| Kelime | Anlam |
|---|
| AİDE: | (C: Avâid - Aidat) Kâr, kazanç, fayda, gelir. |
| İçerisinde 'AİDE' geçenler |
|---|
| ALE-L-KAİDE: | (Ka, uzun okunur) Kurala, kaideye göre. |
| ECZÂ-İ ZÂİDE: | Fazladan olan kısımlar, parçalar. |
| ENGÜŞT HAİDEN: | f. Yok farzetmek, bir an için olmadığını kabul etmek. * Mahvetmek. * Parmakla göstermek. |
| ESFAR-I BAÎDE: | Yolculuklar, uzak seferler. |
| FÂİDE: | (C.: Fevaid) Kazanç, kâr, nef', menfaat. İstifadeye sebeb. Yararlılık, işe yarama. |
| FÂİDE-MEND: | f. Kârlı, faydalanan, menfaat elde eden. |
| İHTİMALAT-I BAİDE: | Uzak ihtimaller. |
| KAİDE: | Esas. Temel. Düstur. Nizam. Yol. Ayaklık. * Dip taraf. * Bir şeyin meydana gelmesine şart ve düstur olan husus. * Bir ilim ve fennin düsturlarından her biri. * Fık: Hayızdan ve çocuktan kesilmiş kadın. |
| KAİDE-İ KÜLLİYE: | Açık ve sarih olan kaide ve hüküm. Herşey hakkında tatbik edilebilen, umumi kaide. |
| KAİDE-İ RABT: | Bağlama kaidesi, bağlama cümlesi. |
| KAİDEN: | Oturarak, oturduğu hâlde. |
| KAİDEŞİKEN: | f. Kaide ve usullere uymayarak. Kuralları çiğniyerek. |
| KAİDEŞİKENÂNE: | f. Usul ve kaideye riayet etmeyerek, kuralları çiğneyerek, kaideyi bozarak. |
| KAİDETEN: | Kaide ve hükümlere göre. Kurala uygun olarak. |
| KAİDEVÎ: | Kaide ve kural ile alâkalı. * Mat: Tabana ait. |
| KUSS İBN-İ SAİDE: | İslâmiyetten önce Arabistan'da yaşamış İyâd Kabilesinin ileri gelenlerinden, mühim hakikatlı bir şâirdir. Cârud gibi hakperesttir. Henüz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm genç iken Suk-ı Ukaz panayırındaki hitabeti ile meşhurdur. Hitabesinde bir Hak Peygamber geleceğini ve onun en güzel bir din üzere olacağını müjdelemiştir. (K. En. Sh. 61) |
| MÂ-İ ZÂİDE: | Bazı edat ve fiillerin sonuna fazladan olarak gelir. $ kelimelerinde olduğu gibi. |
| MAİDE: | Yemek sofrası. Üzerinde nimetler bulunan sofra. Ziyafet. * Kur'an'ın 5. Suresinin adıdır ve Medine-i Münevvere'de nâzil olmuştur. |
| MAİDE-İ SENİYYE: | Pâdişah ziyâfeti. |
| MAİDESÂLÂR: | f. Sofracı başı. |
| MENATIK-I BAÎDE: | Uzak mıntıkalar. Uzak bölgeler. |
| MERAHİL-İ BAÎDE: | Uzak konaklar. Uzak menziller. |
| MESÂFÂT-I BAİDE: | Uzak mesafeler. |
| MEVAKİ-İ BAÎDE: | Uzak mevkiler. |
| NA-BEKAİDE: | f. Kural ve kaideye uymayan. Kaidesiz, kuralsız, nizamsız. |
| RAİDE: | (C.: Revâid) Gürleyen bulut. * Sözü çok olan kişi. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| AİD : | Geri gelen, dönen. Râci. Dâir. * Bir kimse veya bir şeyle ilgili olan. * Hastayı ziyaret eden. |
| AİB : | (Bak: Ayib) |