| Kelime | Anlam |
|---|
| ŞANE: | f. Tarak. |
| ŞANESÂZ: | f. Tarak yapan, tarakçı. |
| ŞANEZEDE: | f. Tarakla saçları taranmış. |
| ŞANEZEN: | (C.: Şanezenân) f. Baş tarayan. Mc: Güçlükleri çözen. Zorlukları yenen. |
| ŞANE: | f. Tarak. |
| İçerisinde 'ŞANE' geçenler |
|---|
| BEŞÛŞÂNE: | f. Güler yüzlüce. Hoş olarak. |
| DERVİŞÂNE: | f. Dervişe yakışır halde, saflık ve kalenderlikle. Müstağni ve fakir bir surette. |
| GİRAN-GUŞÂNE: | f. Sağırcasına. |
| GUŞANE: | Düşürülmüş hurma. * Hurma ağacı altına düşüp toplanan hurma. |
| HAMUŞANE: | f. Sessizce, ses çıkarmadan. Sessizliği andırır bir şekilde. |
| HASRET-KEŞANE: | f. Hasret çekene yakışır surette. Özleyenler gibi. |
| HIRKAPUŞANE: | f. Fakircesine, dervişçesine. |
| HOŞANE: | f. Güzel, iyi, lâtif. |
| HOŞANE: | f. Güzel, iyi, lâtif. |
| KÂŞÂNE: | f. Büyük, süslü ve gösterişli ev. Saray. Kışlık, rahat ve mükemmel ev, oda. |
| KÂŞÂNE-İ MÜRGÂN: | Kuş yuvası. |
| KEŞİŞÂNE: | f. Keşişe yakışır yolda. Papaza uygun şekil ve surette. |
| MEDHUŞÂNE: | Ürkmüş gibi. Ürkmüş bir hâlde. |
| MÜTEVAHHİŞÂNE: | f. Korkarak, ürkerek, tevahhuş ederek. |
| MEDHUŞÂNE: | Ürkmüş gibi. Ürkmüş bir hâlde. |
| MÜTEVAHHİŞÂNE: | f. Korkarak, ürkerek, tevahhuş ederek. |
| NİŞANE-İ TASDİK: | Kabul edildiğine dâir işaret, tasdik işareti. * Mu'cizeler.(Kabir, ehl-i iman için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısı (olduğunu) ihbar eden 124 bin muhbir-i sâdık, ellerinde nişane-i tasdik olan mu'cizeler bulunan enbiyalar ve o enbiyaların haber verdikleri aynı haberleri, keşif ve zevk ve şuhud ile tasdik eden ve imza basan 124 milyon evliyanın aynı hakikata şehadetleri ve hadd ü hesaba gelmeyen muhakkiklerin kat'i delilleriyle o enbiya ve evliyanın aklen ilmelyakîn derecesinde isbat ettikleri ve yüzde doksandokuz ihtimal-i kat'i ile "idam ve zindan-ı ebedîden kurtulmak ve o yolu saadet-i ebediyeye çevirmek, yalnız iman ve itaatledir" diye ittifaken haber veriyorlar. S.) (Bak: Muhbir-i sâdık) |
| NİŞANE: | (Bak: Nişan) |
| SERKEŞÂNE: | f. İtaatsizlikle, dikbaşlılıkla, inatla. |
| ŞANESÂZ: | f. Tarak yapan, tarakçı. |
| ŞANEZEDE: | f. Tarakla saçları taranmış. |
| ŞANEZEN: | (C.: Şanezenân) f. Baş tarayan. * Mc: Güçlükleri çözen. Zorlukları yenen. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ŞANESÂZ : | f. Tarak yapan, tarakçı. |
| ŞAN : | (C.: Şuun) Büyük sevap. * Şeref. * Irz, namus. * Nam, şöhret, şan, ün. * Mahiyet. * Gösteriş, çalım. * Tabiat, huy, âdet. * Hal, keyfiyet. |
| ŞAAB : | Ayrılmak. * Yarmak. |