| Kelime | Anlam |
|---|
| İŞE: | f. Orman, sık ağaçlık. Câsus, hafiye. |
| İçerisinde 'İŞE' geçenler |
|---|
| AİŞE: | (Bak: Ayişe) |
| AKMİŞE: | (Kumaş. C.) Kumaşlar, dokumalar. |
| AVİŞE(N): | f. Kekik otu. * Sarılma, sıyırarak çıkma. Saldırma. |
| BEŞİŞE: | Açık yüzlü olmak. |
| BİŞE: | f. Orman, meşelik. |
| CEFA-PİŞE: | f. Gaddar, cebbar, zâlim. * Sevgili, mâşuk, sevilen. |
| CEŞİŞE: | Bulgur yemeği. |
| DALALETPİŞE: | Sapıklığı tâkibeden. Sapıklığa giden. İslâmiyetten başka yol tâkib eden. |
| DERD-İ MAİŞET: | Geçinmek derdi ve zorluğu. Maişet derdi. |
| DEŞİŞE: | Bulgur. |
| ENDİŞE: | f. Korku. Düşünce. Merak, keder, kuruntu. |
| ENDİŞE-İ İSTİKBAL: | Gelecek zamanı düşünmekten gelen merak, üzüntü, keder. Geleceği düşünmek. |
| ENDİŞE-İ MEVT: | Ölüm endişesi. Ölüm korkusu. |
| ENİŞE: | f. Hafiye, gizli polis. * Casus. Gizli haberler öğrenerek veya sırları çözerek düşmanlara haber veren kimse. * Dalkavuk, yaltakçı. |
| ENDİŞE-İ MEVT: | Ölüm endişesi. Ölüm korkusu. |
| FAHİŞE: | Ahlâksız ve hayâsız kadın. Namusunu korumayan kadın. * Allah'ın menettiği şey. * Zâniye. Kahbe. |
| FAKR-PİŞE: | f. Fakirliğe alışmış, fakirlik içinde, muhtaçlık içinde. |
| GİŞE: | Fr. Tren istasyonu, vapur iskelesi ve mağaza gibi yerlerde bilet veya paranın alınıp verildiği yer. |
| GÜNAHPİŞE: | (C: Günahpişegân) Günah işlemeyi âdet haline getiren. |
| GÜNAHPİŞEGÂN: | f. Günah işlemeyi âdet haline getirenler. |
| GÜNAHPİŞEGÂN: | f. Günah işlemeyi âdet haline getirenler. |
| HÂDİŞE: | Derisi parçalandığı halde kan çıkmayan yara. |
| HAFİŞE: | Sel yolu. |
| HARHİŞE: | f. Kavga, gürültü, patırtı. |
| HÂRİKA-PİŞE: | f. Hârikalı. Hârika işler yapan. |
| HAŞİŞE: | Ot. |
| HEMÎŞE: | f. Dâima. Her zaman. |
| HÜNERPİŞE: | f. Mahâretli, mârifetli, hünerli. |
| HEMÎŞE: | f. Dâima. Her zaman. |
| KEMİŞE: | Küçük emzikli deve. |
| KİRİŞEK: | f. Savaşçı, cengâver, muharib. |
| KLİŞE: | Fr. Matbaada tipografik baskıda kullanılan kabartma resim veya yazılar çıkarılmış madeni levha. |
| LÂKİŞE: | Tutmaç aşı. |
| MAİŞET: | (Ayş. dan) Yaşayış. Yaşama. Ömür. * Yaşamaya lüzumlu bulunan maddeler. |
| MAİŞETGÂH: | f. Maişet yeri. Geçim te'min edilen yer. |
| MEDAR-I MAİŞET: | Geçim vasıtası. |
| MİŞEZAR: | f. Küçük koruluk, ağaçlık, meşelik. |
| MÜDHİŞE: | Korkunç, ürküten, ürkütücü. |
| MAİŞETGÂH: | f. Maişet yeri. Geçim te'min edilen yer. |
| MÜDHİŞE: | Korkunç, ürküten, ürkütücü. |
| NEBERD-PİŞE: | f. Harb etmeyi sanat edinmiş kimse. Savaşçı. |
| NİŞE: | f. Çoban düdüğü. Kaval. |
| NİŞEST: | f. Oturan. |
| NİŞESTE: | (C.: Nişeste-gân) f. Oturan, oturmuş. |
| NİŞESTE-GÂN: | (Nişeste. C.) f. Oturanlar, oturmuş olanlar. |
| NİŞESTGÂH: | f. Oturacak yer. |
| NİŞESTE-GÂN: | (Nişeste. C.) f. Oturanlar, oturmuş olanlar. |
| PİŞE: | f. İş, kâr. Meşguliyet. * Alışkanlık, huy, âdet. * Meslek, san'at. * "Huy edinmiş, alışmış" anlamlarına gelir ve birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Hasenât-pişe $ : İyi şeyleri âdet edinmiş olan. |
| PİŞEGÂH: | f. İş yeri. Fabrika. |
| PİŞEGÂN: | (Pişe. C.) f. Meslekler, san'atlar. İşler. * Huylar, âdetler, tabiatlar. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ÎŞ : | Yaşayış. Yaşamak. Zevk u safa sürmek. * Hayata medar olan ve geçinilen şeyler. * Ekmek. Gıda. |