Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
AŞİR: Onuncu.
Eskiden öşür toplayan vergi memuru. (Bak: Amil)
AŞİR: Onda bir. On kısma taksim edilen bir şeyin herbir parçası.
Kur'an-ı Kerimin on cüz'ünden herbiri veya on âyetlik bir parçası.
Dost, yardımcı, yardak.
Koca.
Kabile.
Kötülükte yardımcılık eden.
Sahip.
Toz. (Bak: Aşr)
AŞİRE: Onuncu. Tâsia'nın altmışta biri.
AŞİREN: Onuncu olarak, onuncu derecede.
AŞİRET: Kabile, oymak, göçebe halinde yaşıyan ekseri bir soydan gelen cemaat. Yakın akraba, âile.
AŞİRET-İ GALİB: Galip gelen aşiret.
Aşiretin ekseriyeti, çokluğu.
İçerisinde 'AŞİR' geçenler
AŞİRE: Onuncu. Tâsia'nın altmışta biri.
AŞİREN: Onuncu olarak, onuncu derecede.
AŞİRET: Kabile, oymak, göçebe halinde yaşıyan ekseri bir soydan gelen cemaat. Yakın akraba, âile.
AŞİRET-İ GALİB: Galip gelen aşiret. * Aşiretin ekseriyeti, çokluğu.
BAŞİR: Müjdeci, müjde veren. * Mutlu, mesut.
CAŞİRİYYE: Kuşluk vakti yenen yemek. Kuşluk yemeği.
FÂİL-İ MÜBAŞİR: Huk: Bir şeyi bizzat yapan kimse.
FÂİL-İ MÜBAŞİR: Huk: Bir şeyi bizzat yapan kimse.
HÂŞİR: Haşreden, toplayan. Cem'eden. * Hz. Peygamber'in (A.S.M.) bir ismi. Haşir meydanında bütün insanlar mübarek izlerinde haşr olup toplanacaklarından Delâil-i Hayrat'ta bu isimle mezkurdur. (Bak: Haşr)
KAŞİRE: Derisi yarılmış olan baş yarığı. * Yerin yüzünü kazıp götürmüş olan yağmur.
MAAŞİR: (Ma'şer. C.) (Bak: Ma'şer - İlticâ - Melce').
MENAŞİR: (Minşâr. C.) Testereler. * (Menşur. C.) Tar: Padişâhın verdiği vezirlik veya müşirlik fermanları. * Mat: Prizmalar.
MEYDAN-I HAŞİR: Haşir meydanı. Haşrin yeri.(Sual: Meydan-ı Haşir nerededir?Elcevab: $ Hâlik-ı Hakîm'in herşeyde gösterdiği hikmet-i âliye, hatta tek küçük bir şey'e, çok büyük hikmetleri takmasiyle tasrih derecesinde işaret ediyor ki: Küre-i Arz; serseriyane, bâd-ı heva azim bir dâireyi çizmiyor.. belki mühim bir şey etrafında dönüyor ve meydan-ı ekberin daire-i muhitasını çiziyor, gösteriyor. Ve bir meşher-i azimin etrafında gezip, mahsulât-ı mâneviyesini ona devrediyor ki, ileride o meşherde, enzar-ı nâs önünde gösterilecektir. Demek, yirmibeş bin seneye karib bir daire-i muhitanın içinde, rivayete binaen Şâm-ı Şerif kıt'ası bir çekirdek hükmünde olarak o daireyi dolduracak, bir meydan-ı haşir bastedilecektir. Küre-i Arzın bütün mânevi mahsulâtı, şimdilik perde-i gayb altında olan o meydanın defterlerine ve elvahlarına gönderiliyor ve ileride meydan açıldığı vakit, sekenesini de yine o meydana dökecek; o mânevi mahsulâtları da, gaibden şehadete geçecektir. Evet Küre-i Arz; bir tarla, bir çeşme, bir ölçek hükmünde olarak o meydan-ı ekberi dolduracak kadar mahsulât vermiş ve onu istiab edecek mahlukat ondan akmış ve onu imlâ edecek masnuat ondan çıkmış. Demek Küre-i Arz bir çekirdek ve meydan-ı haşir, içindekilerle beraber bir ağaçtır, bir sünbüldür ve bir mahzendir. Evet, nasılki nurani bir nokta, sür'at-i hareketiyle nurani bir hat olur veya bir daire olur. Öyle de: Küre-i Arz; sür'atli, hikmetli hareketiyle bir daire-i vücudun temessülüne ve o daire-i vücud mahsulâtiyle beraber, bir meydan-ı haşr-i ekberin teşekkülüne medardır. $ M.)
MİRAN AŞİRETİ: Cizre havalisinde Bühti ismi ile de anılan bir aşiret adı.
MUAŞİR: Muâşeret eden ve birbiriyle iyi geçinir olan.
MUAŞİRÂN: (Muaşir. C.) Muaşirler. Birbirleriyle iyi geçinen kimseler.
MÜBAŞİR: Müjdeleyen. * Mahkemede kapıcılık edip şâhid ve maznunların ismini çağırarak mahkemeye yardım eden kişi. * Geçici bir vazife alarak merkezden bazı emirleri götüren, icrâ salâhiyeti olan. * Müfettiş. Kontrolör.
MÜTEAŞİR: Birbiriyle iyi geçinen, muâşeret eden.
MUAŞİRÂN: (Muaşir. C.) Muaşirler. Birbirleriyle iyi geçinen kimseler.
NAŞİR: Neşreden, yayan. * Bir müellifin eserini bastırıp çıkartan. Editör.
NAŞİRE: (C.: Nevâşir) Kolu açan adale. * Kuruyup yağmurdan yeşeren ot.
ÖŞR-Ü MİŞAR-I AŞİR: Binde bir.
RUZ-İ HAŞİR: (Ruz-i hesab) Kıyamet günü. * Âhiretteki toplanma günü. Haşir günü. Dirilip toplanıp hesap görülecek gün. (Bak: Yevm)
RUZ-İ HAŞİR: (Ruz-i hesab) Kıyamet günü. * Âhiretteki toplanma günü. Haşir günü. Dirilip toplanıp hesap görülecek gün. (Bak: Yevm)
ŞERAŞİR: Nefis. * Beden, vücut, ceset. * Ağırlık.
TABAŞİR: "Hind hıyarı" denilen bir deva.
TAVAŞİR: Tebeşir.
TEBAŞİR: Müjde. * Her şeyin öncesi, ilk zamanı.
TEBAŞİR: f. Tebeşir.
TENAŞİR: Acemi yazısı, çocuk yazısı.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AŞİRE : Onuncu. Tâsia'nın altmışta biri.
AŞİ : (C.: Avâş) Kastedici.
AŞ : f. Muharrem ayında pişirilen aşure. * Yemek, taam.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...