| Kelime | Anlam |
|---|
| AİB: | (Bak: Ayib) |
| İçerisinde 'AİB' geçenler |
|---|
| ACAİB: | (Acib. C.) Şaşırtacak ve hayret verici şeyler. |
| ACÂİB-İ SEB'A-İ ÂLEM: | Dünyanın yedi tane şaşılacak, acaib şeyi. (Çin seddi bunlardan biridir.) |
| ACAİBAT: | Normale zıt şeyler. Acâib şeyler. |
| A'CEB-ÜL ACÂİB: | Çok acib ve gülünç olan. |
| AGREB-ÜL GARÂİB: | Şaşılacak şeylerin en garibi. |
| ALE-L-ACAİB: | Tuhaf şey, şaşılacak şey. |
| ASAİB: | Cemaatler, tayfalar. * Başa sarılan sargılar, nesneler. |
| CAİBE: | (C.: Cevâib) Halkın ağzında gezen haber. |
| CENAİB: | (Cenayib) (Cenibe. C.) Yedek hayvanlar, yedek binekler. |
| CEVAİB: | Halk arasında gezen haberler. |
| DÂİB: | Âdet ve usulünde devam eden. (Bak: De'b) |
| DÂİBEYN: | Âdet ve usulünde devam eden iki şey. |
| EFKÂR-I SÂİBE: | Maksada uygun fikirler, doğru sözler. |
| EVCEB-İ VECÂİB: | Lüzumluların en lüzumlusu, en çok lüzumlu olan şey. |
| GAİB: | Göz önünde bulunmayan, hazırda olmayan. Kaybolmuş olan. Görünmeyen âlem. * Gr: Üçüncü şahıs, hazırda olmayan kimse. |
| GAİBÂNE: | f. Hazırda görünmeksizin, yüzyüze olmadan. Gizliden. |
| GARAİB: | (Garib. C.) Acaib şeyler. Hayret edilecek şeyler. Tuhaflıklar. |
| GARAİBAT: | (Garâib. C.) Garib ve şaşılacak şeyler. Alışılmadık, tuhaf ve acaib nesneler. |
| GARAİBPEREST: | f. Garib, tuhaf şeylere çok düşkün olan ve çok seven. |
| HABAİB: | (Habibe. C.) Habibeler, sevgili kadınlar. |
| HAİB: | (Heybet. den) Kokan, Utanan. Utangaç. |
| HAİB: | Mahrum. Ümidsiz. Kederli. Me'yus. Bi-behre olan. |
| HAİBEN: | Muvaffakiyetsiz olarak. Mahrum olarak. |
| HAİBÎN: | (Hâib. C.) Zarar ve ziyâna uğrayanlar. * Mahrum olanlar. * Me'yus olanlar, üzülenler. |
| HARAİB: | (Harîbe. C.) Bir kimsenin geçineceği şeyler. |
| KADÎ NAİBİ: | Kadıların (hâkimlerin), gitmedikleri yerlere gönderdikleri vekiller. |
| KAİB: | (C.: Kevâib) Tomurcuk memeli kız. |
| KAİBE: | Hüzün ve gamdan perişan olmak. |
| KARAİB: | (Karib. C.) Yakınlar, hısımlar. Akraba. |
| KETAİB: | (Ketibe. C.) Askerler, neferler, erler. Alaylar, birlikler. |
| KEVAİB: | (Kâib. C.) Yeni yetişmiş turunç memeli kızlar. |
| LEYLE-İ REGAİB: | (Bak: Regaib gecesi) |
| MAHŞER-İ ACÂİB: | Herkesi hayrete sevkeden toplanma. Veya toplanma yeri. * Hayret edilecek harika şeylerin bulunduğu yer. |
| MAÎB: | (C.: Maâyib) Kusur, eksiklik, noksanlık. Leke. * Ayıplanmış. |
| MA'RAZ-I ACÂİB: | Acâiblerin teşhir olunduğu yer. |
| MASAİB: | (Bak: Mesaib) |
| MELAİB: | (Mel'ab-Mel'abe. C.) Oyuncaklar. Oyun oynanacak yerler. |
| MESAİB: | Musibetler. * Güçlükler. |
| MESAİB-İ DÜNYEVİYE: | Dünya musibetleri ve güçlükleri. |
| MESAİB: | Felâketler. Uğursuzluklar. Suubetler. Güçlükler. |
| METAİB: | Yorgunluklar. Meşakkatler. Eziyet verecek şeyler. |
| METAİB-İ SEFER: | Muhârebe veya yol yorgunlukları. |
| METAİB: | Seçilmiş ve güzel şeyler. |
| MÜLAİB: | (La'b. dan) Oynaşan, oynayan. |
| MÜNŞAİB: | (Şa'b. dan) Şubelenen, dallanan, çatallanan, kollara ayrılan, ayrılmış. Bölük bölük, kol kol, kısım kısım olan. |
| MÜTELAİB: | (La'b. dan) Oyun ile meşgul olan, oynayan. |
| MÜTESAİB: | Esneyen, esneyici olan. |
| MÜTEŞAİB: | Şu'belenen. * Birbirine karışmamış. * Dallı, budaklı. Kollara ayrılmış. |
| NAİB(E): | (Nevb. den) Vekil, birinin yerine geçen. * Şeriat hâkimi olan kadı vekili. * Nöbet bekleyen. |
| NAİB-ÜL ÂM: | Cumhuriyet müddei-i umumisi. Cumhuriyet savcısı. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| AİD : | Geri gelen, dönen. Râci. Dâir. * Bir kimse veya bir şeyle ilgili olan. * Hastayı ziyaret eden. |