Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
İZAN: Bildirmek.
Ezan okumak.
İçerisinde 'İZAN' geçenler
ÂCİZÂN: (Âciz. C.) Âcizler, beceriksizler, zayıflar, güçsüzler.
ÂCİZÂNE: f. Âciz olarak. Beceriksizce. Tevâzu ile. (Alçak gönüllülük ifâdesi için söylenir) "Allah'a karşı kusurlarını bilen bir mü'min âcizâne ancak Allah'tan rahmet diler."
AZİZÂN: f. Azizler.
GÜRİZAN: f. Kaçan, kaçıcı.
HÎZAN: f. Kalkan, sıçrayan. * Bitlis vilâyetine bağlı bir kaza ismi.
HİZANE: (Hizânet) Hazine, kıymetli mücevheratın saklandığı yer. * Hazinedarlık. * Mc: Kalb, gönül, hatır.
İHTİZAN: Birisini işinden alıkoyma. * Çocuğu besleme.
İSTİZAN: Bir hususta izin istemek. İzin için danışmak.
İTTİZAN: Ölçülü olmak. Vezne girmek.
IHTİZAN: Sırrı gizlemek.
MAMİZAN: Vers denilen ot.
MARİZANE: f. Hasta olarak.
MİZAN: Terazi, ölçü, tartı. * Akıl, idrak, muhakeme. Mikyas. * Fık: Mahşerde herkesin amellerini tartmağa mahsus bir adâlet ölçüsü olup, hakiki mâhiyeti ancak âhirette bilinecektir. * Mat: Yapılan hesabın doğruluğunu anlamak için yapılan diğer bir hesap. Sağlama.
MİZAN-ÜL HARARE: Sıcaklığı, soğukluğu ölçen âlet. Termometre. (Mikyas-ul hararet de denir.)
MUHTERİZÂNE: f. Sakınarak, çekinerek. Çekine çekine.
MU'TERİZÂNE: f. İtiraz eder şekilde. Muteriz suretinde.
MÜSTEFİZANE: f. Feyizlenerek, feyiz alarak.
MÜTECAVİZÂNE: f. Tecavüz eder şekilde. Tecavüz edene yakışır halde.
MÜTECEVVİZANE: f. Mecazlı konuşarak, mecazlı söz söyleyerek. * Caiz olmayan şeyi caiz görürcesine.
MÜTEHEZZİZÂNE: f. Titreyerek, titremek suretiyle.
MÜTELEZZİZÂNE: f. Lezzet alarak, lezzet almak suretiyle.
MÜTENEFFİZAN: (Müteneffiz. C.) f. Nüfuzlu ve hatırı sayılır kimseler. Sözü dinlenir kişiler.
NAÇİZANE: f. Çok ehemmiyetsiz olarak. Pek ufak olarak.
PARTİZAN: Fr. Kendi partisine aşırı düşkün olup başkasına hak tanımak istemeyen kimse.
RİZAN: f. Akan, dökülen.
TİLMİZÂNE: f. Talebe gibi. Tilmize yakışır surette.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
İZA : Arabça kelimelerin başında kullanılırsa; birdenbire, bir de bakılır ki, gibi mânalara gelir. İsim cümlesinin evvelinde bulunur.
İZ (İZİN) : "Hem, vakt, yevm, hîn" gibi kelimelerden sonra ek olarak kullanılır. Meselâ: Hîneizin: O vakit ki. Yevmeizin: O gün ki, kelimelerinde olduğu gibi. * Mâzi fiillerinden evvel "iz" gelirse: İzküntü muallimen: Muallim olduğum zaman mânasına geliyor. (iz) Yazılmasa mânası, muallim idim olur.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...