Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
İNAD: Israr, muannidlik, ayak direme, dediğinden vazgeçmeme.
İNADEN: İnad olsun diye. Tersine olarak.
İNADİYE: Eşyanın hakikatlarını, varlığını inkâr eden bir zümre. (Bak: Sofizm)
İçerisinde 'İNAD' geçenler
İNADEN: İnad olsun diye. Tersine olarak.
İNADİYE: Eşyanın hakikatlarını, varlığını inkâr eden bir zümre. (Bak: Sofizm)
İSTİNAD: Dayanma. Güvenme. * Sened veya delil söylemek, göstermek.
İSTİNADEN: İstinad ederek. Dayanarak, güvenerek.
İSTİNADGÂH: f. Dayanacak yer. Güvenecek yer veya kimse.
İSTİNADGERDE: İstinad edilmiş. Kendine güvenilmiş veya dayanılmış.
İSTİNADÎ: İstinad etmekle alâkalı.
KUVVE-İ İSTİNAD: Dayanma ve istinad etme kuvveti.
KÜFR-İ İNADÎ: İnadî dinsizlik, inadî küfür. Hakikat isbat edildiği halde yine imana gelmemek. Bilip de kabul etmez olmak.
NOKTA-İ İSTİNAD: Dayanma ve güvenme noktası. Kâinatta cereyan eden ve insana dehşet verip âciz bırakan hâdiseler karşısında insanın çok kuvvetli bir yere dayanmaya ve güvenmeye olan fıtri ihtiyacı.
SİNAD: Muhkem, dayanıklı, kuvvetli dişi deve. * Yüce. * Yüce yer, yüksek yer.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
İNADEN : İnad olsun diye. Tersine olarak.
İNA' : Kap-kacak, tencere gibi lüzumlu ev eşyası. * Bir şeyin vakti gelip çatmak.
ÎN : İri ve güzel gözlüler.İN : Yabani hayvanların barınağı, yuvası. Mağara.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...