Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ŞEKK: (C.: Şükuk) Şüphe, zan. Bir şeyin varlığı ile yokluğu arasında tereddüt etmek.
Lüzum.
Yarmak.
Yapışmak.
ŞEKK-İ KÜFRÎ: Küfürdeki şüphe. Kâfire ait şek.
ŞEKKERÎN: f. Şekerli, tatlı.
ŞEKK-İ KÜFRÎ: Küfürdeki şüphe. Kâfire ait şek.
İçerisinde 'ŞEKK' geçenler
BA'DETTEŞEKKÜL: (Ba'de-t teşekkül) Teşekkül ettikten sonra, oluştuktan sonra.
BA'DETTEŞEKKÜL: (Ba'de-t teşekkül) Teşekkül ettikten sonra, oluştuktan sonra.
EŞEKK: Çok şek ve şüphe sahibi. Tereddütte ileri giden.
EŞEKK: Çok şek ve şüphe sahibi. Tereddütte ileri giden.
MÜŞEKKEK: (şekk. den) şüpheli olan, şüpheli, kuşkulu. şekke düşürülmüş.
MÜŞEKKEL: (Şekl. den) Kalıbı, şekli, biçimi, kıyafeti gösterişli ve yerinde. * Şekil verilmiş, şekillendirilmiş.
MÜTEŞEKKİ: Şikâyet eden, sızlanan, şikâyetçi, teşekki eden.
MÜTEŞEKKİK: Şek ve şüphede kalan. Şek ve şüpheden kurtulamayan.
MÜTEŞEKKİL: Herhangi bir şekil alan. Birleşmiş, meydana gelmiş olan.
MÜTEŞEKKİR: Şükreden, iyiliğe karşı nazikâne davranan.
MÜTEŞEKKİRÂNE: f. şükrederek, şükür etmek suretiyle.
MÜTEŞEKKİRÂNE: f. Şükrederek, şükür etmek suretiyle.
ŞEKK-İ KÜFRÎ: Küfürdeki şüphe. Kâfire ait şek.
ŞEKKERÎN: f. Şekerli, tatlı.
ŞEKK-İ KÜFRÎ: Küfürdeki şüphe. Kâfire ait şek.
TEŞEKKİ: (C.: Teşekkiyât) Şekvada bulunma. Kötü ahvalini ihbar ile şikâyet etme.
TEŞEKKÜK: şek ve şüphe etme.
TEŞEKKÜL: şekillenme. şekil alma. * Meydana gelme.
TEŞEKKÜLÂT: (Teşekkül. C.) Teşekküller. şekillenmeler. * Kuruluşlar.
TEŞEKKÜLÂT-I ARZİYE: Dünyanın ilk yaratılışı.( $Ey Arkadaş! Bu âyet, arzın semadan evvel yaratılmış olduğuna delâlet eder ve $ $ âyeti de semavatın arzdan evvel halkedildiğine dâlldir. Ve $ âyeti ise ikisinin bir maddeden beraber halkedilmiş ve sonra birbirinden ayırd edilmiş olduklarını gösteriyor. Şeriatın nakliyatına nazaran, Cenab-ı Hak bir cevhereyi, bir maddeyi yaratmıştır, sonra o maddeye tecelli etmekle bir kısmını buhar, bir kısmını da mâyi kılmıştır; sonra mâyi kısmı da, tecellisiyle tekâsüf edip köpük kesilmiştir; sonra arz veya yedi küre-i arziyeyi o köpükten halketmiştir. Bu itibarla, herbir arz için hava-i nesimiden bir sema hasıl olmuştur; sonra o madde-i buhariyeyi bastetmekle yedi kat semavatı tesviye edip yıldızları içine zer'etmiştir; ve o yıldızlar tohumuna müştemil olan semavat, in'ikad etmiş, vücuda gelmiştir.Hikmet-i cedidenin nazariyatı ise şu merkezdedir ki: Görmekte olduğumuz manzume-i şemsiye ile tâbir edilen güneşle ona bağlı yıldızlar cemaati, basit bir cevhere imiş; sonra bir nevi' buhara inkılâb etmiştir; sonra o buhardan, mâyi-i nâri hasıl olmuştur; sonra o mâyi-i nâri, bürudet ile tasallüb etmiş, yani katılaşmış; sonra şiddet-i hareketiyle bazı büyük parçalarını fırlatmıştır, o parçalar tekâsüf ederek seyyarat olmuşlardır; şu arz da onlardan biridir. Bu izahata tevfikan, şu iki meslek arasında mutabakat hasıl olabilir. Şöyle ki:"İkisi de birbirine bitişikti, sonra ayrı ettik." mânasında olan $ nın ifadesine nazaran, manzume-i şemsiye ile arz, dest-i kudretin madde-i Esiriyeden yoğurmuş olduğu bir hamur şeklinde imiş. Madde-i Esiriye, mevcudata nazaran akıcı bir su gibi mevcudatın aralarına nüfuz etmiş bir maddedir. $ âyeti, şu madde-i Esiriyeye işarettir ki: Cenab-ı Hakk'ın Arş'ı, su hükmünde olan şu Esir maddesi üzerinde imiş. Esir maddesi yaratıldıktan sonra, Sâniin ilk icadlarının tecellisine merkez olmuştur. Yani Esiri halkettikten sonra, cevâhir-i ferd'e kalbetmiştir. Sonra bir kısmını kesif kılmıştır ve bu kesif kısımdan, meskûn olmak üzere yedi küre yaratmıştır. Arz, bunlardandır. İşte arzın, hepsinden evvel tekâsüf ve tasallüb etmekle acele kabuk bağlıyarak uzun zamanlardan beri menşe-i hayat olması itibariyle hilkat-i teşekkülü semavattan evveldir. Fakat arzın bastedilmesiyle nev'-i beşerin taayyüşüne elverişli bir vaziyete geldiği semavatın tesviye ve tanziminden sonra olduğu cihetle, hilkatı, semavattan sonra başlarsa da, bidayette, mebde'de ikisi beraber imişler. Binâen alâhâzâ, o üç âyetin aralarında bulunan zahirî muhalefet, bu üç cihetle mutabakata inkılâb eder. İ.İ.)
TEŞEKKÜR: Yapılan iyilikten memnun kalındığını bildirmek için söylenen şükür ifadesi. * Şükür etmek. * Birisine karşı "Sağ ol, var ol, ömrüne bereket" gibi söylenen minnet sözleri.
TEŞEKKÜRÂT: (Teşekkür. C.) Teşekkürler.
TEŞEKKÜK: Şek ve şüphe etme.
TEŞEKKÜL: Şekillenme. Şekil alma. * Meydana gelme.
TEŞEKKÜLÂT: (Teşekkül. C.) Teşekküller. Şekillenmeler. * Kuruluşlar.
TEŞEKKÜRÂT: (Teşekkür. C.) Teşekkürler.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ŞEKK-İ KÜFRÎ : Küfürdeki şüphe. Kâfire ait şek.
ŞEKA' : Rezalet, rezillik, alçaklık. * Bedbahtlık, kutsuzluk.
ŞEA' : Dağılıp parçalanmak.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...