Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| İND: | Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Hissî ve manevî mekân. Maddî ve manevî huzura delâlet eder. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. Gayr-ı mütemekkindir. Yani harekeleri değişmez. İzafete göre zamanı ifade eder (Min) harf-i cerriyle birleşebilir. Bazan da zarf olmaz. Bazan kalb ve ma'kul irade olunur. Yani, bazan huzur-u kalbîye delâlet eder ki, itikad mânasına kullanılır. Bazan mâkuledeki hissi huzura zarf olduğu gibi, huzur-u manevîye de zarf olur. Bâzan onunla fiil emir olur. Hüküm, fazıl, ihsan, teşvik ve tergib etmek mânalarına gelir. |
| İND-İ İLÂHÎ: | Allah'ın indinde. Allah'ın nazarında. |
| İNDA': | Cömertlik etme. |
| İNDAB: | (Nedeb. den) Yara iyileşip kabuk bağlama. |
| İNDALLAH: | Allah yanında. Allah indinde. |
| İNDEKE: | Senin yanında. Sana göre. |
| İNDELBA'Z: | (İnd-el ba'z) Bazılarına göre. |
| İNDELHACE: | İhtiyaca göre. İhtiyaç vaktinde. |
| İNDELİCAB: | (İnd-el icab) İcab ettiği zaman, gerekince, iktiza ettiğinde. |
| İNDETTAHKİK: | (İnd-et tahkik) Tahkik sonunda, araştırma neticesinde. |
| İNDÎ: | Şahsi. Keyfi. Zati. Kendine göre. Bana göre. Bence. |
| İNDİBAG: | Deri tabaklama. |
| İNDİFA: | Def olma. Meydana çıkma. Yerden fışkırma. Söze girişme. Geri çekilme. Başlama. Teveccüh eyleme. Yer yer baş gösterme. |
| İNDİFA-İ BÜRKANÎ: | Volkan püskürüğü, yanardağdan çıkan lâvlar. |
| İNDİFAÎ: | Püskürme ile alâkalı. Püskürük. |
| İNDİFAK: | (Su) birdenbire ve şiddetle dökülme. |
| İNDİFAK-I NEHR: | Nehrin şiddetle dökülmesi. |
| İNDİHAŞ: | Çok korkma, dehşete düşme. |
| İNDİMAC: | Kenetlenme. Dürülüp birbirine geçme. |
| İNDİMAL: | Yara iyi olma, kapanma. |
| İNDİMAM: | Pişman olma. |
| İNDİMİZDE: | t. Bize göre, bizce, yanımızda. |
| İNDİRA': | (Su) dağılıp yayılma. |
| İNDİRA-İI MÂ': | Suyun dağılıp yayılması. |
| İNDİRA': | Bir işe girişme, bir şeye teşebbüs etme. Öne geçme. Buluttan kurtulma. |
| İNDİRAC: | Dahil olma. İçeri girme, katılma. Nesil tamamen tükenip halefi kalmama. |
| İNDİRAS: | Zail olma, eseri kalmama, mahvolma. Bozulma. |
| İNDİSAS: | Toprak altına gömme. |
| İNDİYAL: | Çok ishâl olma. İçi sürme. |
| İNDİYYAT: | (İndî. C.) Birinin kendince uydurduğu şeyler. Bir kimsenin kendi görüş ve inanışına göre söylediği sözleri. |
| İçerisinde 'İND' geçenler | |
| AKABİNDE: | Arkasından, hemen arkadan. Hemen ardından. |
| AVİND: | f. İlk, evvel, önce. |
| BAHR-İ MUHİT-İ HİNDÎ: | (Bahr-i Muhit-i Şarkî) Hindistan Yarımadasının doğusunda kalan deniz. |
| DİNDAR: | f. Dinî kaidelere hakkıyla riayet eden, dininin emirlerini yerine getiren, mütedeyyin. |
| DİNDARANE: | Dindar bir kimseye yakışacak tarzda. |
| DUHTER-İ HİNDÎ: | Hindistanlı kız. |
| ENİNDÂR: | f. İnleyen, enin eden. |
| EVİND: | f. Hud'a, hile, aldatma, oyun. |
| FİND: | Dağ burnu. |
| HİND: | Hindistan'ın kısa adı. * Bir kadın adı. (Asr-ı saadette Hazret-i Hamza'nın ciğerlerini yiyen kadın, Ebu Süfyan'ın karısı.) * Fetva metinlerinde kadını temsil etmek üzere kullanılan umumi isimlerden birisi. Diğerleri: Fatıma, Hatice, Zeyneb. |
