Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| İZHAR-I BELÂGAT: | Belâgat gösterme. |
| İçerisinde 'İZHAR-I BELÂGAT' geçenler | |
| İçerisinde 'İZHAR-I BELÂGAT' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| İZHAR-I BELÂGAT : | Belâgat gösterme. |
| İZHAR : | Açığa vurma. Meydana çıkarma. * Göstermek. Zâhir ve âşikâre ettirmek. * Yalandan gösteriş. * Tecvidde, iki harfin arasını birbirinden ayırıp açarak ihfâsız, idgamsız olarak okumaya denir. Bu sıfatın harfleri Huruf-ı halk denilen harflerdir. |
| İZHAB : | Gönderme. * Giydirme veya giydirilme. * Altun kaplama. |
| İZ (İZİN) : | "Hem, vakt, yevm, hîn" gibi kelimelerden sonra ek olarak kullanılır. Meselâ: Hîneizin: O vakit ki. Yevmeizin: O gün ki, kelimelerinde olduğu gibi. * Mâzi fiillerinden evvel "iz" gelirse: İzküntü muallimen: Muallim olduğum zaman mânasına geliyor. (iz) Yazılmasa mânası, muallim idim olur. |