Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
İKRA': Okutmak. "Oku" diye emretmek.
Selâm göndermek. Yakın gelmek. Ziyafet istemek.
İKRA: Kiraya verme.
İKRAB: Kederlendirme, hüzün verme.
İKRAH: İğrenmek. Tiksinmek. Bir işi istemiyerek yapmak.
Birine zorla iş yaptırmak veya muamele yapmak.
İKRAH-I GAYR-İ MÜLCÎ: Huk: Eskiden döğme ve hapis gibi yalnız keder ve elemi icab ettiren şeylerle vuku bulan ikrah.
İKRAH-I MÜLCÎ: Huk: Ölüm veya bir uzvun kesilmesi veya bunlara sebep olacak şiddetli döğme ile olan ikrah.
İKRAH-I NÂKIS: Huk: Dayak ve hapis gibi keder ve elemi gerektiren şeylerden meydana gelen mecburiyet.
İKRAHEN: İstemiyerek, tiksinerek. Zorlanarak.
İKRAM: Ağırlamak. Hürmet etmek. Saygı göstermek.
İltifat olarak bir şeyler vermek.
Bağış.
Hesap dışı verilen şey veya yapılan indirme, tenzilât.
Allah'ın lütfu ve ihsanı.(İkramın izharı, yani Allah'ın lütfu ve ihsanı olan ikramın izharı tahdis-i nimettir. İnsanın nefsi, Allah'ın lütfunu kendine isnad etmez. Çünkü kesbinin medhali yoktur.)
İKRAMAT: (İkram. C.) İkramlar, hürmetler, bağışlar.
İKRAMEN: İkram olarak. Ağırlama suretiyle. Hürmet, tazim ve saygı için.
İKRAMİYE: Hürmet ve mükâfat için verilen para veya hediye.
Memurlara maaş haricinde ve her sene belli bir zamanda verilen para.
Yapılan iyilik karşılığı olarak verilen hediye veya para.
Satıcı tarafından pazarlığın hâricinde olarak müşteriye yahut arada vasıta olana verilen şey.
Bazı teşekkül ve müesseselerin belirli zamanlarda, hisse sahiplerine kur'a çekerek dağıttıkları para.
İKRAR: Açıktan söylemek. Kabul ve tasdik etmek. Hakkı itiraf etmek. Karar vermek. Mukarrer kılmak.
Fık: Bir kimseye diğerinin kendisinde olan hakkını haber vermek.
İKRAR-I MARİZ: Ölüm ânında iken edilen ikrar. Vasiyetname.
İKRAR Bİ-L KİTABE: Bir kimsenin diğer bir kimseye olan borcunu kitabetle yani yazı ile tasdik etmesi. Tabirin mânası yazı ile ikrar'dır.
İKRAZ: Ödünç vermek. Borç vermek.
Kesip ayırmak.
İKRAZAT: Borçlar. Borç vermeler.
İçerisinde 'İKRA' geçenler
İBN-İ MİKRAZ: Sansar.
İKRA': Okutmak. "Oku" diye emretmek. * Selâm göndermek. Yakın gelmek. Ziyafet istemek.
İKRAB: Kederlendirme, hüzün verme.
İKRAH: İğrenmek. Tiksinmek. Bir işi istemiyerek yapmak. * Birine zorla iş yaptırmak veya muamele yapmak.
İKRAH-I GAYR-İ MÜLCÎ: Huk: Eskiden döğme ve hapis gibi yalnız keder ve elemi icab ettiren şeylerle vuku bulan ikrah.
İKRAH-I MÜLCÎ: Huk: Ölüm veya bir uzvun kesilmesi veya bunlara sebep olacak şiddetli döğme ile olan ikrah.
İKRAH-I NÂKIS: Huk: Dayak ve hapis gibi keder ve elemi gerektiren şeylerden meydana gelen mecburiyet.
İKRAHEN: İstemiyerek, tiksinerek. Zorlanarak.
