| Kelime | Anlam |
|---|
| İZAN: | Bildirmek. Ezan okumak. |
| İçerisinde 'İZAN' geçenler |
|---|
| ÂCİZÂN: | (Âciz. C.) Âcizler, beceriksizler, zayıflar, güçsüzler. |
| ÂCİZÂNE: | f. Âciz olarak. Beceriksizce. Tevâzu ile. (Alçak gönüllülük ifâdesi için söylenir) "Allah'a karşı kusurlarını bilen bir mü'min âcizâne ancak Allah'tan rahmet diler." |
| AZİZÂN: | f. Azizler. |
| GÜRİZAN: | f. Kaçan, kaçıcı. |
| HÎZAN: | f. Kalkan, sıçrayan. * Bitlis vilâyetine bağlı bir kaza ismi. |
| HİZANE: | (Hizânet) Hazine, kıymetli mücevheratın saklandığı yer. * Hazinedarlık. * Mc: Kalb, gönül, hatır. |
| İHTİZAN: | Birisini işinden alıkoyma. * Çocuğu besleme. |
| İSTİZAN: | Bir hususta izin istemek. İzin için danışmak. |
| İTTİZAN: | Ölçülü olmak. Vezne girmek. |
| IHTİZAN: | Sırrı gizlemek. |
| MAMİZAN: | Vers denilen ot. |
| MARİZANE: | f. Hasta olarak. |
| MİZAN: | Terazi, ölçü, tartı. * Akıl, idrak, muhakeme. Mikyas. * Fık: Mahşerde herkesin amellerini tartmağa mahsus bir adâlet ölçüsü olup, hakiki mâhiyeti ancak âhirette bilinecektir. * Mat: Yapılan hesabın doğruluğunu anlamak için yapılan diğer bir hesap. Sağlama. |
| MİZAN-ÜL HARARE: | Sıcaklığı, soğukluğu ölçen âlet. Termometre. (Mikyas-ul hararet de denir.) |
| MUHTERİZÂNE: | f. Sakınarak, çekinerek. Çekine çekine. |
| MU'TERİZÂNE: | f. İtiraz eder şekilde. Muteriz suretinde. |
| MÜSTEFİZANE: | f. Feyizlenerek, feyiz alarak. |
| MÜTECAVİZÂNE: | f. Tecavüz eder şekilde. Tecavüz edene yakışır halde. |
| MÜTECEVVİZANE: | f. Mecazlı konuşarak, mecazlı söz söyleyerek. * Caiz olmayan şeyi caiz görürcesine. |
| MÜTEHEZZİZÂNE: | f. Titreyerek, titremek suretiyle. |
| MÜTELEZZİZÂNE: | f. Lezzet alarak, lezzet almak suretiyle. |
| MÜTENEFFİZAN: | (Müteneffiz. C.) f. Nüfuzlu ve hatırı sayılır kimseler. Sözü dinlenir kişiler. |
| NAÇİZANE: | f. Çok ehemmiyetsiz olarak. Pek ufak olarak. |
| PARTİZAN: | Fr. Kendi partisine aşırı düşkün olup başkasına hak tanımak istemeyen kimse. |
| RİZAN: | f. Akan, dökülen. |
| TİLMİZÂNE: | f. Talebe gibi. Tilmize yakışır surette. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| İZA : | Arabça kelimelerin başında kullanılırsa; birdenbire, bir de bakılır ki, gibi mânalara gelir. İsim cümlesinin evvelinde bulunur. |
| İZ (İZİN) : | "Hem, vakt, yevm, hîn" gibi kelimelerden sonra ek olarak kullanılır. Meselâ: Hîneizin: O vakit ki. Yevmeizin: O gün ki, kelimelerinde olduğu gibi. * Mâzi fiillerinden evvel "iz" gelirse: İzküntü muallimen: Muallim olduğum zaman mânasına geliyor. (iz) Yazılmasa mânası, muallim idim olur. |