Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
İNSÎ: İnsana âit ve müteallik. İnsan cinsinden.
İNSİBAB: Dökülme. Akıtılma.
Cereyan etme.
Başka suya karışma.
Tıb: Ahlat-ı erbaadan birisinin vücudun bir tarafında nesicler (dokular) arasında toplanması.
İNSİBAG: Boyalanma. Maddi veya mânevi rengi ile renklenme. Boya tutma.
Temizlenme.(Sohbet-i Nebeviye öyle bir iksirdir ki, bir dakikada ona mazhar bir zat, senelerle seyr-i süluka mukabil, hakikatın envarına mazhar olur. Çünkü, sohbette insibag ve in'ikâs vardır. Malumdur ki, in'ikâs ve tebâiyetle, o nur-u a'zam-ı nübüvvetle beraber en azim bir mertebeye çıkabilir. Nasıl ki; bir sultanın hizmetkârı ve onun tebaiyeti ile, öyle bir mevkiye çıkar ki, bir şah çıkamaz. S.)
İNSİCAL: Çekilme.
Dökülme.
İNSİCAM: Suyun dökülüp devamlı akışı. Düzgünlük. Sağlam ve ıttırad ile ârızasız tertib üzere olmak.
Devamlı yağmur yağmak.
Edb: Düzgün, tertibli, pürüzsüz söz. Kitabın ifadesi güzelce ve düzgün tertib üzere olmak.
İNSİDAD: (Sedd. den) Tıkanma, kapanma.
İNSİDAD-I EM'Â: Tıb: Bağırsakların birbirine dolanması neticesinde tıkanması.
İNSİDAD-I HALİME: Tıb: Meme başlarının tıkanması.
İNSİDAL: Düşük olma, sarkma, pörsüme.
İNSİFA': (Nısıf. dan) Bir şeyin ortası.
Bir şeyin yarısını alma.
Gündüzün ortası.
Hakka hizmet.
Adaletle mukabele etmek. Mazluma yardım edip zâlimden hakkını almak.
İNSİFAR: İnkişaf etme, açılma.
İNSİHAK: Döğülüp ezilme. Ezilip yumuşamak.
İNSİHAL: Düzgün söz söyleme.
Kabuğu soyulma.
İNSİKAB: Delinme.
İNSİKAB-I LÜ'LÜ': İncinin delinmesi.
İNSİLAB: (Selb. den) Kaldırılma, selb olunma, giderilme. Kalmama. Mahvedilme. Soyulma, soyulmuş olma.
İNSİLAH: Silâhlanma. Silâh ile techiz olma.
İNSİLAH: Soyulma. Derisi yüzülme. Sıyrılıp çıkma.
Ayın sonu gelme.
İNSİLAK: (Silk. den) Yola girme, süluk etme, yol tutma.
İNSİLAL: Bir yere toplanma, üşüşme, hücum etme.
İNSİLAL: Gizlice savuma, sıvışma, sıyrılma.
İNSİMAG: Yere düşüp ezilme, yaralanıp berelenme.
İNSİNA: Bükülme, burkulma, burulma.
İNSİNA-YI KADEM: Ayağın burkulması.
İNSİRAM: Dişin kırılması.
İNSİTAH: Yayılıp arka üstü yatma.
Satıhlı olma.
İNSİYAB: Süzülüp akma. Çabuk akıp gitme.
İNSİYAG: Kalıba dökülüp düzelme.
İNSİYAK: Mânen sevk olunma. İlâhi ve mânevi sevk. Gönderilmek, bir kuvvetin te'siriyle çekilip gitmek. Ardı sıra gitmek.
İNSİYAKÎ: İnsiyak ile alâkalı. İnsiyak, İlâhî sevk ve his ile alâkadar.
İçerisinde 'İNSÎ' geçenler
CİNSÎ: Zırh yapıcı.
CİNSÎ: Cinsle ilgili, cinsle alâkalı.
CİNSİYET: Bir kavim ve kabileye mensub olma. * Bir cins ile alâkalı olma.
İNSİBAB: Dökülme. Akıtılma. * Cereyan etme. * Başka suya karışma. * Tıb: Ahlat-ı erbaadan birisinin vücudun bir tarafında nesicler (dokular) arasında toplanması.