İKRAM: Ağırlamak. Hürmet etmek. Saygı göstermek. * İltifat olarak bir şeyler vermek. * Bağış. * Hesap dışı verilen şey veya yapılan indirme, tenzilât. * Allah'ın lütfu ve ihsanı.(İkramın izharı, yani Allah'ın lütfu ve ihsanı olan ikramın izharı tahdis-i nimettir. İnsanın nefsi, Allah'ın lütfunu kendine isnad etmez. Çünkü kesbinin medhali yoktur.)
İKRAMAT: (İkram. C.) İkramlar, hürmetler, bağışlar.
İKRAMEN: İkram olarak. Ağırlama suretiyle. Hürmet, tazim ve saygı için.
İKRAMİYE: Hürmet ve mükâfat için verilen para veya hediye. * Memurlara maaş haricinde ve her sene belli bir zamanda verilen para. * Yapılan iyilik karşılığı olarak verilen hediye veya para. * Satıcı tarafından pazarlığın hâricinde olarak müşteriye yahut arada vasıta olana verilen şey. * Bazı teşekkül ve müesseselerin belirli zamanlarda, hisse sahiplerine kur'a çekerek dağıttıkları para.
İKRAR: Açıktan söylemek. Kabul ve tasdik etmek. Hakkı itiraf etmek. Karar vermek. Mukarrer kılmak. * Fık: Bir kimseye diğerinin kendisinde olan hakkını haber vermek.
İKRAR-I MARİZ: Ölüm ânında iken edilen ikrar. Vasiyetname.
İKRAR Bİ-L KİTABE: Bir kimsenin diğer bir kimseye olan borcunu kitabetle yani yazı ile tasdik etmesi. Tabirin mânası yazı ile ikrar'dır.
İKRAZ: Ödünç vermek. Borç vermek. * Kesip ayırmak.
İKRAZAT: Borçlar. Borç vermeler.
İSTİKRA': Kiralamak, kiraya vermek.
İSTİKRA': Gezmek, dolaşmak, etraflı bilgi edinmek. Ayrı ayrı hâdiselerdeki müşterek vasıflara dikkat ederek umumi bir netice çıkarmak. Umumi araştırmak. Fertten umuma âit hüküm sâhibi olmak.(Akıl ve hikmet ve istikra ve tecrübenin şehadetleri ile sabit olan hilkat-i mevcudattaki adem-i abesiyet ve adem-i israf, saadet-i ebediyeye işaret eder. S.)
İSTİKRAB: Yaklaştırma, yakınlaştırma. * Akraba olma.
İSTİKRAH: Bir şeyi kötü ve kerih görmek. Beğenmemek, nefret etmek. Bir şeyi cebir ve ikrah ile işlemek.
İSTİKRAÎ: Man: İstikraya ait ve müteallik. İstikra' yolu ile.
İSTİKRAM: Kerem ve lütuf isteme.
İSTİKRAR: Karar ve sebat üzere olmak. Karar kılma. Sâkin olmak. Yerleşmek.
İSTİKRAR: (Tekrar. dan) Tekrarlatmak.
İSTİKRAZ: Borçlanmak. Ödünç almak. Borç almak.
İSTİKRAZAT: (İstikraz. C.) Ödünç para almalar, borçlanmalar.
MİKRA': Balta gibi bir alettir ve onunla taş parçalarlar.
MİKRAA: (C: Mekâri) Davul çomağı. * Çoban değneği.
MİKRAM: Çok ikram ve kerem eden. Bağışlayan, ihsan eden.
MİKRAM (MİKRAME): (C: Mekârim) Kadınların başını ve yüzünü örttükleri nakışlı bez.
MİKRAT: (C: Mekârâ) Su mecrâsı. (Her taraftan gelen yağmur suyu orada toplanır.) * Büyük havuz. * Büyük çanak.
MİKRAZ: (C.: Mekariz) Makas.
MUCİB-İ İSTİKRAH: Nefrete, sevmemeye sebeb olan.
ZİKRA: Anma, hatırlama. * Nasihat, öğüt. * İbret. Örnek.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
İKRA' : Okutmak. "Oku" diye emretmek. * Selâm göndermek. Yakın gelmek. Ziyafet istemek.
İKA' : (Vuku'. dan) Vuku buldurmak. Fena bir şey yapmak. Meydana getirmek. Yetiştirmek. Düşürmek.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...