| HİNDEB: | (Hindebâ-Hindebâe) Hindibâ, gündöndü çiçeği. |
| HİNDÎ: | Hind'e ait. * Hind ahalisinden olan, Hindli. * Bugün konuşulan Hind dillerinin en yaygın ve tanınmış olanı. * Güzel sanatlarda kullanılan ve Hind'de yapıldığı için de bu ismi alan bir kağıt cinsi. |
| HİNDU: | f. Satürn (Zühal) gezegeni. * Benek, ben. * Hind'in Brahman ahalisinden olan. * Hindliler gibi pek esmer adam. |
| HİNDUBAR: | f. Yazı hokkası. |
| HİNDUVANE: | f. Kavun, karpuz. |
| HİNDUVANÎ: | Hindî kılıç. |
| İKİNDİ DİVANI: | t. Tanzimattan evvel sadrazamların kendi konaklarında yaptıkları divanlar. Bu divan ikindi namazından sonra toplandığı için bu adı almıştı. Bâb-ı Âlî teşkilâtının ilk şekli olarak Divan-ı Hümayun, muayyen günlerde toplandığı zaman, vezir-i azamlar da divanda bitirilemeyen veya arza lüzum görülmeyen işleri kendi konaklarında salı ve perşembenin haricindeki günlerde hallederlerdi. Sadrazamdan başka hiçbir vezir, ikindi divanı aktedemezdi. (O.T.D.S.) |
| İND-İ İLÂHÎ: | Allah'ın indinde. Allah'ın nazarında. |
| İNDA': | Cömertlik etme. |
| İNDAB: | (Nedeb. den) Yara iyileşip kabuk bağlama. |
| İNDALLAH: | Allah yanında. Allah indinde. |
| İNDEKE: | Senin yanında. Sana göre. |
| İNDELBA'Z: | (İnd-el ba'z) Bazılarına göre. |
| İNDELHACE: | İhtiyaca göre. İhtiyaç vaktinde. |
| İNDELİCAB: | (İnd-el icab) İcab ettiği zaman, gerekince, iktiza ettiğinde. |
| İNDETTAHKİK: | (İnd-et tahkik) Tahkik sonunda, araştırma neticesinde. |
| İNDÎ: | Şahsi. Keyfi. Zati. Kendine göre. * Bana göre. Bence. |
| İNDİBAG: | Deri tabaklama. |
| İNDİFA: | Def olma. * Meydana çıkma. Yerden fışkırma. * Söze girişme. * Geri çekilme. * Başlama. * Teveccüh eyleme. * Yer yer baş gösterme. |
| İNDİFA-İ BÜRKANÎ: | Volkan püskürüğü, yanardağdan çıkan lâvlar. |
| İNDİFAÎ: | Püskürme ile alâkalı. * Püskürük. |
| İNDİFAK: | (Su) birdenbire ve şiddetle dökülme. |
| İNDİFAK-I NEHR: | Nehrin şiddetle dökülmesi. |
| İNDİHAŞ: | Çok korkma, dehşete düşme. |
| İNDİMAC: | Kenetlenme. Dürülüp birbirine geçme. |
| İNDİMAL: | Yara iyi olma, kapanma. |
| İNDİMAM: | Pişman olma. |
| İNDİMİZDE: | t. Bize göre, bizce, yanımızda. |
| İNDİRA': | (Su) dağılıp yayılma. |
| İNDİRA-İI MÂ': | Suyun dağılıp yayılması. |
| İNDİRA': | Bir işe girişme, bir şeye teşebbüs etme. * Öne geçme. * Buluttan kurtulma. |
| İNDİRAC: | Dahil olma. İçeri girme, katılma. * Nesil tamamen tükenip halefi kalmama. |
| İNDİRAS: | Zail olma, eseri kalmama, mahvolma. Bozulma. |
| İNDİSAS: | Toprak altına gömme. |
| İNDİYAL: | Çok ishâl olma. İçi sürme. |
| İNDİYYAT: | (İndî. C.) Birinin kendince uydurduğu şeyler. Bir kimsenin kendi görüş ve inanışına göre söylediği sözleri. |
| KİNDAR: | f. Kin tutan. İçinde kin ve garez besliyen. Öc ve intikam almağa düşkün. |
| KİNDARANE: | f. Kinci olarak, kindarcasına. |
| KİNDARE: | Arkasında deve hörgücü gibi, hörgücü olan bir cins balık. |
| KİNDİR: | Kaba eşek. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| İND-İ İLÂHÎ : | Allah'ın indinde. Allah'ın nazarında. |
| ÎN : | İri ve güzel gözlüler.İN : Yabani hayvanların barınağı, yuvası. Mağara. |