İNSİBAG: Boyalanma. Maddi veya mânevi rengi ile renklenme. Boya tutma. * Temizlenme.(Sohbet-i Nebeviye öyle bir iksirdir ki, bir dakikada ona mazhar bir zat, senelerle seyr-i süluka mukabil, hakikatın envarına mazhar olur. Çünkü, sohbette insibag ve in'ikâs vardır. Malumdur ki, in'ikâs ve tebâiyetle, o nur-u a'zam-ı nübüvvetle beraber en azim bir mertebeye çıkabilir. Nasıl ki; bir sultanın hizmetkârı ve onun tebaiyeti ile, öyle bir mevkiye çıkar ki, bir şah çıkamaz. S.)
İNSİCAL: Çekilme. * Dökülme.
İNSİCAM: Suyun dökülüp devamlı akışı. Düzgünlük. Sağlam ve ıttırad ile ârızasız tertib üzere olmak. * Devamlı yağmur yağmak. * Edb: Düzgün, tertibli, pürüzsüz söz. Kitabın ifadesi güzelce ve düzgün tertib üzere olmak.
İNSİDAD: (Sedd. den) Tıkanma, kapanma.
İNSİDAD-I EM'Â: Tıb: Bağırsakların birbirine dolanması neticesinde tıkanması.
İNSİDAD-I HALİME: Tıb: Meme başlarının tıkanması.
İNSİDAL: Düşük olma, sarkma, pörsüme.
İNSİFA': (Nısıf. dan) Bir şeyin ortası. * Bir şeyin yarısını alma. * Gündüzün ortası. * Hakka hizmet. * Adaletle mukabele etmek. Mazluma yardım edip zâlimden hakkını almak.
İNSİFAR: İnkişaf etme, açılma.
İNSİHAK: Döğülüp ezilme. Ezilip yumuşamak.
İNSİHAL: Düzgün söz söyleme. * Kabuğu soyulma.
İNSİKAB: Delinme.
İNSİKAB-I LÜ'LÜ': İncinin delinmesi.
İNSİLAB: (Selb. den) Kaldırılma, selb olunma, giderilme. Kalmama. Mahvedilme. Soyulma, soyulmuş olma.
İNSİLAH: Silâhlanma. Silâh ile techiz olma.
İNSİLAH: Soyulma. Derisi yüzülme. Sıyrılıp çıkma. * Ayın sonu gelme.
İNSİLAK: (Silk. den) Yola girme, süluk etme, yol tutma.
İNSİLAL: Bir yere toplanma, üşüşme, hücum etme.
İNSİLAL: Gizlice savuma, sıvışma, sıyrılma.
İNSİMAG: Yere düşüp ezilme, yaralanıp berelenme.
İNSİNA: Bükülme, burkulma, burulma.
İNSİNA-YI KADEM: Ayağın burkulması.
İNSİRAM: Dişin kırılması.
İNSİTAH: Yayılıp arka üstü yatma. * Satıhlı olma.
İNSİYAB: Süzülüp akma. Çabuk akıp gitme.
İNSİYAG: Kalıba dökülüp düzelme.
İNSİYAK: Mânen sevk olunma. İlâhi ve mânevi sevk. Gönderilmek, bir kuvvetin te'siriyle çekilip gitmek. Ardı sıra gitmek.
İNSİYAKÎ: İnsiyak ile alâkalı. İnsiyak, İlâhî sevk ve his ile alâkadar.
MİNSAR (MİNSİR): Yardımı çok olan kimse. * Yardım edecek âlet.
RİKKAT-İ CİNSİYE: Cinsi şefkat. İnsanın kendi cinsinden olana acıması.
SİNSİN: (C.: senâsin) İyeği kemiklerinin arka tarafının ucu.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
İNSİBAB : Dökülme. Akıtılma. * Cereyan etme. * Başka suya karışma. * Tıb: Ahlat-ı erbaadan birisinin vücudun bir tarafında nesicler (dokular) arasında toplanması.
İNS : İnsan.
ÎN : İri ve güzel gözlüler.İN : Yabani hayvanların barınağı, yuvası. Mağara.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...