri insanda maddi, hayvâni hisler ve hevesler uyandıran müziğin haram olduğunu bildirmişlerdir.) |
| ÇALIM: | Tavır, eda. * Kılıcın keskin tarafı, ağzı. |
| ÇÂLİK: | f. Çelik çomak oyunu. |
| ÇÂLİŞ: | f. Savaşta düşmana karşı gurur ve naz ile yürüme. * Mukabil, karşı durma. * Savaş, muharebe, harp, ceng, mücadele. * Birleşme. |
| ÇEVİK ÇALAK: | Tez, hareketli, çalışan. Yerinde durmayıp hareket eden. |
| GALEBE ÇALMAK: | Galib olmak, üstün gelmek. |
| RİÇAL: | f. Reçel. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ÇALA : | İsimlerden önce kullanılarak, devam ve şiddetli ve pervasız kullanılmasını bildirir. Meselâ: Çalakalem: Çabuk ve gelişigüzel ve ilmi olmayan yazı yazmak. |
| ÇABA : | Cehd. Gayret, herhangi bir işi yapmak için harcanan güç. |