Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| İNDÎ: | Şahsi. Keyfi. Zati. Kendine göre. Bana göre. Bence. |
| İNDİBAG: | Deri tabaklama. |
| İNDİFA: | Def olma. Meydana çıkma. Yerden fışkırma. Söze girişme. Geri çekilme. Başlama. Teveccüh eyleme. Yer yer baş gösterme. |
| İNDİFA-İ BÜRKANÎ: | Volkan püskürüğü, yanardağdan çıkan lâvlar. |
| İNDİFAÎ: | Püskürme ile alâkalı. Püskürük. |
| İNDİFAK: | (Su) birdenbire ve şiddetle dökülme. |
| İNDİFAK-I NEHR: | Nehrin şiddetle dökülmesi. |
| İNDİHAŞ: | Çok korkma, dehşete düşme. |
| İNDİMAC: | Kenetlenme. Dürülüp birbirine geçme. |
| İNDİMAL: | Yara iyi olma, kapanma. |
| İNDİMAM: | Pişman olma. |
| İNDİMİZDE: | t. Bize göre, bizce, yanımızda. |
| İNDİRA': | (Su) dağılıp yayılma. |
| İNDİRA-İI MÂ': | Suyun dağılıp yayılması. |
| İNDİRA': | Bir işe girişme, bir şeye teşebbüs etme. Öne geçme. Buluttan kurtulma. |
| İNDİRAC: | Dahil olma. İçeri girme, katılma. Nesil tamamen tükenip halefi kalmama. |
| İNDİRAS: | Zail olma, eseri kalmama, mahvolma. Bozulma. |
| İNDİSAS: | Toprak altına gömme. |
| İNDİYAL: | Çok ishâl olma. İçi sürme. |
| İNDİYYAT: | (İndî. C.) Birinin kendince uydurduğu şeyler. Bir kimsenin kendi görüş ve inanışına göre söylediği sözleri. |
| İçerisinde 'İNDÎ' geçenler | |
| BAHR-İ MUHİT-İ HİNDÎ: | (Bahr-i Muhit-i Şarkî) Hindistan Yarımadasının doğusunda kalan deniz. |
| DUHTER-İ HİNDÎ: | Hindistanlı kız. |
| HİNDÎ: | Hind'e ait. * Hind ahalisinden olan, Hindli. * Bugün konuşulan Hind dillerinin en yaygın ve tanınmış olanı. * Güzel sanatlarda kullanılan ve Hind'de yapıldığı için de bu ismi alan bir kağıt cinsi. |
| İKİNDİ DİVANI: | t. Tanzimattan evvel sadrazamların kendi konaklarında yaptıkları divanlar. Bu divan ikindi namazından sonra toplandığı için bu adı almıştı. Bâb-ı Âlî teşkilâtının ilk şekli olarak Divan-ı Hümayun, muayyen günlerde toplandığı zaman, vezir-i azamlar da divanda bitirilemeyen veya arza lüzum görülmeyen işleri kendi konaklarında salı ve perşembenin haricindeki günlerde hallederlerdi. Sadrazamdan başka hiçbir vezir, ikindi divanı aktedemezdi. (O.T.D.S.) |
| İNDİBAG: | Deri tabaklama. |
| İNDİFA: | Def olma. * Meydana çıkma. Yerden fışkırma. * Söze girişme. * Geri çekilme. * Başlama. * Teveccüh eyleme. * Yer yer baş gösterme. |
| İNDİFA-İ BÜRKANÎ: | Volkan püskürüğü, yanardağdan çıkan lâvlar. |
| İNDİFAÎ: | Püskürme ile alâkalı. * Püskürük. |
| İNDİFAK: | (Su) birdenbire ve şiddetle dökülme. |
| İNDİFAK-I NEHR: | Nehrin şiddetle dökülmesi. |
| İNDİHAŞ: | Çok korkma, dehşete düşme. |
| İNDİMAC: | Kenetlenme. Dürülüp birbirine geçme. |
| İNDİMAL: | Yara iyi olma, kapanma. |
| İNDİMAM: | Pişman olma. |
| İNDİMİZDE: | t. Bize göre, bizce, yanımızda. |
| İNDİRA': | (Su) dağılıp yayılma. |
| İNDİRA-İI MÂ': | Suyun dağılıp yayılması. |
| İNDİRA': | Bir işe girişme, bir şeye teşebbüs etme. * Öne geçme. * Buluttan kurtulma. |
| İNDİRAC: | Dahil olma. İçeri girme, katılma. * Nesil tamamen tükenip halefi kalmama. |
| İNDİRAS: | Zail olma, eseri kalmama, mahvolma. Bozulma. |
| İNDİSAS: | Toprak altına gömme. |
| İNDİYAL: | Çok ishâl olma. İçi sürme. |
| İNDİYYAT: | (İndî. C.) Birinin kendince uydurduğu şeyler. Bir kimsenin kendi görüş ve inanışına göre söylediği sözleri. |
| KİNDİR: | Kaba eşek. |
| MİNDİF: | Atılmış pamuk. |
| MİNDİL: | (C: Menâdil) Peşkir. Mendil. Bez parçası. |
| MÜEYYED MİN İNDİLLAH: | Allah tarafından te'yid edilen ve yardım görmüş olan. |
| RİNDÎ: | f. Kalenderlik, rindlik, aldırışsızlık. |
| SİNDİBAN: | Pelit ağacı. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| İNDİBAG : | Deri tabaklama. |
| İND : | Arapçada zaman veya mekân ismi yerine kullanılır. Hissî ve manevî mekân. Maddî ve manevî huzura delâlet eder. Nezd, huzur, yan, vakt, taraf gibi mânâlara gelir. Gayr-ı mütemekkindir. Yani harekeleri değişmez. İzafete göre zamanı ifade eder (Min) harf-i cerriyle birleşebilir. Bazan da zarf olmaz. Bazan kalb ve ma'kul irade olunur. Yani, bazan huzur-u kalbîye delâlet eder ki, itikad mânasına kullanılır. Bazan mâkuledeki hissi huzura zarf olduğu gibi, huzur-u manevîye de zarf olur. Bâzan onunla fiil emir olur. Hüküm, fazıl, ihsan, teşvik ve tergib etmek mânalarına gelir. |
| ÎN : | İri ve güzel gözlüler.İN : Yabani hayvanların barınağı, yuvası. Mağara. |