Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| A'MA: | Kör. Gözü görmeyen. Manevi körlük, cahillik, bilgisizlik. Yağmur bulutları. |
| A'MÂ-İ ELVAN: | Tıb: Renk körlüğü, renkleri ayırt edememe hastalığı. Akromatopsi. |
| A'MAK: | (Umk. C.) Derinlikler. |
| A'MAK-I HAFA: | Gizlilik derinlikleri. |
| A'MAK-I ZEMİN: | Zeminin derinlikleri. |
| A'MAL: | (Amel. C.) Ameller. İşler. Yapılan hayırlar. |
| A'MÂL-İ BEŞERİYE: | İnsanların amelleri, iş ve hareketleri. |
| A'MÂL-İ ERBAA: | Mat: Dört işlem. (Toplama, çıkarma, çarpma, bölme.) |
| A'MÂL-İ HASENE: | Güzel amel. Sevablı ve hayırlı ameller. (Bak: Amel-i sâlih) |
| A'MÂL-İ SÂLİHA: | Allah'ın rızasına uygun, iyi ve hayırlı işler.( $) Kur'an: Sâlihatı mutlak, mübhem bırakıyor... Çünki ahlâk ve faziletler, hüsn ve hayr çoğu nisbîdirler... Nev'den nev'e geçtikçe değişir... Sınıftan sınıfa nâzil oldukça ayrılır... Mahalden mahale tebdil-i mekân ettikçe başkalaşır. Cihet muhtelif olsa, muhtelif olur. Fertten cemaate, şahıstan millete çıktıkça mahiyeti değişir.Meselâ: Cesaret, sehavet; erkekte: gayret, hamiyet, muavenete sebeptir.Karıda: Nüşuze, vekahete, zevc hakkına tecavüze sebep olabilir... Meselâ: Zaifin kaviye karşı izzet-i nefsi, kavide tekebbür olur. Kavinin zaife karşı tevazuu zaifte tezellül olur. Meselâ: Bir ulü-l emir, makamındaki ciddiyeti vekar; mahviyeti zillettir. Hânesinde ciddiyeti kibir; mahviyeti tevazudur.Meselâ: Tertib-i mukaddematta tefviz, tembelliktir... Terettüb-ü neticede, tevekküldür... Semere-i sa'yine, kısmetine rıza kanaattır. Meyl-i sa'yi kuvvetlendirir. Mevcuda iktifa dun-himmetliktir.Meselâ: Ferd mütekellim-i vahde olsa müsamahası, fedakârlığı, amel-i sâlihtir... Mütekellim-i maal-gayr olsa, hıyanet olur...Meselâ: Bir şahıs, kendi namına hazm-ı nefs eder, tefahur edemez. Millet nâmına tefâhur eder, hazm-ı nefs edemez... Herbirinde birer misâl gördün, istinbat et.Madem ki, Kur'an bütün tabakata bütün a'sarda, kâffe-i ahvâlde şâmil bir hitab-ı ezelîdir. Hem nisbî hüsn, hayr çoktur... Sâlihattaki ıtlakı, beliğane bir icaz-ı mutnebdir. Beyanda sükutu, geniş bir sözdür. Sünuhat) |
| A'MÂL-İ UHREVİYE: | Ahirete ait iş, hareket ve ibadetler.(Bu dünya, dâr-ül-hikmettir, dâr-ül-hizmettir; dâr-ül-ücret ve mükâfat değil. Buradaki a'mâl ve hizmetlerin ücretleri Berzahta ve Ahirettedir. Buradaki a'mâl, Berzahta ve Ahirette meyve verir. Madem hakikat budur, a'mâl-i uhreviyyeye ait neticeleri dünyada istememek gerektir. Verilse de, memnunane değil, mahzunâne kabul etmek lâzımdır. Çünki: Cennet'in meyveleri gibi, kopardıkça yerine aynı gelmek sırrıyla, bâki hükmünde olan amel-i uhrevi meyvesini, bu dünyada fâni bir surette yemek, kâr-ı akıl değildir. Bâki bir lâmbayı bir dakika yaşayacak ve sönecek bir lâmba ile mübadele etmek gibidir. M.) |
| A'MAM: | (Amm. C.) Amcalar. |
| A'MAR: | (Ömr. C.) Ömürler, yaşayışlar. Mes'ut hayat. Hoşa gidecek garib ve tuhaf şeyler. Sinler, yaşlar. |
| İçerisinde 'A'MA' geçenler | |
| İçerisinde 'A'MA' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| Eklerden ayıklanmış sonuç bulamadık | |