Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| İTİ: | Keskin, kesen. Mc: Sert, acı. |
| İTİLAF: | Anlaşmak. Görüşmek. Uyuşmak. Muvafakat. Cem' olmak, birikmek. |
| İçerisinde 'İTİ' geçenler | |
| ADEM-İ İTİKAD: | İtikatsızlık. |
| ADEM-İ İTİLÂF: | Ülfetsizlik, anlaşmazlık. |
| AKONİTİN: | Fr. Kurtboğan denilen bir bitkiden çıkan zehirleyici bir madde. |
| DÜ-GİTİ: | f. İki âlem. Dünya ve âhiret. |
| EMR-İ İTİBÂRÎ: | Hakikatta, hariçte vücudu olmayıp, var kabul edilen emir, iş. (İnsanın fiilleri, kesbi gibi.) (Bak: İtibâri) |
| FİTİL: | Eskiden ağırlık ölçüsü olarak kullanılan dirhemin kesirlerinden biri. Dirhemin dörtte birine: denk; dengin dörtte birine: Kırat; Kıratın dörtte birine: Fitil denilir. * Eski Fitilli tüfeklerin namlusundaki baruta ateş vermek için kullanılan kükürtlü ip veya kaytan parçası. * Topa veya lâğıma ateş vermek için baruta ıslak batırılıp güneşte kurutulmuş bükme. (O.T.D.S.) |
| GÎTÎ: | f. Âlem, dünya. |
| GÎTÎ-BAN: | f. Hükümdar, padişah. |
| GÎTÎ-FÜRÛZ: | Dünyayı aydınlatan. |
| GÎTÎ-NEVERD: | f. Dünyayı gezen, dünyayı dolaşan. |
| GÎTÎ-NÜMA: | f. Dünyayı gösteren, cihanı gösteren. |
| GÎTÎ-SİTAN: | f. Dünyayı zapteden, cihangir. |
| İADE-İ İTİBAR: | Ticarette iflâstan kurtulma. * Kaybedilen itibarı tekrar kazanma. Şerefini kurtarma. |
| İDARE FİTİLİ: | Eskiden geceleyin yatak odalarını aydınlatmak için zeytinyağı konmuş küçük bir tabağın içinde yakılan bir çeşit fitilin adıdır. Küçük petrol lâmbalarına da idâre denildiği için bunların fitillerine de bu ad verilir. |
| İTİLAF: | Anlaşmak. Görüşmek. Uyuşmak. Muvafakat. * Cem' olmak, birikmek. |
| KANİTÎN: | Kunut ve duâ edenler. Allah'a itaat ve ibadet edenler. |
| KIRİTİK: | (Bak: Kritik) |
| KİBRİTÎ: | Kükürtle alâkalı. * Kükürt renginde olan. Açık sarı rengi. |
| KİBRİTİYET: | Kükürt niteliği. |
| KİTİ: | (Giti) f. Dünya. Yer. Cihan. Âlem. |
| KRİTİK: | yun. Tenkid. Sıkışık durum, sıkıntılı. * Tıb: Hastalığın en kötü zamanı.KRUVAZÖR : Fr. Daha ziyade toplarla mücehhez açık denizlerde emniyeti te'min etmek ve konvoyları korumakla vazifeli süratli harp gemisi. |
| KUBBİTÎ: | Beyaz helva satan kimse. |
| MİTİN: | f.. Taşları kayaları paçalamada kullanılan büyük çekiç. |
| MİTİNG: | İng. İçtimaî ve siyasî bir mes'ele için yapılan büyük toplantı. |
| MUKSİTÎN: | (Muksit. C.) Haklı iş görenler. Hakkı edâ edenler. |
| MÜTESALLİTÎN: | (Mütesallit. C.) Musallat olanlar, peşini bırakmayanlar, ardından ayrılmayanlar, tasallut edenler. |
| POLİTİKA: | İtl. Memleket işlerini idare için tutulan ölçülü yol. Siyaset. |
| POZİTİF: | Fr. Tecrübe neticesine dayanan, müsbet, isbatlı. Negatifin zıddı. |
| POZİTİVİST: | Fr. Fls: Pozitivizm taraftarı. |
| POZİTİVİZM: | Fr. Fls: Hakikatın yalnız tecrübe ve müşahede ile vakıalara istinaden tam olarak bilineceği iddiasında olan felsefe sistemi. (Bak: İsbatiyecilik) |
| RİTİC: | Çıkmaz yol. Yasak olan şey. Haram. |
| SİTİZ: | (Sitize) f. Kavga, cidal, çekişme. |
| SİTİZE-CU: | f. Kavgacı. |
| SİTİZE-KÂR: | f. Kavgacı. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| İTİLAF : | Anlaşmak. Görüşmek. Uyuşmak. Muvafakat. * Cem' olmak, birikmek. |
| İTA : | Edb: Kafiyenin bir mânada olarak aynen tekrar edilmesi. |