Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ŞEMS-ÜŞ ŞÜMUS: | Güneşlerin güneşi. En büyük güneş. Çok seyyarelerin, etrafında döndüğü en büyük bir yıldız.(...Hem şemse, kendi mihveri üstünde câzibe denilen mânevi ipleri yumak yaptırmak için dolap ve çıkrık hükmünde olan güneşi, bir Kadir-i Zülcelâl'in emriyle döndürüp, o seyyârâtı o mânevi iplerle bağlayıp tanzim etmek ve güneşi bütün seyyaratı ile sâniyede beş saatlik bir mesafeyi kestirecek kadar bir sür'atle, bir tahmine göre Herkül Burcu tarafına veya Şemsüş-Şümus cânibine sevketmek, elbette ezel ve ebed Sultanı olan Zât-ı Zülcelâl'in kudretiyle ve emriyledir. S.) |
| İçerisinde 'ŞEMS-ÜŞ ŞÜMUS' geçenler | |
| İçerisinde 'ŞEMS-ÜŞ ŞÜMUS' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ŞEMS-İ EZELÎ : | Vâcib-ül-vücud ve ebediyyen var olan, her şeyi nurlandıran Allah (C.C.) hakkında teşbihen söylenen bir tabirdir. |
| ŞEMS : | Güneş, âfitab. |
| ŞEM' : | Mum, ışık. |
| ŞEA' : | Dağılıp parçalanmak. |