Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ŞAM: Akşam. Akşam yemeği. "Şe'm, şâm" Arapçada "sol" mânâsına gelir. "Yemen" sağ demek olduğundan Hicaz'a nisbetle sol taraftaki memleketlere Şam, sağ tarafdaki beldeye de Yemen ismi verilmiştir.
Suriye ve Lübnan memleketlerine de Şam denilmiştir.
Arabların Dımışk dedikleri şehrin adı.
Nuh'un (A.S.) oğullarından "Şam"ın nesli tarafından bu memleket mâmur edildiği için Şam denildiğini söyleyenler de vardır. (Kamus)
ŞAM U SEHER: Akşam sabah.
ŞAM: (şâme. C.) Vücutta olan benler.
ŞAMAR: t. Tokat. Belâ, musibet.
ŞAMAT: (şâme. C.) Vücuttaki benler.
ŞAME: f. Kadın baş örtüsü.
Arapçada: Vücuddaki ben.
ŞÂME-GEŞ: f. Başına örtü alan.
ŞAMGÂH: f. Akşam vakti.
ŞAMÎ: Şam şehrinden olan, Şamlı.
Şam şehri ile alâkalı.
ŞAMİH(A): Ali şey, yüksek.
Mağrur, başını kaldırmış. Mütekebbir.
Tıb: Vücuddaki beyin ve kemik gibi yerlerdeki çıkıntılı, tümsek yerler.
ŞAMİL(E): Çevreleyen, içine alan, ihtivâ eden, kaplayan.
Çok şeye birden örtü ve zarf olan.
Fazla şeyleri veya kimseleri ilgilendiren.
ŞAMM(E): (şemm. den) Koklayan, koku alan.
Koklama duygusu. Burun.
ŞAM: Akşam. Akşam yemeği. "Şe'm, şâm" Arapçada "sol" mânâsına gelir. "Yemen" sağ demek olduğundan Hicaz'a nisbetle sol taraftaki memleketlere Şam, sağ tarafdaki beldeye de Yemen ismi verilmiştir.
Suriye ve Lübnan memleketlerine de Şam denilmiştir.
Arabların Dımışk dedikleri şehrin adı.
Nuh'un (A.S.) oğullarından "Şam"ın nesli tarafından bu memleket mâmur edildiği için Şam denildiğini söyleyenler de vardır. (Kamus)
ŞAM U SEHER: Akşam sabah.
ŞAMAR: t. Tokat. Belâ, musibet.
ŞAMAT: (Şâme. C.) Vücuttaki benler.
ŞAMGÂH: f. Akşam vakti.
ŞAMM(E): (Şemm. den) Koklayan, koku alan.
Koklama duygusu. Burun.
İçerisinde 'ŞAM' geçenler
AHŞAM: (Haşem. C.) Bir büyük zâtın yakınları, maiyeti, taraftarları.
AŞAM: f. Yiyecek ve içecek. * İçen, içici manasına birleşik kelimeler yapılır.
AŞAMİDENÎ: f. İçilebilen veya yenilebilen.
BÂDİYET-ÜŞ-ŞAM: Fırat ve Dicle nehirlerinin birleşip denize döküldükleri yerden, batıya doğru uzanan çöl.
BAŞAM: f. Perde, örtü.
BAŞAME: f. Kadınların örtündükleri yaşmak. Tülbent, başörtüsü.
BEŞAM: Hicaz'da yetişen bir cins ağaçtır ki, hoş kokuludur ve dallarından misvak yapılır.
BİRŞAM: Hiddetli nazar, kızgın bakış.
BAŞAM: f. Perde, örtü.
EŞAM: f. Ölmiyecek kadar az olan yiyecek ve içecek şeyler, kut-i lâyemut.
EŞAM: f. Ölmiyecek kadar az olan yiyecek ve içecek şeyler, kut-i lâyemut.
GAŞAM: (C: Guşâm) Mübâlağa ile zulmeden.
HİŞAM: Kırmak. * Kesmek.
HOŞÂMED: f. Hoş geldi.
HOŞÂMED GÛ: f. Hoş geldin, diye söyleyen.
HOŞÂMEDÎ: Hoş geldin demek, hoş geldine gitmek.
HUN-AŞAM: f. Kan içici, kan içen.
HUŞAM: Kalın burunlu. * Uzun dağ burnu.
HOŞÂMED: f. Hoş geldi.
HOŞÂMEDÎ: Hoş geldin demek, hoş geldine gitmek.
HUN-AŞAM: f. Kan içici, kan içen.
İCŞAM: Teklif etmek.
İHŞAM: Utandırma, kızdırma.
İHTİŞAM: Debdebe. Şanlı görünüş. * Etbâ dairesi ve takımının kalabalığı.
İNAYET-İ ŞÂMİLE: f. Herkese ait umumi inayet ve yardım.
KARŞAME: Atmaca kuşu.
KURŞUM (KIRŞÂM): Büyük kene.
KUŞAM (KUŞÂME): Sofrada artan yemekler.
KUVVE-İ ŞÂMME: Koku alma, koklama duygusu. Burun.
KUŞAM (KUŞÂME): Sofrada artan yemekler.
KUVVE-İ ŞÂMME: Koku alma, koklama duygusu. Burun.
KARŞAME: Atmaca kuşu.
MEŞAMM: (şemm. den) Koku alacak yer. Burun. Geniz.
MEY-AŞAM: f. İçki içen. Şarap içen.
MUŞAMMA': (şem'. den) Muşamba.
MEŞAMM: (Şemm. den) Koku alacak yer. Burun. Geniz.
MUŞAMMA': (Şem'. den) Muşamba.
NEŞAME: Yüksek beyaz bulut.
NEŞAME: Yüksek beyaz bulut.
ŞAM U SEHER: Akşam sabah.
ŞAMAR: t. Tokat. Belâ, musibet.
ŞAMAT: (şâme. C.) Vücuttaki benler.
ŞAME: f. Kadın baş örtüsü. * Arapçada: Vücuddaki ben.
ŞÂME-GEŞ: f. Başına örtü alan.
ŞAMGÂH: f. Akşam vakti.
ŞAMÎ: Şam şehrinden olan, Şamlı. * Şam şehri ile alâkalı.
ŞAMİH(A): Ali şey, yüksek. * Mağrur, başını kaldırmış. Mütekebbir. * Tıb: Vücuddaki beyin ve kemik gibi yerlerdeki çıkıntılı, tümsek yerler.
ŞAMİL(E): Çevreleyen, içine alan, ihtivâ eden, kaplayan. * Çok şeye birden örtü ve zarf olan. * Fazla şeyleri veya kimseleri ilgilendiren.
ŞAMM(E): (şemm. den) Koklayan, koku alan. * Koklama duygusu. Burun.
Şİ'RA-ÜŞ ŞAMÎ: "Kelb-i Asgar" denilen burcun en parlak yıldızı.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ŞAM U SEHER : Akşam sabah.
ŞAAB : Ayrılmak. * Yarmak.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...