Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
İG: Koku, rayiha.
İGAL: Acele ile bir kimseyi bir yere sokma.
Uzaklara gitme.
İGAME: Havanın bulutlu olması.
İGARE: Yağma etmek, hücum etmek.
Teşvik etmek. Gayrete getirmek. Acele etmek.
İGASE: İmdada yetişmek, yardım etmek.
İGAZA: Kızdırma, darıltma.
İGBAB: Korkmak.
Bir gün görüp bir gün terketmek.
İGBİRAR: Kırılmak. Gücenmek.
Toz ile paslanmak.
Boz benizli olmak.
İGDAB: Gadablandırmak, kızdırmak, öfkelendirmek.
İGDİDAN: Saç uzamak.
Ot yeşermek.
İGDİN: Bozulmuş, kokmuş, cılık (yumurta).
İGFA': Uyuklamak.
İGFAL: (C.: İgfalât) Dikkatsizlikle terkettirmek.
Gaflette bırakmak.
Kandırmak. Aldatmak.
İGFALAT: (İgfal. C.) İğfal etmeler, kandırmalar, aldatmalar.
İGFALİYYAT: Yanıltıp aldatmak için söylenen sözler.
İGLA': Pahalandırma, fiatını yükseltme.
Kaynatma.
İGLAF: (Gılaf. dan) Kınına sokma, kılıfa koyma.
İGLAK: Karıştırmak. Kapamak. Muğlak yapmak. Anlaşılmaz hâle koymak.
Zorla iş yaptırmak.
Edb: Sözü karışık ve anlaşılmaz surette söyleme.
İGLAKAT: (İglak. C.) Muğlak yapmalar.
Karışık ve anlaşılmaz sözler.
İGLAT: (Galat. dan) Yanlışa götürme.
İGLAZ: (Galiz. den) Kaba ve fenâ söyleme.
İGLAZAT: (İglaz. C.) Kaba ve galiz söyleme.
İGLİNTA': Vurmakla ve sövmekle üstün gelip galebe etmek.
İGLİVVAT: Lâzım olmak, icab etmek.
İGMA': Bayılma, baygınlık, kendinden geçme.
İGMAD: Kınına sokma, kılıfına koyma.
Birçok şeyleri bir yere tıkma.
İGMAD-I SEYF: Kılıcı kınına sokma.
İGMAM: Kederlendirmek. Gamlandırmak. Hüzünlendirmek.
Gökyüzünün bulutlu olması.
İGMAR: Batırmak.
İGMAZ: Ayıplamak. Kınamak. Tahkir etmek.
İGMAZ: Müsamaha etmek. Görmemezliğe gelmek.
İGMAZ-I AYN: Göz yummak. Aldırmamak, görmemezlikten gelmek.
İGNA': Ganileştirmek. Zengin etmek.
Kifâyet edip bir şeyin yerini tutmak.
İGNAN: Ot çok olmak.
İGRA: Rağbetlendirmek. Teşvik etmek. Hırsını tahrik etmek.
İGRAB: Uzak yerlere yolculuk etme.
Garb (batı) tarafına gitme.
İGRAD: Yüksek ve güzel sesle şarkı söyleme.
İGRAK: Suya batırmak, boğmak.
Kabı doldurmak.
Edb: İmkânsız bulunan mübalâğa.
İGRAKAT: (İgrak. C.) Mübalâğalar, iğraklar, aşırı büyültmeler.
İGRAKİYYAT: Aşırı büyültmelerle ve mübâlâğalarla söylenen sözler.
İGRAM: Borç ödetme.
İGRAR: Batırmak.
İGRAS: Ağaç dikmek. Toprağa gömmek.
İGRAZ: Doldurmak.
Taze hamurdan ekmek yapıp misafire yedirme.
İGRİK: Çok bağırıp böğüren (hayvan).
İGRİZ: Kabuğundan henüz çıkan çiçek.
İGSAS: Güzel yemekler yedirme.
İGSAS: Sıkıştırma, tazyik etme.
Bir yer ahalisini sıkıntıya düşürme.
İGŞA: Örtmek. Bürümek. Kapamak. Perdelemek.
İGŞAŞ: Acele ettirme.
