Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
İDANE: (Deyn. den) Borç, ödünç verme, ikrâz.
İDANETEN: Borç olarak, ödünç olarak, idane suretiyle.
İçerisinde 'İDANE' geçenler
ABİDANE: f. Kul olarak, ibâdet edene yakışır surette.
BARİDANE: f. Soğukça.
BİDANET: Semizlik, besililik, yoğunluk.
CÂVİDÂNE: f. Câvidân, ebedi, sonsuza âit, sonsuza müteallik.
HÂSİDANE: f. Kıskanarak, kıskançlıkla. Hased edercesine.
İDANETEN: Borç olarak, ödünç olarak, idane suretiyle.
İSTİDANE: (Deyn. den) Borç alma, alınma. Ödünç alma.
MİDANEM: f. Biliyorum.
MUKALLİDÂNE: f. Benzetmeğe, taklide özenircesine. Taklid edercesine. Benzemeğe çalışırcasına.
MUTEMİDÂNE: f. Bağlanarak, güvenerek. İtimâd etmek sureti ile.
MUVAHHİDÂNE: f. Muvahhide yakışır surette.
MÜCAHİDANE: f. Mücahid bir kimseye yakışır suret ve şekilde.
MÜCEDDİDANE: f. Müceddide yakışır surette. Yenilik yapana yakışır şekilde.
MÜFSİDÂNE: f. İfsad etmek suretiyle. Nifak meydana getirmekle. Fesadlıkla. Ara bozuculukla.
MÜLHİDÂNE: f. Dinsizce, imansızca. Mülhid olan bir kimseye yakışır şekil ve surette.
MÜRİDÂNE: f. Tarikata girmiş gibi. Aşk ve incizabla istiyerek, mürid gibi dua ederek.
MÜRŞİDÂNE: Mürşid olan kimseye yakışır şekilde.
MÜSTEBİDÂNE: f. İstibdat yaparak, müstebitçe.
MÜSTEFİDANE: f. Faydalanarak, istifade ederek.
MÜSTERŞİDÂNE: f. Doğru yolun gösterilmesini isteyene yakışır surette.
MÜTEAMMİDÂNE: (Amd. den) f. Tasarlıyarak, bilerek, kasden.
MÜTEANNİDÂNE: f. İnadçılıkla, inad ederek.
MÜTECELLİDÂNE: f. Celadet ve kahramanlıkla. Yiğitlik göstererek.
MÜTEFERRİDÂNE: f. Tek ve yalnız olarak. Teferrüd ederek.
MÜTEKAYİDÂNE: f. Düzenbazlık ve hile ile.
MÜTEKAYYİDÂNE: f. Dikkatli davranarak, kayıtlı bulunarak.
MÜTEMERRİDÂNE: f. İnatla, direnerek, dikbaşlılıkla.
MÜTEREDDİDÂNE: f. Kararsızlıkla. Tereddüd ederek. * Bir yere gidip gelerek.
MÜRŞİDÂNE: Mürşid olan kimseye yakışır şekilde.
NEMİDANEM: Bilmiyorum.
NEVMİDÂNE: f. Ümitsizce, kederli ve ümidsiz olarak.
ZAHİDÂNE: f. Zahide yakışır surette. Ehl-i takva gibi.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
İDANETEN : Borç olarak, ödünç olarak, idane suretiyle.
İDA' : Emanet bırakmak. Vedia koymak. * Huk: Kendi malının muhafazasını başkasına havale etme.
ÎD : Bayram günü. Bayram. (Gidip tekrar gelen, bir kimsede âdet olup alışılan şey. Bayram tekrar geldiği için îd denilmiştir. L.R.)
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...