Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| İSNA: | Yukarı kaldırmak, yükseltmek. Değerini yükseltme. Ateş alevinin yükselmesi. Bir sene bir yerde kalmak. |
| İSNA: | Medih ve senâ etmek, sitâyişte bulunmak. Şükretmek. |
| İSNA AŞER: | Oniki. |
| İSNAD: | Bir söz veya haberi birisine nisbet etmek. Peygamberimiz'in (A.S.M.) sözlerini sırası ile kimlerden nakledildiğini bildirmek. Bir nesneye, bir şeye dayanmak. Birisi için, bir şeyi yaptı demek. İftira etmek. |
| İSNAD-I EFİKE: | Yalan isnad etme. İftira atma. |
| İSNADAT: | (İsnad. C.) İsnadlar. Bir kimseye yükletilenler, nisbet edilenler. |
| İSNADÎ: | İsnad etmekle alâkalı. |
| İSNADİYYAT: | İsnad ile ilgili düşünceler. Aslı esası olmadığı halde birisine isnad edilen sözler. |
| İSNAF: | Yel ve toz savurma. |
| İSNAK: | Mal, mülk, servet ve makamın, insanı azdırması. |
| İSNAM: | Ateşin alevi büyüme. Duman ve toz havaya çıkma. |
| İSNAN: | İki. Pazartesi. |
| İSNAN: | (Sinn) Yaşlanmak. İhtiyarlamak. Diş çıkarmak. |
| İçerisinde 'İSNA' geçenler | |
| AGİSNA: | Bize imdad eyle, yardım ihsan eyle (meâlinde duâ.) |
| BİLÂ-İSTİSNA: | İstisnâsız, ayırt etmeksizin. |
| CEZÂİR-İ İSNÂ AŞER: | Ege Denizindeki oniki adalar. |
| CEZÂİR-İ İSNÂ AŞER: | Ege Denizindeki oniki adalar. |
| EİMME-İ İSNÂ AŞER: | On iki imâm. Silsile-i sâdâttan olup müceddit olan imâmlar hakkındaki bir tâbirdir. Bu zâtlar esasât-ı İslâmiye ve hakaik-i Kur'âniye ve imâniyenin, dini esasların ve şeriatın muhafazasına çalışan, saltanat işlerine karışmayan mânevi riyâset ve ilim sahibi şahsiyetlerdir. |
| HALLİSNÂ: | Bizi halâs eyle, bizi kurtar (meâlinde duâ.) |
| İSNA AŞER: | Oniki. |
| İSNAD: | Bir söz veya haberi birisine nisbet etmek. * Peygamberimiz'in (A.S.M.) sözlerini sırası ile kimlerden nakledildiğini bildirmek. * Bir nesneye, bir şeye dayanmak. * Birisi için, bir şeyi yaptı demek. İftira etmek. |
| İSNAD-I EFİKE: | Yalan isnad etme. İftira atma. |
| İSNADAT: | (İsnad. C.) İsnadlar. Bir kimseye yükletilenler, nisbet edilenler. |
| İSNADÎ: | İsnad etmekle alâkalı. |
| İSNADİYYAT: | İsnad ile ilgili düşünceler. * Aslı esası olmadığı halde birisine isnad edilen sözler. |
| İSNAF: | Yel ve toz savurma. |
| İSNAK: | Mal, mülk, servet ve makamın, insanı azdırması. |
| İSNAM: | Ateşin alevi büyüme. * Duman ve toz havaya çıkma. |
| İSNAN: | İki. * Pazartesi. |
| İSNAN: | (Sinn) Yaşlanmak. İhtiyarlamak. * Diş çıkarmak. |
| İSTİSNA: | Ayırmak. Kaide dışı bırakmak. Müstesna kılmak. * Arapçada istisnâ kelimeleri şunlardır: $ |
| İSTİSNAAT: | (İstisna. C.) İstisnalar, müstesna kılmalar, ayırmalar. |
| İSTİSNAÎ: | İstisnaya âit. Ayırmayla alâkalı. |
| İSTİSNAN: | İhtiyarlama, yaşı ilerleme, yaşlılanma. |
| KAVİSNAME: | f. Okçular ve okçuluk hakkında yazılan eser. |
| KIYAS-I İSTİSNAÎ: | Bir hükmün neticesinin aynı veya nakzı, mukaddemelerinden birinde bilfiil zikredilirse, ona kıyâs-ı istisnâi denilir. Başka bir tâbirle: Neticesi veya zıddı bizzat kendisinde zikredilen kıyas. "Eğer bu cisim ise, mutlaka bir yer tutar" gibi. Veya "Güneş doğmuş ise, gündüz olmuştur" gibi. |
| MİÂ-İ İSNÂ-AŞER: | Oniki parmak bağırsağı. |
| MUKADDEME-İ İSTİSNAİYE: | Man: İçinde istisnâ edatı olan evvelki kaziye. "Eğer güneş doğarsa gündüz olacak. Güneş doğmuştur." kaziyelerinde: "Eğer güneş doğarsa" kaziyesi Mukaddeme-i istisnâiyedir. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| İSNA AŞER : | Oniki. |
| İS : | Dumandan hasıl olan siyah madde. Kurum. |