Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| İZAR: | Yanak. İnsanın yüzündeki yanak kısmı. |
| İZAR: | Peştemal. Futa. Göğüsten aşağı örtülen elbiseler. İsmet, iffet. Zevce. |
| İZAR: | f. Suyun dibi. |
| İZARE: | Ziyaret ettirme. |
| İZARE: | Bir kimseyi kuşkulandırıp vesveseye düşürme. |
| İçerisinde 'İZAR' geçenler | |
| ALİZARİN: | Fr. Eskiden kök boyası denilen bitkiden çıkarılırken, şimdi kimya usulleriyle hazırlanan boya maddesi. |
| BİZARE: | f. Desise, hile, tuzak. |
| CİSM-İ NİZÂR: | Zayıf vücud. |
| CİZARET: | Deve kasaplığı. |
| FİZAR: | f. Ağlayıp inlemek. Sesli ağlamak. |
| GÜLİZAR: | f. Gül yanaklı, alyanaklı. |
| HÂL-İ İHTİZAR: | Can çekişme, ölüm ânı. |
| HÂL-İ İNTİZAR: | Bekleme hâli. |
| HALÎ-ÜL-İZAR: | Yüzü yırtık. * Mc: Edepsiz, ahlâksız, utanmaz. |
| İBTİZAR: | Cebren ve zorla alma. Soygunculuk yapma. |
| İHTİZAR: | (İhtidar) Huzura çıkmak. Hâzır olmak. * Can çekişmek. Hastanın ölüme hazır olması. |
| İHTİZAR: | Hazer etmek. Korunmak. Sakınmak. |
| İNTİZAR: | Adamak, nezretmek. |
| İNTİZAR: | (Nazar. dan) Gözlemek. Ümidederek beklemek. |
| İSTİZARE: | Ziyaretine gelinmesini isteme veya ziyarete gelmesi istenilme. |
| İ'TİZAR: | Kusurunu bilerek özür dilemek. Kusurunu beyan edip ve anlayıp af dilemek. (Takdire şayan güzel bir haslettir.) |
| İZARE: | Ziyaret ettirme. |
| İZARE: | Bir kimseyi kuşkulandırıp vesveseye düşürme. |
| NİZAR: | Korkutup, uygunsuz şeylerden vazgeçirmek için söylenilen söz. |
| NİZAR: | Zayıf, arık, düşkün, bitkin. |
| NİZARET: | f. Zayıflık, arıklık. |
| RAKİK Ü NİZÂR: | İnce ve zayıf. |
| VİZARE: | Yardım etmek. * Kuvvet vermek. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| İZARE : | Ziyaret ettirme. |
| İZA : | Arabça kelimelerin başında kullanılırsa; birdenbire, bir de bakılır ki, gibi mânalara gelir. İsim cümlesinin evvelinde bulunur. |
| İZ (İZİN) : | "Hem, vakt, yevm, hîn" gibi kelimelerden sonra ek olarak kullanılır. Meselâ: Hîneizin: O vakit ki. Yevmeizin: O gün ki, kelimelerinde olduğu gibi. * Mâzi fiillerinden evvel "iz" gelirse: İzküntü muallimen: Muallim olduğum zaman mânasına geliyor. (iz) Yazılmasa mânası, muallim idim olur. |