Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
İCAB: Lâzım. Gerekli. Lüzum. Sebeb olmak.
Ist: Akitlerde ilk söylenen söz. Bir mal sahibinin müşteriye karşı, "Bu malımı sana şu kadar paraya sattım" demesidir. Müşterinin de kabul etmesine dair olan sözüne "kabul" denir. Şer'i ıstılahta buna "icâb ve kabul" denir.
İCABAT: İcablar. Gerekenler. Lüzum edenler.
İCABE(T): Kabul olmak. Kabul etmek.
Râzı olma, rızâ gösterme, muvafakat etme.
İCABE-İ DUÂ: Duânın kabul olması. Duâya cevap verilmesi. Muvafakat edilmesi. (Bak: Dua)
İCABETGÂH: f. Kabul etme yeri.
İCABÎ: Müsbet. İcaba âit, icaba dair.
Lâzım, gerekli, zarurete müteallik.
İçerisinde 'İCAB' geçenler
BÎ-HİCAB: Hicabsız, perdesiz, âşikâr olarak.
HASBEL İCAB: (Hasb-el icâb) Durum icabı olarak, hâl ve durum iktiza ettiği için, durum dolayısıyla.
HETK-İ HİCAB-I İSMET: Namus perdesini yırtma.
HİCAB: Perde. Örtü. Hâil. * Utanma. Kendini kusurlu bilip insanlar arasından çekilmek. * Men'etmek. * Allah ile kul arasındaki perde. * Setretmek. Gizlemek.
HİCAB-I ÇİHRE: Yüz örtüsü.
HİCAB-I EBR: Bulut perdesi.
HİCAB-I HÂCİZ: (Hicab-ı sadr) Tıb: Göğüs ile karın uzuvlarını birbirinden ayıran perde, zar. Diyafram.
HİCAB-I KALB: Kalbin boşlukları arasındaki zarların her biri.
HİCAB-I MEŞİMÎ: Rahim zarı. Ana rahminde cenini saran zar.
HİCAB-I MÜSTABTIN: Tıb: Plevra.
HİCABAT: (Hicab. C.) Perdeler. * Tılsımlar.
HİCAB-AVER: f. Hicab verici, utandırıcı.
HİCABET: Kapıcılık. Perdecilik. * Teşrifatçılık, mabeyncilerin mesleği. Saray memurluğu. * Ortaçağ islâm devletlerinde vezirlik. * Kâbe perdeciliği.
HİCABÎ: Zar ve perde ile alâkalı ve ona müteallik. Perde ve örtüye âit. * Mahcub. Utangaç.
HUMRET-İ HİCÂB: Hayâdan, utanmaktan hâsıl olan kırmızılık.
İCABAT: İcablar. Gerekenler. Lüzum edenler.
İCABE(T): Kabul olmak. Kabul etmek. * Râzı olma, rızâ gösterme, muvafakat etme.
İCABE-İ DUÂ: Duânın kabul olması. Duâya cevap verilmesi. Muvafakat edilmesi. (Bak: Dua)
İCABETGÂH: f. Kabul etme yeri.
İCABÎ: Müsbet. İcaba âit, icaba dair. * Lâzım, gerekli, zarurete müteallik.
İCRA-YI İCABÎ: Lüzum eden muamelenin yerine getirilmesi.
İHTİCAB: Örtünme. Saklanma. Gizlenme. Perdelenme. * Doğumun belirli zamanından fazla uzaması.
İNDELİCAB: (İnd-el icab) İcab ettiği zaman, gerekince, iktiza ettiğinde.
İSTİCAB: Vâcib olmak. Hak etmek.
İSTİCABE: (İsticâbet) Duânın Allah tarafından kabul olunması.
KEZZAB-I BÎ-HİCAB: Utanmaz ve hayâ etmez yalancı.
SAAT-İ İCABE: Duaların kabul olduğu ve insanlarca gizli ve gaybî olan, Cuma gününde bir vakit.
ŞİCAB: Divit kapağı. * Her nesnenin ağzına, yarığına ve gedik yerine koyup tıkadıkları nesne.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
İCABAT : İcablar. Gerekenler. Lüzum edenler.
İCA' : (Veca. dan) Ağrıtma, veca verme.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...