Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ÜF: Kulak kiri.
Tırnak arasında olan kir.
Hüzün ve kedere işaret eden kelime.
ÜFÇE: f. Bostan korkuluğu.
ÜFF: Of!
ÜFFE: Necis, pis.
ÜFHUD: Yetişmiş çocuk.
ÜFHUS: (C.: Efâhis) Kayalarda olan kuş yuvası.
ÜFKUHE: Şaşılacak şey.
ÜFN: Hamâkat, ahmaklık.
ÜFNUN: Hâl. Nev, çeşit. Saçma sapan söz. Dedikodu.
ÜFTADE: f. Düşmüş. Fakir, biçare.
Âşık, tutkun.
ÜFTADEGÂN: (Üftade. C.) f. Düşkünler. Tutkunlar. Âşıklar.
ÜFTADEGÎ: f. Düşkünlük, biçarelik.
ÜFTAN: f. Düşen. Düşerek.
ÜFUK: (Efk) Yalan söylemek.
Kaçmak.
Bir işten sapmak.
ÜFUL: Batmak, kaybolmak.
Mc: Ölmek.
ÜF'ULE: Vazife, görev.
ÜF'UVAN: Erkek yılan.
ÜFÜRRE: Karışmak.
İçerisinde 'ÜF' geçenler
AHMED-İ RÜFÂÎ: (Hi: 512-578) Büyük bir veliyullahtır. Pek çok kerametleri görülmüştür. İmam-ı Musa Kâzım Hazretlerinin evlâtlarından olup, dine büyük hizmetler etmiştir. (R.A.)
ÂLEM-İ SÜFLÎ: Süflilerin âlemi. Dünyâ âlemi. Âlem-i şehadet, âlem-i nâsut. (Bak: Nâsut)(Şu kâinata nazar-ı hikmetle bakıldığı vakit, azim bir şecere mânasında görünür. Ve şecerenin nasıl dalları, yaprakları, çiçekleri, meyveleri vardır. Şu şecere-i hilkatin de bir şıkkı olan âlem-i süflinin: Anasır, dalları; nebatat ve eşcar, yaprakları; hayvanat, çiçekleri; insan, meyveleri hükmünde görünür. Sâni-i zülcelâl'in, ağaçlar hakkında câri olan bir kanunu, elbette şu şecere-i âzamda da câri olmak, mukteza-yı ism-i Hakîm'dir. S.)
ALÜFTE: f. Muhabbet ve sevgiden deli gibi. * Alışık, nâmus perdesi yırtık, iffetsiz kadın. Fâhişe.
ALÜFTE-GÂN: f. (Alüfte. C.) Nâmus perdesi yırtık kadınlar. Fâhişeler.
ASÜFTE: (Asügde) f. Ateşle islenmiş. * Hazırlanmış, hazır.
AŞÜFTE: f. Sevgiden kendinden geçen. Çıldırırcasına seven. * İffetsiz kadın.
AŞÜFTE-DİL: f. Gönlü perişan olmuş.
AŞÜFTE-DİMAĞ: f. Aklı perişan.
AŞÜFTE-DİL: f. Gönlü perişan olmuş.
BÜFE: Fr. İçinde sofra takımı konulan dolap. * Davetlileri ağırlamak için çeşitli yiyecek ve içeceklerin hazır bulundurulduğu masa. * İstasyon lokantası. * Sigara, kibrit, gazete, sandviç v.s. satılan yer.
CÜFAEN: Beyhude, boşuboşuna, faydasız yere.
CÜFAF: Kurumuş.
CÜFAFE: Dağılmış kuru ot.
CÜFAL: Selin kenara attığı çör çöp. * Davarın yünü ve kılı çok olmak. * Kıllı kimse. * Bol.
CÜFALE: Su kenarında olan çörçöp.
CÜFF: İçi boş olan şey. Kof. * Dimağa işlemiş olan baş yarığı. * Hurma çiçeğinin kabuğu. * Cemaat, topluluk. * Yarısı kesilip kova olmuş olan çürük ve eski kırba.
CÜFRE: Bir şeyin ortası. Mezar. * Boşluk. Çukur. * Göğsün içerisi. Sadır.
CÜFT: f. Tek olmayan. Eşi olan. Çift.
CÜFTE: f. Benzer, eş, denk, müsavi. * İnsan veya hayvan sağrıs. * Hayvan çiftesi.
CÜFUR: Zayıf olmak.
CÜRÜF: Uçurum, yar.
DAĞDAR-I TEESSÜF: Çok acı olup, teessüf edilen.
DİL-ŞÜKÜFTE: f. Gönlü açılmış, ferahlamış.
DİYAR-I KÜFR: İslâm ülkelerinden hariç olan memleketler.
DÜF: (C.: Düfuf) Def.
DÜF'A: (C.: Difâ) Çok çabuk akan su.
DÜFAK: Bir şeyin dolu olması.
DÜFFA': Büyük sel.
DÜFN: Gömülmüş kuyu.
DÜFUK: Atılmak. * Dökülmek.
EBU SÜFYAN: (Mi: 597 - 653) Kureyş kabilesinin bir kolu olan Beni Ümeyyenin Reisi ve Hz. Muâviyenin (R.A.) babası.
EMR-İ KÜFRÎ: İmansızlığa ait bir iş ve bir husus.
FUHUL-İ MÜFESSİRÎN: Tefsircilerin en ileri gelenleri, müfessirlerin en önde olanları.
FÜFS: Kırman dağlarında bulunan bir taife.
GULÜF: (Gılâf. C.) Kınlar, mahfazalar, kılıflar.
GÜFT: f. Dedi, söyledi. * Söz, kelâm.
GÜFTAR: f. Sözler, lâkırdılar.
GÜFTE: Her hangi bir makama göre bestelenen manzume. * Farsça "söylemek" demek olan "güften" mastarından gelen bu tabirin mânası, söylenmiş söz demektir.
GÜFT Ü GU: Dedi kodu. Kîl ü kal.
GÜFT Ü ŞENÎD: İşitilen şeyler, duyulan şeyler.
HAŞV-İ MÜFSİD: Edb: İbarede yalnız kalabalık etmekle kalmayıp mânâyı da anlaşılmaz hale getiren söz.
HATIR-AŞÜFTE: f. Gönlü perişan olan.
HİSSE-İ MÜFREZE: Fık: Bir toprağın taksiminde vârislerden her birisinin hissesine isabet eden yer.
HÜFAT: Nazar etmek, bakmak.
HÜFFEL: Memesi süt ile dolu olan koyun.
HATIR-AŞÜFTE: f. Gönlü perişan olan.
İŞGÜFE: f. İstifrağ, kusma. * Çiçek.
İŞKÜFE: f. Çiçek.
KATL-İ NÜFUS: Adam öldürme.
KEM-GÜFTAR: f. Az konuşan. Az söyliyen.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ÜFÇE : f. Bostan korkuluğu.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...