Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
İHSA: Saymak. Sayılmak. İstatistik, sayım.
Kandırmak, aldatmak.
Zaptetmek.
Ezber etmek.
Fehmetmek. İdrâk eylemek.
İHSA': Hayvan tezeği yakma.
İHSA': Yalnız bir ilim ve san'at dalıyla meşgul olup, o hususda ihtisas yapıp terakki etme. Husyelerini çıkarma, iğdiş etme, eneme, erkekliğini giderme.
İHSAB: Ucuzlama, fiattaki azalma.
İHSAD: Ekin veya ot biçme veya biçtirme. Hasâd etme.
İHSAÎ: Sayım ile alâkalı. İstatistiğe ait.
İHSAİYAT: İstatistik. İstatistiğe ait mâlumatı toplama ilmi.
İHSAN: İyilik, lütuf, bağışlamak.
Sahilik etmek, cömertlik yapmak.
Allah'ı görür gibi ibadet etmek.
Güzel bilmek. Güzel eylemek.
İHSAN: (Hısn. dan) Sağlamlaştırmak. Tahkim etmek.
Zevcesini nâmahremden korumak. Kadın kendisini haramdan sakınmak.
Ehl-i azamet olmak.
İHSANAT: (İhsan. C.) İhsanlar, lütuflar.
İHSANDİDE: (C.: İhsandidegân) f. İhsan görmüş, bağış almış. Birinin lütfunu görmüş, minnettar.
İHSAN-DİDEGÂN: (İhsandide. C.) İyilik görmüş olanlar, bahşiş almış kimseler, minnettar bulunanlar.
İHSANEN: İhsan suretiyle. Bağışlayarak, lütuf ve iyilik ederek.
İHSANNAME: f. Edb: İltifat mektubu. İltifat ve tahsini hâvi yazılan mektub.
İHSANPERVER: f. İhsan edici. İyiliği çok sever.(İhsan ihsandır, eğer nev'e olsa veya muhtaca ve fakire olsa. Sehavet o vakit tam sehavettir, eğer millet için olsa, yahut milleti tazammun eden bir ferde olsa güzeldir. Şayet muhtaç olmayan şahsa olsa, şahsı tembel eder. Çingeneliğe alıştırır. Elhasıl, millet bâkidir, fert fâni!) (Münazarat)
İHSAR: (Hasr. dan) Birisini işinden alıkoymak.
Fık: Hac için ihrama girmiş bir zâtın, Arafat'ta durmakla ziyaret tavafından; ve umre için ihrama girmiş bir kimsenin de tavaftan men edilmesi. Böyle men edilen zâta "muhsar" denir.
Kısaltma, kısalma.
Sıkıştırma.
İHSAS: Hissetmek. Hissettirmek. Açık anlatmadan kapalıca bahsetmek.
Bulmak. Görmek. Bilmek. Zannetmek. İdrak etmek. Duyurmak.
İHSAS: (Hisse. den) Pay ayırmak. Hisse vermek.
Azletmek.
İHSAS-I GANAİM: Düşmandan ele geçirilen ganimet mallarını paylaşma.
İHSAS: Kandırmak, tergib, teşvik etmek.
İHSAS: Aşağılık işler yapma.
Cimrilik, pintilik, hasislik.
İHSASÎ: Hisse ait ve müteallik. Duygu ile alâkalı.
İHSASİYYE: Tecrübeden ve hissedilenden gayrısını kabul etmeyen. Hissiyyun ve maddiyyun fırkasından olanlar. İmansızlık. Dinsizlik.
İçerisinde 'İHSA' geçenler
AMÎM-ÜL İHSAN: Bağışı, bahşişi, ihsanı bol ve umumi olan.
EBR-İ İHSAN: İhsan, lütuf bulutu.
EL-İHSAN ALE-L İHSAN $: İhsan üzerine ihsan, lütuf üzerine lütuf.
İHSA': Hayvan tezeği yakma.
İHSA': Yalnız bir ilim ve san'at dalıyla meşgul olup, o hususda ihtisas yapıp terakki etme. Husyelerini çıkarma, iğdiş etme, eneme, erkekliğini giderme.
İHSAB: Ucuzlama, fiattaki azalma.
İHSAD: Ekin veya ot biçme veya biçtirme. Hasâd etme.
İHSAÎ: Sayım ile alâkalı. İstatistiğe ait.
İHSAİYAT: İstatistik. İstatistiğe ait mâlumatı toplama ilmi.
İHSAN: İyilik, lütuf, bağışlamak. * Sahilik etmek, cömertlik yapmak. * Allah'ı görür gibi ibadet etmek. * Güzel bilmek. Güzel eylemek.
İHSAN: (Hısn. dan) Sağlamlaştırmak. Tahkim etmek. * Zevcesini nâmahremden korumak. Kadın kendisini haramdan sakınmak. * Ehl-i azamet olmak.
İHSANAT: (İhsan. C.) İhsanlar, lütuflar.
