Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| İRTİCA: | Ummak, ümidetmek, rica etmek. |
| İRTİCA: | Geri dönmek. Ric'at etmek. Eski hayat tarzına dönmek.(İşte Kur'an'ın bu gibi kudsi kanun-u esasisine irtica namını veren bedbahtlar, vahşet ve bedeviliğin dehşetli bir kanun-u esasisi olarak kabul ettikleri şimdiki öylelerinin siyasetinin bir nokta-i istinadı şudur ki: "Cemaatin selâmeti için fert feda edilir. Vatanın selâmeti için eşhasın hukuku nazara alınmaz. Devletin siyasetinin selâmeti için cüz'i zulümler nazara alınmaz" diye bir tek câni yüzünden bir köyü mahvetmekle bin mâsumun hakkını nazara almaz. Bir tek câninin yüzünden bin adamın kılınçdan geçmesini caiz görür. Bir adamın yaralanması ile binler mâsumu sıkıntıya verdirir. Ve ikiyüz adamı kurşuna dizilmesini o bahane ile nazara almaz. Birinci Harb-i Umumî'de üç bin adamın câniyane siyaset hatalariyle otuz milyon biçâre nev'-i beşer aynı harpde mahvedildiği gibi, binler misaller var. İşte bu vahşiyâne irticaın bu dehşetli zulümlerine karşı gelen Kur'an şakirdlerinin Kur'anın yüzer kanun-u esasîsinden $ âyetinin ders verdiği kanun-u esasisi ile adâlet-i hakikiyeyi ve ittihadı ve uhuvveti te'min etmeğe çalışan ehl-i iman fedakârlarına "mürteci" namını verip onları müttehem etmek, mel'un Yezid'in zulmünü, adalet-i Ömeriyeye tercih etmek misillü en vahşi ve zâlimane bir engizisyon kanununu, beşerin en yüksek terakkiyatına ve adaletine medar olan Kur'an'ın mezkûr kanun-u esasisine tercih etmek hükmündedir. Emirdağ L.) (Bak: Medeniyet, Mürteci') |
| İRTİCAC: | Çalkanmak. Heyecana gelme. Sarsıntı. Muztaribane hareket etmek. |
| İRTİCAC-I DERYÂ: | Denizin kabarması, dalgalanması. |
| İRTİCAF: | (Recfe. den) Sarsma, sarsıntı, çalkalama. Tahrik. |
| İRTİCAÎ: | (İrticaiye) İrtica ile alâkalı. |
| İRTİCAL(EN): | Hazır cevaplılık. Düşünmeden ve birdenbire açıkça güzel söz veya şiir söylemek. |
| İRTİCALİYYAT: | Düşünmeden, içinden doğarak söylenen sözler. |
| İRTİCAM: | Birşey üstüste katlanma. |
| İRTİCAN: | Adamın işi gücü bozulma. |
| İRTİCAS: | Gök gürleme. Top bürünme. |
| İRTİCAZ: | Kısaltma, ihtisâr. |
| İçerisinde 'İRTİCA' geçenler | |
| İRTİCAC: | Çalkanmak. Heyecana gelme. * Sarsıntı. Muztaribane hareket etmek. |
| İRTİCAC-I DERYÂ: | Denizin kabarması, dalgalanması. |
| İRTİCAF: | (Recfe. den) Sarsma, sarsıntı, çalkalama. Tahrik. |
| İRTİCAÎ: | (İrticaiye) İrtica ile alâkalı. |
| İRTİCAL(EN): | Hazır cevaplılık. Düşünmeden ve birdenbire açıkça güzel söz veya şiir söylemek. |
| İRTİCALİYYAT: | Düşünmeden, içinden doğarak söylenen sözler. |
| İRTİCAM: | Birşey üstüste katlanma. |
| İRTİCAN: | Adamın işi gücü bozulma. |
| İRTİCAS: | Gök gürleme. * Top bürünme. |
| İRTİCAZ: | Kısaltma, ihtisâr. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| İRTİCAC : | Çalkanmak. Heyecana gelme. * Sarsıntı. Muztaribane hareket etmek. |
| İRTİA' : | (Ra'y. den) Otlatma. |
| İRTA' : | Zoraki ve istemeyerek gülme. |
| İRA : | Bağış yapma, iyilikte bulunma. * Çakmaktan ateş çıkarma. Parlama. |