Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| İSAS: | Çok sık ve uzun saç veya bitki. |
| İSASE: | Zenginlik, servet. Göz ucuyla bakma. Cemiyet, topluluk. |
| İçerisinde 'İSAS' geçenler | |
| EHL-İ İHTİSAS: | İhtisas sahibi olan kimseler. Bu kişiler yalnız kendi meslekleriyle uğraşırlar, çeşitli meslek ve meselelerle fikirlerini dağıtmazlar. (Bak: İhtisas) |
| İCTİSAS: | Ağacı kökünden çekip koparmak. |
| İCTİSAS: | Hayvanın, ağzı ile çayırı araştırarak otlaması. |
| İCTİSAS: | Evleri yakın olmakla bir arada olma. |
| İDBİSAS: | Ne kırmızı, ne siyah olmak. * Ot bitmek. |
| İHTİSAS: | (Husus. dan) Kendine mahsus kılmak. Bir kimsenin dünyevi veya uhrevi, Kur'âni, İslâmi, imâni bir mesleğe, fen veya san'ata hasr-ı mesâi etmesi; yalnız onunla meşgul olması. (Bu metot insanı muvaffakiyete eriştiren en birinci ve en büyük bir âmildir. Bir kimse yaktığı bir meş'aleyi parlatabilmesi ve bâkileştirebilmesi için o meş'alenin, o nurun pervanesi olması gerekir.) Zübeyir Gündüzalp (R.Aleyh)* Gr: Mütekellim veya muhatab zamiri olan mübtedanın haberinin hükmünü bir isme âit (mahsus) kılma. Bu isim zamiri tâkibeder.(Bir fennin veya bir san'atın medar-ı münakaşa olmuş bir mes'elesinde, o fennin ve o san'atın hâricindeki adamlar ne kadar büyük ve âlim ve san'atkâr da olsalar, sözleri onda geçmez. Hükümleri hüccet olmaz; o fennin icmâ-i ulemâsına dâhil sayılmazlar. Meselâ; büyük bir mühendisin, bir hastalığın keşfinde ve tedavisinde bir küçük tabib kadar hükmü geçmez. Ve bilhassa, maddiyatta çok tevaggul eden ve gittikçe maneviyattan tebaud eden ve nura karşı gabileşen ve kabalaşan ve aklı gözüne inen en büyük bir feylesofun münkirâne sözü maneviyatta nazara alınmaz ve kıymetsizdir.Acaba yerde iken arş-ı azamı temaşa eden, hârika bir dehâ-yı kudsî sahibi olan ve doksan sene maneviyatta terakki edip çalışan ve hakaik-i imaniyeyi ilmelyakîn, aynelyakîn hattâ hakkalyakîn suretinde keşfeden Şeyh Geylâni (K.S.) gibi yüzbinler ehl-i hakikatın ittifak ettikleri tevhidî ve kudsî ve manevî mes'elelerde, maddiyatın en dağınık ve kesretin en cüz'î teferruatına dalan ve sersemleşen ve boğulan feylesofların sözleri kaç para eder ve inkârları ve itirazları, gök gürültüsüne karşı sivrisineğin sesi gibi sönük olmaz mı? Ş.) |
| İHTİSAS: | Hissetmek. Sezmek. Duymak. Duygulanmak. Hislenmek. |
| İHTİSASİYYUN: | İhtisas sâhibi kimseler, mütehassıslar. |
| İKTİSAS: | Birinin izinden, ardından gitmek. * Kısas istemek. İntikam almak. * Kıssa. * Hikâyeyi veya bir haberi doğruca söylemek. |
| İKTİSAS: | Çekip koparma veya koparılma. |
| İMTİSAS: | Emerek çekilmek, emmek, emilmek. Hazmolunmuş olan maddelerin, damarlar tarafından emilmesi. |
| İNBİSAS: | Yayılıp dağılma. |
| İNDİSAS: | Toprak altına gömme. |
| İRTİSAS: | Yayılma, meşhur olma, şüyu bulma, şâyi olma. |
| İSASE: | Zenginlik, servet. * Göz ucuyla bakma. * Cemiyet, topluluk. |
| İ'TİSAS: | Gece gezip dolaşma, devriye vazifesini görme. |
| MİSAS: | El sürme, değme, dokunma. * Cima etmek. * Almak. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| İSASE : | Zenginlik, servet. * Göz ucuyla bakma. * Cemiyet, topluluk. |
| İSA (A.S.) : | Dört büyük peygamberden birisidir. Hakiki Hristiyanlık dininin peygamberidir. Kur'an-ı Kerim'de meziyet ve senası geçmektedir. İncil, mukaddes kitabıdır. Vahiy ile kendine gönderilmiştir. Ancak kendisinden sonra Havarileri tarafından yazılmıştır.(İncil'in bir yerinde İsa (A.S.) demiş: "Ben gideceğim; tâ dünyanın reisi gelsin." Acaba Hz. İsa (A.S.)'dan sonra dünyanın reisi olacak ve hak ve bâtılı fark ve temyiz edip Hz. İsa'nın (A.S.) yerinde insanları irşad edecek, Resul-i Ekrem'den (A.S.M.) başka kim gelmiştir? Demek Hz. İsa (A.S.), ümmetine dâima müjde ediyor ve haber veriyor ki: Birisi gelecek; bana ihtiyaç kalmayacak, ben onun bir mukaddemesiyim ve müjdecisiyim. M.) |
| İS : | Dumandan hasıl olan siyah madde. Kurum. |