Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ASEN: Tütün, duhan.
ASENN: Koltuğu kokan kişi.
AŞEN: Her nesnenin aslı ve kökü.
Sözü kendi kanaatine göre söylemek.
AŞENNET: (C.: Aşânit) Yaramaz huylu kimse.
AŞENZER: Katı, sağlam nesne.
AŞENNET: (C.: Aşânit) Yaramaz huylu kimse.
İçerisinde 'AŞEN' geçenler
AHLÂK-I HASENE: Yüksek ahlâkı en parlak ve ulvi bir şekil ve ruhta gösteren ve bilfiil yaşayan Peygamberimizin (A.S.M.) ve O'nun yolunda gidenlerin ahlâkı.(Diyorsun ki: Teklif, saadet içindir. Halbuki ekser-i nâsın şekâvetine sebeb, tekliftir. Teklif olmasaydı, bu kadar tefavüt-ü şekavet de olmazdı?C- Cenab-ı Hak, verdiği cüz'-i ihtiyâri ile ef'al-i ihtiyariye âlemini kesbiyle teşkil etmeğe insanı mükellef kıldığı gibi, ruh-u beşerde vedia olarak ekilen gayr-i mütenâhi tohumları sulamak ve neşv ü nemalandırmak için de beşeri teklif ile mükellef kılmıştır. Eğer teklif olmasaydı, ruhlardaki o tohumlar neşv ü nemâ bulamazdı. Evet, nev'-i beşerin ahvaline dikkatle bakılırsa görülür ki; ruhun mânen terakkisini, vicdanın tekâmülünü, akıl ve fikrin inkişaf ve terakkisini telkih eden, yani aşılayan, şeriatlardır; vücud veren, tekliftir; hayat veren peygamberlerin gönderilmesidir; ilham eden, dinlerdir. Eğer bu noktalar olmasaydı, insan hayvan olarak kalacaktı ve insandaki bu kadar kemâlât-ı vicdaniye ve ahlak-ı hasene tamamen yok olurlardı. Fakat insanların bir kısmı, arzu ve ihtiyariyle teklifi kabul etmiştir. Bu kısım, saadet-i şahsiyeyi elde ettiği gibi nev'in saadetine de sebep olmuştur. Amma insanların büyük bir kısmı, ihtiyarı ile küfrü kabul ve tekâlif-i İlahiyyeyi reddetmişlerse de teklifin bazı nevilerinden süzülen terbiyevi, ahlâki vesaire güzel şeyleri aldıklarından, teklifin o nevilerini zımnen ve ıztıraren kabul etmiş bulunurlar. İşte bu itibarla, kâfirin her sıfatı ve her hâli kâfir değildir. İ.İ)(Hadsiz salât ve selâm ol Peygamberimiz Muhammed Mustafa (A.S.M.) üzerine olsun ki, demiş: $Yani; benim, insanlara Cenab-ı Hak tarafından bi'setim ve gelmemin ehemmiyetli bir hikmeti, ahlâk-ı haseneyi ve güzel hasletleri tekmil etmek ve beşeri ahlâksızlıktan kurtarmaktır. H.)
A'MÂL-İ HASENE: Güzel amel. Sevablı ve hayırlı ameller. (Bak: Amel-i sâlih)
ASENN: Koltuğu kokan kişi.
AŞENNET: (C.: Aşânit) Yaramaz huylu kimse.
AŞENZER: Katı, sağlam nesne.
AŞENNET: (C.: Aşânit) Yaramaz huylu kimse.
BAŞENG: f. Tohumluk olmak için saklanan sarı, iri hıyar, salatalık. * Asma üzerindeki üzüm salkımı.
EF'ÂL-İ HASENE: İyi ve güzel ameller, fiiller, işler.
EMARAT-I HASENE: İyi alâmetler.
ESASEN: Kendiliğinden, aslından, temelinden.
HASEN: Güzel. Hüsünlü. Güzellik. * Güzel olmak.
HASEN-ÜL HULK: Huyu ve tabiatı güzel.
HASEN-ÜS SAVT: Güzel sesli.
HASENAT: Güzellikler. İyi ameller. İyilikler. (Hasenât da ya kalb ile olur veya kalb ve beden ile olur; veyahut mal ile olur. A'mâl-i kalbinin şemsi imândır. A'mal-i bedeniyenin fihristesi namazdır. A'mâl-i mâliyenin kutbu zekâttır. İ.İ.)
HASENE: İyilik. Güzellik. Hayırlı amel. Allah rızasına çok uygun iş. * Eski altun paralardan biri.
HAŞENE: (Haşin. C.) Sert, katı ve kalb kırıcı olanlar.
HÜVE HASEN(ÜN): O bir güzeldir, hasendir.
HÜVE-L HASEN: Sadece, yalnız o güzeldir.
İKTİBASEN: İktibas suretiyle. Faydalanma yoluyla alarak. Parça alarak.
KARZ-I HASEN: Sadece Allah rızâsı için verilen ödünç. Faizsiz verilen borç.
KELASENG: f. Sapan.
KISASEN: Kısas yoluyla. Öldüren veya yaralayanı eşit şekilde cezalandırarak.
KIYASEN: Kıyas yoluyla, benzeterek, kaideye tatbik ederek.
MAAŞEN: Yaşayış bakımından.
MEDİHASENC: f. Medihnâme yazan, övücü yazılar yazan.
PAŞENDE: f. Saçan, dağıtan, saçıcı.
SİRET-İ HASENE: Güzel ve iyi ahlâk.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ASENN : Koltuğu kokan kişi.
ASED : Cimâ etmek. * İp bükmek.
AS : Mersin ağacı.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...