Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| İZZ: | Kıymet. Değer. Güçlü oluş. Alikadir olmak. Kavi. Şerif. Azim. |
| İZZ Ü ŞEREFLE: | Güle güle, uğurlar olsun. |
| İZZET: | Bir kimse zelil iken kavi ve kudret sahibi olmak. Ziyâdelik ve üstünlük. Değer, kıymet. Kuvvet. Muhterem ve mu'teber olmak. Bulunmaz derecede az olan şey. |
| İZZET-İ NEFİS: | Zillete düşmiyerek şeref ve haysiyeti muhafazaya çalışmak. Vakar.(Gıybet, ehl-i adâvet ve hased ve inadın en çok istimal ettikleri alçak bir silâhtır. İzzet-i nefis sâhibi, bu pis silâha tenezzül edip istimal etmez. M.) |
| İZZET-İ İSLÂMİYE: | İslâmi izzet. Müslüman olanın her hususta daha şerefli, daha çalışkan, daha izzetli olması hâleti. Diğer dinlerdekilerden ve dinsizlerden izzetli ve şerefli olmaları hâleti. |
| İZZETLÛ: | Şeref ve itibar sahibi. Eskiden belirli bir mevki ve rütbe sahiblerine verilen ünvan. |
| İZZÎ: | Tahammüllü, sabırlı kimse. |
| İZZÜ-D-DEVLE: | Tar: Müslüman hükümdarları tarafından sık sık kullanılan ve devlete değer veren, devletin değeri mânâsına gelen bir ünvan. |
| İZZ-ÜD-DİN: | Dilimizde "İzzettin" şeklinde isim olarak kullanılan bu kelime; "Dinin kıymeti, ulviyet ve kudreti" anlamına gelir. |
| İçerisinde 'İZZ' geçenler | |
| AİZZE: | (Bak: Eizze) |
| BİZZ: | Açmak, feth. |
| EİZZE: | (Aziz. C.) Azizler. |
| HİZZE: | Sürur, sevinç, neşe, neşat. |
| HİZZEB: | Soylu at. |
| HÜSN-Ü BİZZAT: | Kendisi bizzat güzel olan. |
| İZZ Ü ŞEREFLE: | Güle güle, uğurlar olsun. |
| İZZET: | Bir kimse zelil iken kavi ve kudret sahibi olmak. Ziyâdelik ve üstünlük. * Değer, kıymet. Kuvvet. Muhterem ve mu'teber olmak. * Bulunmaz derecede az olan şey. |
| İZZET-İ NEFİS: | Zillete düşmiyerek şeref ve haysiyeti muhafazaya çalışmak. Vakar.(Gıybet, ehl-i adâvet ve hased ve inadın en çok istimal ettikleri alçak bir silâhtır. İzzet-i nefis sâhibi, bu pis silâha tenezzül edip istimal etmez. M.) |
| İZZET-İ İSLÂMİYE: | İslâmi izzet. Müslüman olanın her hususta daha şerefli, daha çalışkan, daha izzetli olması hâleti. Diğer dinlerdekilerden ve dinsizlerden izzetli ve şerefli olmaları hâleti. |
| İZZETLÛ: | Şeref ve itibar sahibi. * Eskiden belirli bir mevki ve rütbe sahiblerine verilen ünvan. |
| İZZÎ: | Tahammüllü, sabırlı kimse. |
| İZZÜ-D-DEVLE: | Tar: Müslüman hükümdarları tarafından sık sık kullanılan ve devlete değer veren, devletin değeri mânâsına gelen bir ünvan. |
| İZZ-ÜD-DİN: | Dilimizde "İzzettin" şeklinde isim olarak kullanılan bu kelime; "Dinin kıymeti, ulviyet ve kudreti" anlamına gelir. |
| MİZZ: | Bir şeyin diğeri üzerine olan fazlı, üstünlüğü. |
| MUCİB-İ BİZZAT: | İster istemez kendisi işi yapmaya mecbur olan. Serbest ve istediği gibi hareket edemeyen. (Meselâ: Güneş ışığının, güneşin kendi zâtının zaruri neticesi olması gibi.) |
| MUİZZ: | İzzet ve ikram eden. Ağırlayan. Aziz ve şerif eyleyen. |
| MÜMTENİ-UN BİZZAT: | (Mümteniatün bizzât) Varlığı, vücudu hiç bir şekilde mümkün olmayan. Zâtı itibariyle imkânsız olan. |
| MÜRİZZA: | Köremez dedikleri taam ki süt ve yoğurt ile yapılır. |
| MÜSTELİZZ: | (Lezzet. den) Lezzet alan, tadına varan, tad alan. |
| RİZZ: | Gizli ses. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| İZZ Ü ŞEREFLE : | Güle güle, uğurlar olsun. |
| İZ (İZİN) : | "Hem, vakt, yevm, hîn" gibi kelimelerden sonra ek olarak kullanılır. Meselâ: Hîneizin: O vakit ki. Yevmeizin: O gün ki, kelimelerinde olduğu gibi. * Mâzi fiillerinden evvel "iz" gelirse: İzküntü muallimen: Muallim olduğum zaman mânasına geliyor. (iz) Yazılmasa mânası, muallim idim olur. |