Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
AİDE: (C: Avâid - Aidat) Kâr, kazanç, fayda, gelir.
İçerisinde 'AİDE' geçenler
ALE-L-KAİDE: (Ka, uzun okunur) Kurala, kaideye göre.
ECZÂ-İ ZÂİDE: Fazladan olan kısımlar, parçalar.
ENGÜŞT HAİDEN: f. Yok farzetmek, bir an için olmadığını kabul etmek. * Mahvetmek. * Parmakla göstermek.
ESFAR-I BAÎDE: Yolculuklar, uzak seferler.
FÂİDE: (C.: Fevaid) Kazanç, kâr, nef', menfaat. İstifadeye sebeb. Yararlılık, işe yarama.
FÂİDE-MEND: f. Kârlı, faydalanan, menfaat elde eden.
İHTİMALAT-I BAİDE: Uzak ihtimaller.
KAİDE: Esas. Temel. Düstur. Nizam. Yol. Ayaklık. * Dip taraf. * Bir şeyin meydana gelmesine şart ve düstur olan husus. * Bir ilim ve fennin düsturlarından her biri. * Fık: Hayızdan ve çocuktan kesilmiş kadın.
KAİDE-İ KÜLLİYE: Açık ve sarih olan kaide ve hüküm. Herşey hakkında tatbik edilebilen, umumi kaide.
KAİDE-İ RABT: Bağlama kaidesi, bağlama cümlesi.
KAİDEN: Oturarak, oturduğu hâlde.
KAİDEŞİKEN: f. Kaide ve usullere uymayarak. Kuralları çiğniyerek.
KAİDEŞİKENÂNE: f. Usul ve kaideye riayet etmeyerek, kuralları çiğneyerek, kaideyi bozarak.
KAİDETEN: Kaide ve hükümlere göre. Kurala uygun olarak.
KAİDEVÎ: Kaide ve kural ile alâkalı. * Mat: Tabana ait.
KUSS İBN-İ SAİDE: İslâmiyetten önce Arabistan'da yaşamış İyâd Kabilesinin ileri gelenlerinden, mühim hakikatlı bir şâirdir. Cârud gibi hakperesttir. Henüz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm genç iken Suk-ı Ukaz panayırındaki hitabeti ile meşhurdur. Hitabesinde bir Hak Peygamber geleceğini ve onun en güzel bir din üzere olacağını müjdelemiştir. (K. En. Sh. 61)
MÂ-İ ZÂİDE: Bazı edat ve fiillerin sonuna fazladan olarak gelir. $ kelimelerinde olduğu gibi.
MAİDE: Yemek sofrası. Üzerinde nimetler bulunan sofra. Ziyafet. * Kur'an'ın 5. Suresinin adıdır ve Medine-i Münevvere'de nâzil olmuştur.
MAİDE-İ SENİYYE: Pâdişah ziyâfeti.
MAİDESÂLÂR: f. Sofracı başı.
MENATIK-I BAÎDE: Uzak mıntıkalar. Uzak bölgeler.
MERAHİL-İ BAÎDE: Uzak konaklar. Uzak menziller.
MESÂFÂT-I BAİDE: Uzak mesafeler.
MEVAKİ-İ BAÎDE: Uzak mevkiler.
NA-BEKAİDE: f. Kural ve kaideye uymayan. Kaidesiz, kuralsız, nizamsız.
RAİDE: (C.: Revâid) Gürleyen bulut. * Sözü çok olan kişi.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AİD : Geri gelen, dönen. Râci. Dâir. * Bir kimse veya bir şeyle ilgili olan. * Hastayı ziyaret eden.
AİB : (Bak: Ayib)
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...