Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
İSKA: Su vermek, sulamak.
İSKAB: Ateş yakma.
İSKAL: Ağır bir şey yüklemek.
İSKALARYA: ing. Çarmıkların halat basamakları.
İSKÂN: Yerleştirmek. Bir yeri mesken yapıp oturmak.
Sâkin.
İSKÂN-I MUHACİRÎN: Göçmenleri yerleştirme.
İSKANDİL: ing. Denizin derinliğini ölçmeğe yarayan ve gemilerde kullanılan bir âlet.
Bir şeyin hakikatını anlamağa çalışma. Yoklama, deneme, tecrübe etme.
İSKAR: (Sekir. den) Sekir verme, sarhoş etme.
İSKARLAT: İtl. Eski devirlerde Venedik mensucatından, boyası has ve kumaşı dayanıklı bir nevi çuhanın adı idi ve şarkta pek makbuldü. Yeniçeri Ocağı ileri gelen ağalarına, sekbanbaşıya ve yeniçeri kâtibine her sene bu çuhadan verilir veya bedeli para olarak tahsis olunurdu. Bu paraya da "İskarlat bedeli" denirdi. (Ta. L.)
İSKARMOZ: Gemilerin kaburgalarını teşkil eden eğri ağaçlar.
Kayıklarda kürek takılıp çekilen ağaç çiviye de bu ad verilir.
İSKARPİN: Fr. Konçsuz veya yarım konçlu zarif ayakkabı. Alafranga hafif kundura.
İSKÂT: Sükût ettirmek. Cevap veremiyecek hâle getirmek. Susturmak.
Kandırmak, râzı etmek.
İSKAT: (Bak: Iskat)
İçerisinde 'İSKA' geçenler
DİSKALİFİYE: Fr. Müsabaka dışı bırakılmış.
İRVA VE İSKA: Sulama, suya kandırma.
İSKAB: Ateş yakma.
İSKAL: Ağır bir şey yüklemek.
İSKALARYA: ing. Çarmıkların halat basamakları.
İSKÂN: Yerleştirmek. Bir yeri mesken yapıp oturmak. * Sâkin.
İSKÂN-I MUHACİRÎN: Göçmenleri yerleştirme.
İSKANDİL: ing. Denizin derinliğini ölçmeğe yarayan ve gemilerde kullanılan bir âlet. * Bir şeyin hakikatını anlamağa çalışma. Yoklama, deneme, tecrübe etme.
İSKAR: (Sekir. den) Sekir verme, sarhoş etme.
İSKARLAT: İtl. Eski devirlerde Venedik mensucatından, boyası has ve kumaşı dayanıklı bir nevi çuhanın adı idi ve şarkta pek makbuldü. Yeniçeri Ocağı ileri gelen ağalarına, sekbanbaşıya ve yeniçeri kâtibine her sene bu çuhadan verilir veya bedeli para olarak tahsis olunurdu. Bu paraya da "İskarlat bedeli" denirdi. (Ta. L.)
İSKARMOZ: Gemilerin kaburgalarını teşkil eden eğri ağaçlar. * Kayıklarda kürek takılıp çekilen ağaç çiviye de bu ad verilir.
İSKARPİN: Fr. Konçsuz veya yarım konçlu zarif ayakkabı. Alafranga hafif kundura.
İSKÂT: Sükût ettirmek. Cevap veremiyecek hâle getirmek. Susturmak. * Kandırmak, râzı etmek.
İSKAT: (Bak: Iskat)
İSTİSKA': (Saky. den) Su isteme. Susama. * Yağmur duasına çıkma. * Vücudun bazı yerlerinde su toplanması hastalığı.
İSTİSKAL: Ağır bulup hoşlanmadığını anlatmak. Soğuk muamele ederek sevmediğini bildirmek.
MİSKÂ': Sıklık vermek.
MİSKAB: (C: Mesâkıb) Mâden, kemik veya tahta gibi şeyleri delmekte kullanılan âlet, matkap.
MİSKAL: Yirmidört kıratlık (4,5 gr. kadar) bir ağırlık ölçüsü. (Bir kırat, beş normal arpa ağırlığında olup, bir dirhemin 1/14 üdür.)
MİSKAL: Devamlı tenbel olmak.
MİSKAM: Hastalıklı, illetli.
MİSKA(T): (C: Mesâki) Su bardağı. Su kovası.
MİSKATA: Düşürtücü ilâç veya sebep.
SALÂT-I İSTİSKA: Yağmur duasına çıkıldığı zaman kılınan namaz.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
İSKAB : Ateş yakma.
İS : Dumandan hasıl olan siyah madde. Kurum.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...