Kışkırtma, tahrik etme.
İçerisinde 'İG' geçenler
AHŞİG: f. Zıt ve uygunsuz.
AHŞİGÂN: (Ahşig. C.) Zıtlar.
AHU-NİGÂH: Ceylan bakışlı
AJİG: f. Nefret, kin ve düşmanlık.
AMİG(E): f. Karışık. * Hakikat. * Mc: Çiftleşme.
ARİG: f. Kırılma, gücenme. * Kıskançlık, kin, nefret, adavet, düşmanlık.
ATF-I NİGÂH: Bakma, göz atma.
AZERBAYİGAN: f. Azerbeycan.
AZİG: f. Nefret, kin, garaz. * İğrenme, tiksinme.
BÂLİGA: Koyun ve keçi ayağı.
BÂZİG: Ortak, şerik.
BAZİGÂH: f. Eğlence yeri, oyun yeri.
BAZİGEDE: f. Oyun yeri, eğlence yeri.
BAZİGER: f. Oynayan, rakseden, köçek.
BAZİGÛŞ: f. Lâtifeci, şakacı, şen kimse.
BEDLİGAM: f. Serkeş at, gem almaz at.* İsyan eden, âsi, serkeş, söz dinlemiyen kimse. * Bedevi, çöl adamı.
BED-NİGAH: f. Kötü bakışlı.
BED-SİGAL: f. Kötü düşünceli, herkes hakkında kötü söyliyen.
BELİGANE: f. Beliğcesine, düzgün ve fasih olarak.
BERİG: f. Set, bent.
BİGAL: f. Kargı, mızrak.
BİGAL: (Bagl. C.) Katırlar, esterler.
BİRİG: f. Üzüm salkımı.
DAGÎGA: Sıvı hamur.
DİGER: f. Başka, diğer, öteki.
DİGER-BÂR: f. Başka zaman, başka defa.
DİGER-BİN: f. Başka kişilerin faydaları için fedakârlıkta bulunan kişi.
DİGER-GUN: f. Değişmiş, başkalaşmış, bozuk.
DİGER-KÂM: f. Başkalarını düşünen.
DİGER-RUZ: f. Diğer gün, başka gün.
DİL-FİGAR: f. Gönlü yaralı, âşık.
DİRİGA: f. Yazık, eyvahlar olsun!
EDMİGA: (Dimağ. C.) Beyinler, dimağlar.
ERGİDE-NİGÂH: f. Öfkeli, hiddetli bakış.
FARİG: İşini bitirmiş, boş kalmış, alâkasını kesmiş, rahat, vazgeçmiş, çekilmiş. * Fık: Tasarrufu altında olan mülkün kullanma ve tasarruf hakkını başkasına devreden.
FARİG-ÜL HAL: Hali rahat, hali vakti iyi olan.
FERİG: Yorga at.
FİGÂN: f. Ağlayıp sızlama, bağırıp çağırma.
FİGÂN-PERVER: f. Feryad ettiren, bağırtan.
FİGÂN-TİZ: Yüksek feryad.
FİGÂR: f. Ceriha, yara. * İncinmiş, yaralı, müteessir manalarına gelir ve birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Dil-figâr $ : Yüreği yaralı.
FİGEN: f. Yıkıcı, düşürücü, atıcı.
FİGENDE: f. Yıkık, yıkılmış, düşkün.
FİGÜR: Fr. Oyuncunun hareketi. * Resim, şekil, canlı resim. * Mecaz.
ÇEŞM-İ HOŞ-NİGÂH: Güzel bakışlı göz.
GAMZE-FİGEN: f. Gamze saçan, süzgün süzgün bakan.
GİLİGER: f. Duvarcı, sıvacı. * Çamurcu.
HASR-I İŞTİGAL: Bütün çalışmaları bir şeye hasretme.
HIRZ-I BİGAYRİHÎ: Aslında eşya saklamaya mahsus olmayan, izin almadan girilebilen ve konacak malların yanında muhafızı olan yer. (Yol, mescid, meydan gibi)
HOŞNİGÂH: f. Güzel bakışlı.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
İGAL : Acele ile bir kimseyi bir yere sokma. * Uzaklara gitme.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...