| Kelime | Anlam |
|---|
| İDARE: | Devrettirmek. Çekip çevirmek. Döndürmek. Kullanmak. Becermek. |
| İDARE-İ ASKERİYE: | Askerlik işleriyle meşgul olan idare. |
| İDARE-İ EKVANÎ: | Kevnlerin, âlemlerin idaresi, tasarrufu. |
| İDARE-İ MAHSUSA: | İlk adı "İdare-i Aziziye" olan devlet vapur işletme dairesi. |
| İDARE-İ MASLAHAT: | Bir işi mümkün mertebe iyi-kötü yürütmek. |
| İDARE-İ MEŞRUTA: | Meşrutiyet idaresi, meşrutiyetle idare. |
| İDARE-İ MUTLAKA: | Bir hükümdarla idare. Bir hükümdarın idare ve yönetimi altında bulunan devlet. Mutlakiyet idaresi. |
| İDARE-İ MÜSTEBİDE: | İstibdat idaresi. |
| İDARE-İ ÖRFİYE: | İcabında devletin bir yerde mülki idareye ait nizamları tatil ile kanunen kurduğu askerî idare. Örfi idâre, sıkıyönetim. |
| İDARE-İ UMÛR: | İşlerin görülmesi. |
| İDARE FİTİLİ: | Eskiden geceleyin yatak odalarını aydınlatmak için zeytinyağı konmuş küçük bir tabağın içinde yakılan bir çeşit fitilin adıdır. Küçük petrol lâmbalarına da idâre denildiği için bunların fitillerine de bu ad verilir. |
| İDAREHANE: | f. Bir işe bakan hey'etin veya bir işi idare edenlerin toplanarak iş gördükleri yer ve dâire. Dergi, gazete vs. gibi yayınların yazı işlerine bakılan dâire. |
| İDARE KANDİLİ: | Yatak odalarını aydınlatmağa ve elde gezdirmeğe mahsus küçük, ışığı az lâmba. |
| İDARETEN: | İdare için. Kanun ile değil, işin gelişine göre yaparak. İdare yoluyla, işi idare ederek. |
| İçerisinde 'İDARE' geçenler |
|---|
| BİDARE: | f. Tutkun, âşık, düşkün. |
| HÜSN-Ü İDARE: | İyi idare etme. |
| İDARE-İ ASKERİYE: | Askerlik işleriyle meşgul olan idare. |
| İDARE-İ EKVANÎ: | Kevnlerin, âlemlerin idaresi, tasarrufu. |
| İDARE-İ MAHSUSA: | İlk adı "İdare-i Aziziye" olan devlet vapur işletme dairesi. |
| İDARE-İ MASLAHAT: | Bir işi mümkün mertebe iyi-kötü yürütmek. |
| İDARE-İ MEŞRUTA: | Meşrutiyet idaresi, meşrutiyetle idare. |
| İDARE-İ MUTLAKA: | Bir hükümdarla idare. Bir hükümdarın idare ve yönetimi altında bulunan devlet. Mutlakiyet idaresi. |
| İDARE-İ MÜSTEBİDE: | İstibdat idaresi. |
| İDARE-İ ÖRFİYE: | İcabında devletin bir yerde mülki idareye ait nizamları tatil ile kanunen kurduğu askerî idare. Örfi idâre, sıkıyönetim. |
| İDARE-İ UMÛR: | İşlerin görülmesi. |
| İDARE FİTİLİ: | Eskiden geceleyin yatak odalarını aydınlatmak için zeytinyağı konmuş küçük bir tabağın içinde yakılan bir çeşit fitilin adıdır. Küçük petrol lâmbalarına da idâre denildiği için bunların fitillerine de bu ad verilir. |
| İDAREHANE: | f. Bir işe bakan hey'etin veya bir işi idare edenlerin toplanarak iş gördükleri yer ve dâire. * Dergi, gazete vs. gibi yayınların yazı işlerine bakılan dâire. |
| İDARE KANDİLİ: | Yatak odalarını aydınlatmağa ve elde gezdirmeğe mahsus küçük, ışığı az lâmba. |
| İDARETEN: | İdare için. Kanun ile değil, işin gelişine göre yaparak. İdare yoluyla, işi idare ederek. |
| İSTİDARE: | (Devr. den) Dönme, dolaşma. * Daire biçimine girme, yuvarlak olma. |
| MAKARR-I İDARE: | İdare merkezi. Pâyitaht. Hükümet merkezi. |
| MİDARE: | Çuvaldız gibi bir demir. (Kadınlar onunla saç düzeltirler.) |
| MUTLAKIYYET-İ İDARE: | Bir kişinin arzu ve isteklerine bağlı olan idare sistemi. |
| ÖRFÎ İDARE: | (İdare-i örfî) Askerî kuvvete ihtiyacı gerektiren ve cemiyet hayatında zuhur eden müşkil hallerde vaktin icablarına göre ve vaziyet düzelinceye kadar sivil idare yerine askeri idare konması. Sıkı yönetim. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| İDARE-İ ASKERİYE : | Askerlik işleriyle meşgul olan idare. |
| İDA' : | Emanet bırakmak. Vedia koymak. * Huk: Kendi malının muhafazasını başkasına havale etme. |
| ÎD : | Bayram günü. Bayram. (Gidip tekrar gelen, bir kimsede âdet olup alışılan şey. Bayram tekrar geldiği için îd denilmiştir. L.R.) |