| Kelime | Anlam |
|---|
| İKAF: | (Vakf. dan) Vakfetme, malını vakıf şekline koyma. Bir işten vaz geçme, durdurma. |
| İKAF: | Palan. |
| İçerisinde 'İKAF' geçenler |
|---|
| CANŞİKÂF: | f. Can yaralayıcı, can yırtıcı. |
| DİL-ŞİKAF: | f. Yürekleri delen, çok acıklı, dokunaklı. |
| İ'TİKÂF: | Bir şeye devam etmek. * Ist: Bir yere çekilip yalnız ibadetle meşguliyet. Hususan Ramazanın son on gününde, mescidlerde ve buna benzer yerlerde kalıp, ibadet, ilm-i iman ve Kur'an, evrad ve ezkâr gibi ibadetlerle meşgul olmak. Böyle bir kimseye "Mu'tekif" denir. |
| LEŞKERŞİKÂF: | f. Düşman askerini kıran. |
| LİKAF: | Semer, palan. |
| MU-ŞİKÂF: | (C.: Mu-şikâfan) f. İnceden inceye araştıran. |
| MU-ŞİKÂFAN: | (Mu-şikâf. C.) İnceden inceye araştıranlar. |
| MU-ŞİKÂFANE: | f. İnceden inceye. |
| MU-ŞİKÂFÎ: | İnceden inceye araştırma. |
| SAFF-ŞİKAF: | f. Düşman saflarını yararak bozan yiğit. |
| SİKAF: | Rende. * Süngü ağacını düzeltecek ağaç. |
| ŞİKÂF: | f. (Şikâften: "Yarmak" mastarından) Yarık, yırtık, çatlak. * Kelime sonuna gelerek "yırtıcı, yırtan" mânâsına kullanılır. Meselâ: Ciğer-şikâf $ : Ciğer parçalayan. |
| VİKAF: | Tevakkuf etmek, vâkıf olmak, durmak. |
| VİKÂF: | Eşek semeri ve palanı. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| İKA' : | (Vuku'. dan) Vuku buldurmak. Fena bir şey yapmak. Meydana getirmek. Yetiştirmek. Düşürmek. |