Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
İNNE: Gr : Tahkik edatıdır. Kat'iyyet ifade eder. $ gibi bazı harf ve fiiller vardır ki, başına geldikleri isim cümlesinin kimi mübtedasına, kimi haberine te'sir ederek onların adını ve i'rabını değiştirirler. Bunun için bunlara "neshedenler, başka hâle getirip değiştirenler" mânâsına "nevâsih" denir. Şu altı edat (harf), başına geldikleri isim cümlesinin mübtedasını merfu' iken mensub kılarlar. Sıra ile bu harflere "inne ve ehavâtihâ" (inne ve kardeşleri) ismi verilir ve şunlardır: $
İNNE-MÂ: Ancak edatı ile, beyan olunan şey hakkındaki hükmü, maadâsından nefy etmek için kullanılır.
İçerisinde 'İNNE' geçenler
AİNNE: (İnan. C.) : Dizginler.
ARZ-I MİNNET: Minnet gösterme.
AZV-İ CİNNET: Delilik isnadı.
BİNNETİCE: Neticede, netice olarak.
CİNNET: Delilik.
DİNNEME: Kısa boylu.
ECİNNE: (Cenin C.) Ceninler. Ana karnındaki çocuklar.
EİNNE: (İnân. C.) Yularlar. Dizginler.
EL-MİNNETÜ LİLLAH: Minnet ancak Allah'ındır. "Ancak Allah'a minnet edilir."
ESİNNE: (Sinân. C.) Kılıçlar, seyfler. * Süngüler. * Bileği taşları.
HAMİNNE: Hanım nine sözünün bozulmuş şekli, büyük anne.
HİNNE: Cinnet, cünun, delilik.
İLEYHİNNE: Onlara. (Kadın olan çok kişi için söylenir.)
İNNE-MÂ: Ancak edatı ile, beyan olunan şey hakkındaki hükmü, maadâsından nefy etmek için kullanılır.
İSTİFHAM-I ANİNNEFY: Nefyi olmayan sual sormak. Meselâ: Cenab-ı Hakk'ın ruhlara: Ben Rabbiniz değil miyim? diye sorması gibi. Buna istifham-ı takrirî de denir. (Bak: Bezm)
KEFALET-İ BİNNEFS: Birinin şahsına kefil olma.
KIYAS-I BİNNEFS: Nefsini misal alarak, nefsine kıyaslayarak. Bir şeyin bizzat kendini kıyas ederek yapılan kıyas.
KİNNE: Erkek görmüş kadın.
LÂKİNNE: İstidrak edatıdır. İdrak istemek, anlamak istemek edatıdır ve bulunduğu kelimede bir şeyin anlamak istendiğini bildirir. Evvelki sözden neş'et eden bir tevehhümü kaldırmak için kullanılır. (Bak: İnne)
MİNNET: İyiliğe karşı duyulan şükür hissi. * Birisine iyilik etmek. * Yapılan iyilikleri sayarak başa kakmak.
MİNNETDAR: f. Bir iyiliğe karşı minnet duyan. Yük altında kalır gibi birisinin iyiliğine karşı mahcubiyet.
MİNNETDARANE: f. Minnetli olarak. Minnet eder surette.
MİNNETDARÎ: f. Minnetdarlık.
MİNNETDİDE: f. Minnet ve iyilik görmüş.
MİNNETKEŞ: (C.: Minnetkeşân) f. Minnet altında bulunan. Minnet çeken.
MİNNETKEŞÂN: (Minnetkeş. C.) Minnet altında bulunanlar, minnet çekenler.
MİNNETŞİNÂS: (C.: Minnetşinâsân) İyilik tanıyan. Minnet bilir.
MİNNETŞİNÂSÎ: f. İyilik tanıyıcılık, minnet bilirlik.
MÜSTEKİNNE: İçteki kin ve hased.
NEFS-İ MUTMAİNNE: İyiliği kötülükten ayırt ettirerek insanlık vazifesini tanıttıran ve vicdanına rahatlık veren hâl. İnsanı Allah'a yaklaştıran hâl. Günaha meyleden kötü sıfatlardan temizlenmiş ve güzel ahlâk ile muttasıf olarak kurb-u İlâhiye itmi'nan ve istikrar kazanmış olan insan iradesi. Nefsin, Allah'ın emirleri altına sakin ve şehevâta muâraza ederek ıztırabdan kurtulmuş olma hâli.
RENNE (RİNNE): Avaz, ses, savt.
SİNNE: (C.: Sinen) Kalem başı. * Sapan demiri.
SİNNEN: Yaşça, yaş bakımından.
SİNNEVR: (C.: Senânir) Kedi.
TAHMİL-İ MİNNET: Birini minnet altında bırakma.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
İNNE-MÂ : Ancak edatı ile, beyan olunan şey hakkındaki hükmü, maadâsından nefy etmek için kullanılır.
İNNÂ : (İnne ile Na zamirinin birleşmesi ile meydana gelmiştir) şüphesiz biz (meâlindedir.)
ÎN : İri ve güzel gözlüler.İN : Yabani hayvanların barınağı, yuvası. Mağara.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...