Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ŞANE: f. Tarak.
ŞANESÂZ: f. Tarak yapan, tarakçı.
ŞANEZEDE: f. Tarakla saçları taranmış.
ŞANEZEN: (C.: Şanezenân) f. Baş tarayan.
Mc: Güçlükleri çözen. Zorlukları yenen.
ŞANE: f. Tarak.
İçerisinde 'ŞANE' geçenler
BEŞÛŞÂNE: f. Güler yüzlüce. Hoş olarak.
DERVİŞÂNE: f. Dervişe yakışır halde, saflık ve kalenderlikle. Müstağni ve fakir bir surette.
GİRAN-GUŞÂNE: f. Sağırcasına.
GUŞANE: Düşürülmüş hurma. * Hurma ağacı altına düşüp toplanan hurma.
HAMUŞANE: f. Sessizce, ses çıkarmadan. Sessizliği andırır bir şekilde.
HASRET-KEŞANE: f. Hasret çekene yakışır surette. Özleyenler gibi.
HIRKAPUŞANE: f. Fakircesine, dervişçesine.
HOŞANE: f. Güzel, iyi, lâtif.
HOŞANE: f. Güzel, iyi, lâtif.
KÂŞÂNE: f. Büyük, süslü ve gösterişli ev. Saray. Kışlık, rahat ve mükemmel ev, oda.
KÂŞÂNE-İ MÜRGÂN: Kuş yuvası.
KEŞİŞÂNE: f. Keşişe yakışır yolda. Papaza uygun şekil ve surette.
MEDHUŞÂNE: Ürkmüş gibi. Ürkmüş bir hâlde.
MÜTEVAHHİŞÂNE: f. Korkarak, ürkerek, tevahhuş ederek.
MEDHUŞÂNE: Ürkmüş gibi. Ürkmüş bir hâlde.
MÜTEVAHHİŞÂNE: f. Korkarak, ürkerek, tevahhuş ederek.
NİŞANE-İ TASDİK: Kabul edildiğine dâir işaret, tasdik işareti. * Mu'cizeler.(Kabir, ehl-i iman için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısı (olduğunu) ihbar eden 124 bin muhbir-i sâdık, ellerinde nişane-i tasdik olan mu'cizeler bulunan enbiyalar ve o enbiyaların haber verdikleri aynı haberleri, keşif ve zevk ve şuhud ile tasdik eden ve imza basan 124 milyon evliyanın aynı hakikata şehadetleri ve hadd ü hesaba gelmeyen muhakkiklerin kat'i delilleriyle o enbiya ve evliyanın aklen ilmelyakîn derecesinde isbat ettikleri ve yüzde doksandokuz ihtimal-i kat'i ile "idam ve zindan-ı ebedîden kurtulmak ve o yolu saadet-i ebediyeye çevirmek, yalnız iman ve itaatledir" diye ittifaken haber veriyorlar. S.) (Bak: Muhbir-i sâdık)
NİŞANE: (Bak: Nişan)
SERKEŞÂNE: f. İtaatsizlikle, dikbaşlılıkla, inatla.
ŞANESÂZ: f. Tarak yapan, tarakçı.
ŞANEZEDE: f. Tarakla saçları taranmış.
ŞANEZEN: (C.: Şanezenân) f. Baş tarayan. * Mc: Güçlükleri çözen. Zorlukları yenen.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ŞANESÂZ : f. Tarak yapan, tarakçı.
ŞAN : (C.: Şuun) Büyük sevap. * Şeref. * Irz, namus. * Nam, şöhret, şan, ün. * Mahiyet. * Gösteriş, çalım. * Tabiat, huy, âdet. * Hal, keyfiyet.
ŞAAB : Ayrılmak. * Yarmak.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...