İHSANDİDE: (C.: İhsandidegân) f. İhsan görmüş, bağış almış. Birinin lütfunu görmüş, minnettar.
İHSAN-DİDEGÂN: (İhsandide. C.) İyilik görmüş olanlar, bahşiş almış kimseler, minnettar bulunanlar.
İHSANEN: İhsan suretiyle. Bağışlayarak, lütuf ve iyilik ederek.
İHSANNAME: f. Edb: İltifat mektubu. İltifat ve tahsini hâvi yazılan mektub.
İHSANPERVER: f. İhsan edici. İyiliği çok sever.(İhsan ihsandır, eğer nev'e olsa veya muhtaca ve fakire olsa. Sehavet o vakit tam sehavettir, eğer millet için olsa, yahut milleti tazammun eden bir ferde olsa güzeldir. Şayet muhtaç olmayan şahsa olsa, şahsı tembel eder. Çingeneliğe alıştırır. Elhasıl, millet bâkidir, fert fâni!) (Münazarat)
İHSAR: (Hasr. dan) Birisini işinden alıkoymak. * Fık: Hac için ihrama girmiş bir zâtın, Arafat'ta durmakla ziyaret tavafından; ve umre için ihrama girmiş bir kimsenin de tavaftan men edilmesi. Böyle men edilen zâta "muhsar" denir. * Kısaltma, kısalma. * Sıkıştırma.
İHSAS: Hissetmek. Hissettirmek. Açık anlatmadan kapalıca bahsetmek. * Bulmak. Görmek. Bilmek. Zannetmek. İdrak etmek. Duyurmak.
İHSAS: (Hisse. den) Pay ayırmak. Hisse vermek. * Azletmek.
İHSAS-I GANAİM: Düşmandan ele geçirilen ganimet mallarını paylaşma.
İHSAS: Kandırmak, tergib, teşvik etmek.
İHSAS: Aşağılık işler yapma. * Cimrilik, pintilik, hasislik.
İHSASÎ: Hisse ait ve müteallik. Duygu ile alâkalı.
İHSASİYYE: Tecrübeden ve hissedilenden gayrısını kabul etmeyen. Hissiyyun ve maddiyyun fırkasından olanlar. İmansızlık. Dinsizlik.
İSTİHSAD: Ekinlerin hasad (biçilme) zamanı gelme.
İSTİHSAL: Hasıl etmek. Husule getirmek. Elde etmek. Üretmek.
İSTİHSALAT: (İstihsal. C.) Üretilen şeyler. Bir memleketin veya fabrika gibi faaliyet merkezlerinin çıkardığı, yetiştirdiği şeyler.
İSTİHSAN: Beğenmek, güzel bulmak. Bir şeyin iyi olduğu kanaatında bulunmak. Beğenilmek. * Fık: Kıyası terkedip, nassa, yani, âyet ve hadis-i şeriflerin hükümlerine en uygun olanı almak. Şeriatta; zorlaştırmayan hükümle, râcih delil ile amel etmektir.(İşte masnuâtı yaldızlayan mezâyâ ve mehasine ve mevcudatı ışıklandıran letaif ve kemâlâta karşı Sübhânallah, Mâşâallah, Allahü Ekber diyerek semâvâtı çınlattıran ve Kur'an'ın nağamâtiyle kâinatı velveleye verdiren istihsan ve takdir ile, tefekkür ve teşhir ile, zikir ve tevhid ile, berr ve bahri cezbeye getiren, yine bilmüşâhede O Zâttır. S.)
İSTİHSANEN: Beğenerek, istihsan ederek.
İSTİHSAN: Korunmak. Korumak, müdâfaa etmek, karşı koymak. * Sağlam bir yere kapanmak.
İSTİHSAR: Usanmak, fütur getirmek, bıkmak.
MİHSAD: Ekin orağı.
MİHSAF: (C.: Mehâsıf) Biz dedikleri ince uzun demir.
MİHSAL: Ok yapılan demir.
MİHSAL: Keskin kılıç.
MİHSARRE: Bir kimsenin elinde tuttuğu sopa veya değnek.
UKKAŞE BİN EL-MİHSAN EL-ESDÎ (R.A.): Efâdıl-ı Sahabeden ve kahramanlardan olup hususan Bedir muharebesinde ve Hazret-i Ebu Bekir (R.A.) devrinde mürtedlerle olan muharebede yararlıklar göstermiştir. Peygamberimizin vefat tarihinde 44 yaşlarında idi.
UKKAŞE BİN EL-MİHSAN EL-ESDÎ (R.A): Efâdıl-ı Sahabeden ve kahramanlardan olup hususan Bedir muharebesinde ve Hazret-i Ebu Bekir (R.A.) devrinde mürtedlerle olan muharebede yararlıklar göstermiştir. Peygamberimizin vefat tarihinde 44 yaşlarında idi.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
İHSA' : Hayvan tezeği yakma.
İHA : Sevketme, gönderme.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...