| Kelime | Anlam |
|---|
| İDANE: | (Deyn. den) Borç, ödünç verme, ikrâz. |
| İDANETEN: | Borç olarak, ödünç olarak, idane suretiyle. |
| İçerisinde 'İDANE' geçenler |
|---|
| ABİDANE: | f. Kul olarak, ibâdet edene yakışır surette. |
| BARİDANE: | f. Soğukça. |
| BİDANET: | Semizlik, besililik, yoğunluk. |
| CÂVİDÂNE: | f. Câvidân, ebedi, sonsuza âit, sonsuza müteallik. |
| HÂSİDANE: | f. Kıskanarak, kıskançlıkla. Hased edercesine. |
| İDANETEN: | Borç olarak, ödünç olarak, idane suretiyle. |
| İSTİDANE: | (Deyn. den) Borç alma, alınma. Ödünç alma. |
| MİDANEM: | f. Biliyorum. |
| MUKALLİDÂNE: | f. Benzetmeğe, taklide özenircesine. Taklid edercesine. Benzemeğe çalışırcasına. |
| MUTEMİDÂNE: | f. Bağlanarak, güvenerek. İtimâd etmek sureti ile. |
| MUVAHHİDÂNE: | f. Muvahhide yakışır surette. |
| MÜCAHİDANE: | f. Mücahid bir kimseye yakışır suret ve şekilde. |
| MÜCEDDİDANE: | f. Müceddide yakışır surette. Yenilik yapana yakışır şekilde. |
| MÜFSİDÂNE: | f. İfsad etmek suretiyle. Nifak meydana getirmekle. Fesadlıkla. Ara bozuculukla. |
| MÜLHİDÂNE: | f. Dinsizce, imansızca. Mülhid olan bir kimseye yakışır şekil ve surette. |
| MÜRİDÂNE: | f. Tarikata girmiş gibi. Aşk ve incizabla istiyerek, mürid gibi dua ederek. |
| MÜRŞİDÂNE: | Mürşid olan kimseye yakışır şekilde. |
| MÜSTEBİDÂNE: | f. İstibdat yaparak, müstebitçe. |
| MÜSTEFİDANE: | f. Faydalanarak, istifade ederek. |
| MÜSTERŞİDÂNE: | f. Doğru yolun gösterilmesini isteyene yakışır surette. |
| MÜTEAMMİDÂNE: | (Amd. den) f. Tasarlıyarak, bilerek, kasden. |
| MÜTEANNİDÂNE: | f. İnadçılıkla, inad ederek. |
| MÜTECELLİDÂNE: | f. Celadet ve kahramanlıkla. Yiğitlik göstererek. |
| MÜTEFERRİDÂNE: | f. Tek ve yalnız olarak. Teferrüd ederek. |
| MÜTEKAYİDÂNE: | f. Düzenbazlık ve hile ile. |
| MÜTEKAYYİDÂNE: | f. Dikkatli davranarak, kayıtlı bulunarak. |
| MÜTEMERRİDÂNE: | f. İnatla, direnerek, dikbaşlılıkla. |
| MÜTEREDDİDÂNE: | f. Kararsızlıkla. Tereddüd ederek. * Bir yere gidip gelerek. |
| MÜRŞİDÂNE: | Mürşid olan kimseye yakışır şekilde. |
| NEMİDANEM: | Bilmiyorum. |
| NEVMİDÂNE: | f. Ümitsizce, kederli ve ümidsiz olarak. |
| ZAHİDÂNE: | f. Zahide yakışır surette. Ehl-i takva gibi. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| İDANETEN : | Borç olarak, ödünç olarak, idane suretiyle. |
| İDA' : | Emanet bırakmak. Vedia koymak. * Huk: Kendi malının muhafazasını başkasına havale etme. |
| ÎD : | Bayram günü. Bayram. (Gidip tekrar gelen, bir kimsede âdet olup alışılan şey. Bayram tekrar geldiği için îd denilmiştir. L.R.) |