Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| İBRÂ: | (Ber'. den) Temize çıkarmak. Borçtan kurtarmak. Sağlamlaştırmak. |
| İBRÂ-İ ÂMM: | Huk: Bir kimsenin zimmetini bütün haklardan, dâvâlardan temize çıkarmak. |
| İBRÂ-İ HÂS: | Huk: Bir kimsenin zimmetini belirli bir haktan, hususi bir dâvâdan veya bir kısım haklardan beri kılmaktır. |
| İBRÂ-İ ISKAT: | Huk: Bir kimsenin diğer bir kimsedeki hakkını, tamamen veya kısmen terketmesi. |
| İBRÂ-İ İSTİFA: | Bir kimsenin, başka birisindeki hakkını aldığına dair ikrar etmesi. |
| İBRAD: | Güçsüzleştirme, âciz bırakma. Soğutma. |
| İBRAHİM: | İbrahim kelimesi, İbranicede baba anlamına gelen "eb"; ve cumhur demek olan "reham" kelimelerinden meydana gelmiştir. "Ebu-l cumhur" ise; cumhurun babası demektir. Bu ismi meydana getiren kelimelerin ikisinin de hareke veya telaffuzlarını az bir değişiklik yapmakla yine bu mânalar Arapçada vardır. Bu da İbranilerle Arapların yakınlıklarına delildir. |
| İBRAHİM (A.S.): | Halilullah ve Halil-ür Rahman da denir. Peygamberlerden İshak ve İsmâil'in (A.S.) babasıdır. Yirmi sahifelik kitap kendisine nâzil olmuştur. Süryanice konuşurdu. Peygamberimizin de (A.S.V.) ceddi idi. Urfa'da doğduğu da rivayet edilir. Zamanın kralı Nemrud tarafından ateşe atılmak istendi, mu'cize olarak ateş onu yakmadı. En şiddetli zamanda dahi Allah'tan başka kimsenin dostluğunu kabul etmediğinden, sadece ondan meded beklediğinden kendisine Halilullah denilmiştir. Sonra Mısır'a ve Kenan iline gitti. Oğlu İsmail (A.S.) ile birlikte Kâbe-i Muazzama'yı yeniden inşa' ettiler. Kudüs'te medfun'dur.( $ Ayet-i Kerimesinin delâletine göre, Hazret-i İbrahim ateşe atıldığı zaman, ateşin harareti burudete inkılâb etmesi, beşerin keşfettiği yakıcı olmayan mertebe-i nâriyeye örnek ve me'hazdır. İ.İ.)(Hazret-i İbrahim Aleyhisselâm'ın Nemrud'a karşı imate ve ihyâda Güneş'in tulu' ve gurubuna intikali, cüz'î imate ve ihyadan küllî imate ve ihyâya intikaldir ve bir terakkidir. O delilin en parlak ve en geniş dairesini göstermektir. Yoksa bir kısım ehl-i tefsirin dedikleri gibi, hafî delili bırakıp, zâhir delile çıkmak değildir. M.) |
| İBRAHİM BİN EDHEM: | Babası Belh Şehrinin Pâdişahı idi. Hicri 2. asırda yetişmiş büyük bir veliyullahtır. Bir çok kerametleri görülmüş, Allah rızası yolunda dünya saltanatını terk ederek fakirliği kabul etmiş ve bütün ömrünü ibadet ve taat ile geçirmiştir. Kerametleri dillere destandır. |
| İBRAHİM DESUKÎ: | Büyük âlim ve mutasavvıflardan olup büyük makam sâhibi bir zâtdır. Pek meşhur ve çok güzel sözleri ve mev'izaları vardır. 676 tarihinde 43 yaşında Şam'da vefat etmiştir. (K.S.) |
| İBRAHİM HAKKI: | (K.S.) : Hi: 12. asırda yaşamış büyük âlim ve mutasavvıftır. Hasankale'li olup en son Tillo'da yaşamıştır. Marifetname isimli meşhur eseri vardır. |
| İBRAHİM-VARİ: | f. İbrâhim (A.S.) gibi. Fani, gelip geçici şeylere kalbini bağlamamak sureti ile. |
| İBRAK: | Av hayvanlarını ürkütüp korkutmak. Koyun kurban etmek. Şimşek çakmak. |
| İBRAK: | Deveyi çökertmek. |
| İBRAM: | Israrla rica etmek. Usandırıncaya kadar üzerine düşmek. Usandırmak, yıldırmak. İpi sağlam bükmek. Muhkem kılmak. |
| İBRAMAT: | (İbram. C.) Yalvarmalar, ısrar etmeler, rica etmeler, zorlamalar. |
| İBRANAME: | Alacaklı kimse tarafından alacak ve verecek kalmadığına dair verilen kâğıt. İbrâ senedi. |
| İBRANİ: | Eski Yahudi Sülâlesi veya o soydan olan. |
| İBRAR: | Yapılan yeminin doğru olduğu tasdik edilme. |
| İBRAZ: | Göstermek. Meydana koymak. |
| İBRAZ-I FAZL U HÜNER: | Hüner ve fazilet gösterme. |
| İçerisinde 'İBRÂ' geçenler | |
| ÂL-İ İBRAHİM: | Hz. İbrahim Peygamberin (A.S.) neslinden gelen ve onun mânevi yolunda yürüyenler. Bütün müslümanlar, Mü'minler. |
| İBRÂ-İ ÂMM: | Huk: Bir kimsenin zimmetini bütün haklardan, dâvâlardan temize çıkarmak. |
