Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| İCAZET-İ KÜLLÎ: | Vaktiyle Osmanlı serdarlarına ve sefirlerine müsâlaha, muahede akdi ve sair işler hakkında verilen mezuniyet. Tam salâhiyet demektir. Bu salâhiyeti alan kumandan veya sefir, üzerine aldığı işi merkezden sormaya ihtiyaç kalmadan maslahatın icabettirdiği ve kendi aklının erdiği vechile yapıp bitirirdi. |
| İçerisinde 'İCAZET-İ KÜLLÎ' geçenler | |
| İçerisinde 'İCAZET-İ KÜLLÎ' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| İCAZET-İ KAVLİYE : | Bir kimsenin bir şey hakkında "izin verdim" demesi. |
| İCAZET-İ FİİLİYE : | Bir kimseden izin ve ruhsata delalet eden bir fiil ve hareketin sudûr etmesi. |
| İCAZET : | İzin. Müsaade. Şehadetname. Diploma. "Olur" demek. Destur vermek. İlmî ehliyet. Reva görmek. |
| İCAZ : | (İycâz) Edb: Az söyle çok şey anlatmak. Sözü muhtasar söylemek. Çok mânaya gelen kısa cümlenin hâli. Mâruf ve müteârif olan cümleden kısa bir cümle ile maksadı ifâde san'atı.Böyle sözlere mucez, veciz veya vecize denilir. |
| İCA' : | (Veca. dan) Ağrıtma, veca verme. |