Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
İBRE: İnce iğne gibi âlet.
Saatlerde veya pusuladaki rakamlara işâret eden ince âlet.
Çam gibi ağaçların yaprağı.
İBRE-İ HAYYAT: Kendi işlerini bırakıp başkasının işlerini halledip düzeltmeye çalışan adam.
Terzi iğnesi.
İBRET: Uyanıklığa sebeb olan ders.
Çok çirkin ve düşündürücü.
Tuhaf, acâyip.
İBRET-İ ÂLEM İÇİN: Bütün âleme ibret olsun diye. Herkese ibret olsun için.
İBRETAMİZ: (İbret-âmiz) f. İbret öğreten. Ders verici hâdise.
İBRETBAHŞ: f. İbret veren, ibreti iktiza eden.
İBRETBİN: f. İbret almış, ders almış.
İBRETEN: İbret olmak üzere, intibah ve ibret vesilesi olmak için.
İBRETFEŞAN: f. İbret dağıtan, çok mühim ders verici hâdise.
İBRETNÜMA: f. İbret gösteren. İbret veren.
İBRETNÜMUN: f. İbret olan, ders olan.
İçerisinde 'İBRE' geçenler
DERS-İ İBRET: İbret dersi. Göz ve fikir açacak hâdise.
DİBRE: Çokluk.
EHL-İ HİBRE: f. Ehl-i vukuf. Bilirkişi. Meselenin künhüne vâkıf mütehassıs zât.
HİBRE: (Hibret) Bir şeyin iç yüzünü hakkı ile bilmek.
İBRE-İ HAYYAT: Kendi işlerini bırakıp başkasının işlerini halledip düzeltmeye çalışan adam. * Terzi iğnesi.
İBRET: Uyanıklığa sebeb olan ders. * Çok çirkin ve düşündürücü. * Tuhaf, acâyip.
İBRET-İ ÂLEM İÇİN: Bütün âleme ibret olsun diye. Herkese ibret olsun için.
İBRETAMİZ: (İbret-âmiz) f. İbret öğreten. Ders verici hâdise.
İBRETBAHŞ: f. İbret veren, ibreti iktiza eden.
İBRETBİN: f. İbret almış, ders almış.
İBRETEN: İbret olmak üzere, intibah ve ibret vesilesi olmak için.
İBRETFEŞAN: f. İbret dağıtan, çok mühim ders verici hâdise.
İBRETNÜMA: f. İbret gösteren. İbret veren.
İBRETNÜMUN: f. İbret olan, ders olan.
MEDAR-I İBRET: İbret almağa yarıyan.
MİBRED: Eğe. * Eğe cinsinden bir yazı âleti.
MİBREE: Kalemtraş. Kalem açmağa yarıyan âlet.
MİRSAD-I İBRET: İbretle seyretme yeri.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
İBRE-İ HAYYAT : Kendi işlerini bırakıp başkasının işlerini halledip düzeltmeye çalışan adam. * Terzi iğnesi.
İBRÂ : (Ber'. den) Temize çıkarmak. Borçtan kurtarmak. Sağlamlaştırmak.
İBA' : Çekinmek. Tiksinmek. * Kabul etmemek, bir işe razı olmamak. * Doymadan yemekten çekilmek.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...