| İBRÂ-İ HÂS: | Huk: Bir kimsenin zimmetini belirli bir haktan, hususi bir dâvâdan veya bir kısım haklardan beri kılmaktır. |
| İBRÂ-İ ISKAT: | Huk: Bir kimsenin diğer bir kimsedeki hakkını, tamamen veya kısmen terketmesi. |
| İBRÂ-İ İSTİFA: | Bir kimsenin, başka birisindeki hakkını aldığına dair ikrar etmesi. |
| İBRAD: | Güçsüzleştirme, âciz bırakma. * Soğutma. |
| İBRAHİM: | İbrahim kelimesi, İbranicede baba anlamına gelen "eb"; ve cumhur demek olan "reham" kelimelerinden meydana gelmiştir. "Ebu-l cumhur" ise; cumhurun babası demektir. Bu ismi meydana getiren kelimelerin ikisinin de hareke veya telaffuzlarını az bir değişiklik yapmakla yine bu mânalar Arapçada vardır. Bu da İbranilerle Arapların yakınlıklarına delildir. |
| İBRAHİM (A.S.): | Halilullah ve Halil-ür Rahman da denir. Peygamberlerden İshak ve İsmâil'in (A.S.) babasıdır. Yirmi sahifelik kitap kendisine nâzil olmuştur. Süryanice konuşurdu. Peygamberimizin de (A.S.V.) ceddi idi. Urfa'da doğduğu da rivayet edilir. Zamanın kralı Nemrud tarafından ateşe atılmak istendi, mu'cize olarak ateş onu yakmadı. En şiddetli zamanda dahi Allah'tan başka kimsenin dostluğunu kabul etmediğinden, sadece ondan meded beklediğinden kendisine Halilullah denilmiştir. Sonra Mısır'a ve Kenan iline gitti. Oğlu İsmail (A.S.) ile birlikte Kâbe-i Muazzama'yı yeniden inşa' ettiler. Kudüs'te medfun'dur.( $ Ayet-i Kerimesinin delâletine göre, Hazret-i İbrahim ateşe atıldığı zaman, ateşin harareti burudete inkılâb etmesi, beşerin keşfettiği yakıcı olmayan mertebe-i nâriyeye örnek ve me'hazdır. İ.İ.)(Hazret-i İbrahim Aleyhisselâm'ın Nemrud'a karşı imate ve ihyâda Güneş'in tulu' ve gurubuna intikali, cüz'î imate ve ihyadan küllî imate ve ihyâya intikaldir ve bir terakkidir. O delilin en parlak ve en geniş dairesini göstermektir. Yoksa bir kısım ehl-i tefsirin dedikleri gibi, hafî delili bırakıp, zâhir delile çıkmak değildir. M.) |
| İBRAHİM BİN EDHEM: | Babası Belh Şehrinin Pâdişahı idi. Hicri 2. asırda yetişmiş büyük bir veliyullahtır. Bir çok kerametleri görülmüş, Allah rızası yolunda dünya saltanatını terk ederek fakirliği kabul etmiş ve bütün ömrünü ibadet ve taat ile geçirmiştir. Kerametleri dillere destandır. |
| İBRAHİM DESUKÎ: | Büyük âlim ve mutasavvıflardan olup büyük makam sâhibi bir zâtdır. Pek meşhur ve çok güzel sözleri ve mev'izaları vardır. 676 tarihinde 43 yaşında Şam'da vefat etmiştir. (K.S.) |
| İBRAHİM HAKKI: | (K.S.) : Hi: 12. asırda yaşamış büyük âlim ve mutasavvıftır. Hasankale'li olup en son Tillo'da yaşamıştır. Marifetname isimli meşhur eseri vardır. |
| İBRAHİM-VARİ: | f. İbrâhim (A.S.) gibi. Fani, gelip geçici şeylere kalbini bağlamamak sureti ile. |
| İBRAK: | Av hayvanlarını ürkütüp korkutmak. * Koyun kurban etmek. * Şimşek çakmak. |
| İBRAK: | Deveyi çökertmek. |
| İBRAM: | Israrla rica etmek. Usandırıncaya kadar üzerine düşmek. * Usandırmak, yıldırmak. * İpi sağlam bükmek. * Muhkem kılmak. |
| İBRAMAT: | (İbram. C.) Yalvarmalar, ısrar etmeler, rica etmeler, zorlamalar. |
| İBRANAME: | Alacaklı kimse tarafından alacak ve verecek kalmadığına dair verilen kâğıt. İbrâ senedi. |
| İBRANİ: | Eski Yahudi Sülâlesi veya o soydan olan. |
| İBRAR: | Yapılan yeminin doğru olduğu tasdik edilme. |
| İBRAZ: | Göstermek. Meydana koymak. |
| İBRAZ-I FAZL U HÜNER: | Hüner ve fazilet gösterme. |
| İSTİBRA: | (Bak: İstibda) |
| İSTİBRAZ: | Meydana çıkarmak, açığa vurmak. |
| MAKAM-I İBRAHİM: | (Bak: Kâbe) |
| NİBRAS: | (Süryânice) Lâmba, çıra. |
| ŞİBRAK: | Yırtmak. * Parçalamak. |
| TİBRAK: | Bıçak. |
| ZİBRAK: | Sarartmak. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| İBRÂ-İ ÂMM : | Huk: Bir kimsenin zimmetini bütün haklardan, dâvâlardan temize çıkarmak. |
| İBA' : | Çekinmek. Tiksinmek. * Kabul etmemek, bir işe razı olmamak. * Doymadan yemekten çekilmek. |