Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ÜRD: f. Gibi, benzer.
ÜRDÜNN: Uyuklamak.
Bir büyük ırmak.
İçerisinde 'ÜRD' geçenler
ALU-GÜRDE: f. Caneriği.
AZÜRDE: f. Azar görmüş, incinmiş, gücenmiş. Kalbi kırılmış, üzülmüş.
AZÜRDE-DİL: Kalbi kırık. Müteessir.
AZÜRDE-GÎ: f. Gücendirilmiş, incitilmiş olma.
AZÜRDE-HÂTIR: f. Gönlü kırılmış, hatırı kırılmış.
AZÜRDE-PÜŞT: f. Beli bükülmüş ihtiyar.* Yükten sırtı berelenmiş olan hayvan.
BUBÜRD(EK): f. Andelib, bülbül.
BÜRD: f. Bilmece, bulmaca.
BÜRDA: Tıb: Sıtma hastalığı.
BÜRDBAR: f. Ağırbaşlı. Sabırlı, mütehammil, uysal, tahammüllü kimse.
BÜRDBARÎ: f. Ağırbaşlılık, sabırlılık.
BÜRDE: Hırka. Üstten giyilen libas, elbise.
BÜRDEK: f. Küçük bilmece.
BÜRDÎ: Hurmanın iyisi.
CÜRD: Tüysüz, kılsız. * Cilt hastası (deve). * Tüyleri kısa olan (at). * Bitki örtüsü olmayan (arazi). * Piyâdesiz (süvâri).
CÜRDAN: At ve eşek zekeri.
CÜRDE: Çorak bölge. * Çıplak vücut. * Atlı asker.
CÜRDE ASKERİ: Eskiden hacca giden kafilelerin muhafızlığını yapan asker.
DEST-BÜRD: f. Kuvvet, kudret. * Üstünlük, zafer, muvaffakiyet.
DİL-MÜRDE: f. Duygusuz, kalbi ölmüş.
DÜRD(E): f. Tortu, çöküntü, posa, işe yaramayan kısım.
DÜRDAKIS: Başla boyun arasında olan kemik.
DÜRDÎ: f. Çöküntü, tortu.
DÜRDÜR: Dişin kök yeri. * Çocukların dişlerinin çıkıp bittiği yer.
EFSÜRDE: f. Soluk, donmuş, hissizleşmiş.
EFSÜRDE-DİL: f. Kalbi hissizleşmiş. Donuk gibi olmuş kalb.
EFSÜRDE-DİMAG: f. Beyni donmuş. * Mc: Kabiliyetsiz.
EFSÜRDE-GÂN: (Efsürde. C.) Duygusuz, gayretsiz adamlar.
EFSÜRDE-MİZAC: f. Kanı soğuk, soğuk kanlı, mizâcı soğuk adam.
EFŞÜRDE: f. Sıkılmış, posası çıkartılmış (şey.)
FÜSÜRDE: f. Donmuş, sertleşmiş. Müncemid.
FÜSÜRDE DİL (EFSÜRDE DİL): Kalbi donmuş. Hissiz. Kalbi katılaşmış.
FÜŞÜRDE: f. Direnen, inad eden, ısrar eden.
FÜŞÜRDE-KADEM: f. Ayak direyen, inad eden, ısrar eden.
GÜRD: f. Cesur, kahraman, yiğit, bahadır.
GÜRDAS: f. Gaddar, zalim.
GÜRDE: f. Böbrek.
HATIR-AZÜRDE: f. Hatırı kırılmış.
HURD Ü MÜRD: f. Parça parça. Ufak tefek kimse.
KASİDE-İ BÜRDE: Hazret-i Peygamber (A.S.M.) önünde meşhur Arab Şâiri Ka'b bin Züheyr'in okuduğu kasidenin adı olup, bu kasideyi Peygamber Aleyhissalâtü vesselâm beğenmiş, mükâfat ve iltifat eseri olarak da kendi hırkasını ona giydirdiğinden bu isimle meşhur olmuştur.
KÜRDABE: Büyük su içinde olan çürüntü.
KÜRDE: (C: Kürüd) Sürülmüş tarla.
KÜRDEVS: (C: Kerâdis) Kemik başı. * At sürüsü.
KÜRDİSTAN: Kürdlerin oturdukları bölge. * İran'ın Ardelân eyaletinin eski adı.
MÜRD: (Mürde) f. Ölmüş, ölü.
MÜRD: (Emrüd. C.) Sakalı belirmemiş genç yiğitler.
MÜRDEDİL: Gönlü ölmüş, katı yürekli, ham, hissiz, duygusuz insan.
MÜRDEGÂN: (Mürde. C.) Ölüler, emvât. Ölmüşler.
MÜRDEŞU: (Mürdeşuy) f. Ölü yıkayıcı.
NİMMÜRDE: f. Ölüm derecesinde olan. Ölüm hâlinde bulunan.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ÜRDÜNN : Uyuklamak. * Bir büyük ırmak.
ÜRBA : Belâ, mihnet.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...