Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ABİR: (Ubur'dan) Bir yerden geçen, giden yolcu. Geçen.
Hz. İbrâhimin (A.S.) dedelerinden birisinin adı.
İçerisinde 'ABİR' geçenler
AHABİR: (Ahbâr. C.) Hikâyeler. * Rivayetler.
ASAGİR Ü EKÂBİR: f. İtibar ve mevkice küçükler ve büyükler.
CÂBİR: Cebredici, zorla yaptıran.* Galib gelen. * Şefkatsiz, merhametsiz. * Tekebbür ve taazzüm eden. * Aziz ve kavi olan. * Tıb: Kırıkçı, çıkıkçı. * Cebir ilminin ilk kurucusu olan müslüman âlimi.
CÂBİR-ÜL-ENSARÎ: Câbir Bin Abdullah El-Ensarî (R.A.) da denir. Meşhur sahabelerdendir. Bizzat Resul-i Ekrem'den (A.S.M.) ilim ve feyiz almış ve zamanında Medine-i Münevvere'nin müftüsü olmuştur. En çok hadis rivayetiyle meşhur olan altı sahabeden biridir. 1540 hadis rivayet etmiştir. 19 gazada hazır bulunmuştur. Hicri 73 tarihinde 94 yaşında Medine-i Münevvere'de vefât etmiştir. Akabe biatinde bulunan 70 Ensar'dan Medine'de en son vefat eden bu zattır.
CEBABİRE: Cebrediciler. Mütekebbirler. Zâlimler.
DABİR: Arka, kök, nihâyet. Son, âhir. * Bir nişandan geçen ok.
DABİRE: Askerin bozulması.
DÂBİRET-ÜL İNSAN: İnsanın ökçe siniri.
DÂBİRET-ÜT TUYUR: Kuşların, ayakları arasındaki parmak.
EBU CABİR: Ekmek.
EBU SABİR: Tuz, milh.
EKÂBİR: (Ekber. C.) En büyükler. Pek büyükler. Devlet ricali. Rütbece büyük olanlar.
EKÂBİR-İ ULEMÂ: En büyük âlimler, en büyük İslâm âlimleri. Âlimlerin en ileri derecede olanları.
FUKARA-YI SÂBİRÎN: Sabreden ve avuç açmayan fakirler.
GABİR: İstikbal. * Gr: Gelecek zaman. * Kalan.
HABİR: Taze ve yeni şey.
HABİR: Haberli. Haberdar. Agâh. Âlim. Arif-i billâh. * Herşeyi bilen Allah (C.C.)
HABİRÂNE: f. Bilgili ve haberdar olana yakışır şekilde.
HEZABİR: (Hizebr. C.) Arslanlar, esedler. * Yiğitler, kahramanlar.
KABİR: Büyük, ulu.
KABİR: (Bak: Kabr)
LABİRENT: Fr. Bir defa içine girildiğinde çıkış yolu çok güçlükle bulunabilen bina. * Çok karışık ve birbirini kesen yol.
MAABİR: (Ma'ber. C.) Köprüler, geçitler, kemerler.
MAHABİR: (Mahber. C.) Mürekkep hokkaları.
MAKABİR: (Kabr. C.) Kabirler. Mezarlar.
MÂRRİN Ü ÂBİRÎN: Gelip geçenler. Gelen giden.
MEKABİR: (Bak: Makabir)
MENABİR: (Minber. C.) Minberler. Camilerde hatiblerin hutbe okumalarına mahsus kürsüler.
MEZABİR: (Mizber. C.) Kalemler, kamışlar.
MUHABİR: Haber veren, haberci. * Gazeteye havadis gönderen kimse.
MUSTABIR: (Sabr. dan) Sabreden.
MÜKÂBİR: Kendini büyük gören, karşısındakini küçümsüyerek, doğru sözünü kabul etmeyen. Haksız olduğu hâlde hak iddiasında bulunan.
MÜSABİR: Devam edici, devam eden.
MÜTEKÂBİR: (Kibr. den) Kibirli. Kendini büyük gören.
NEHABİR: (Nühbur. C.) Kum yığınları, kum tepeleri.
SABIR-ŞİKEN: f. Sabrı kıran, sabrı bozan.
SABİR(E): Tahammül eden, sabreden, bekleyen. Zorluğa karşı göğüs geren, hâlinden şikâyet etmeyip acı ve sızıya katlanan. Belâ ve musibete karşı şikâyet etmeyip Allah'a (C.C.) şükreden.
SABİR: (C.: Sıber) Kefil. * Yağmursuz beyaz bulut.
SABİR: Altın ismi.
SABİRÎ: Bir çeşit ince giyim eşyası. * Bir cins hurma.
SABİRÎN (SÂBİRÛN): Sabredenler. (Bak: Sabr)
SABR (SABIR): Acıya ve zorluğa katlanmak. * Bir musibet ve belâya uğrayanın telâş ve feryad etmeyip sonunu bekleyip tahammül ile katlanması. * Muharebede şecaat gösterme. * Bir kimseyi bir şeyden alıkoymak. * Öğrendiği bir şeyi başkasının da öğrenmesi için tâkat getirmek.(Cenab-ı Hak, Hakîm ismi muktezası olarak, vücud-u eşyada bir merdivenin basamakları gibi bir tertib vaz'etmiş. Sabırsız adam teenni ile hareket etmediği için, basamakları; ya atlar düşer veya noksan bırakır; maksud damına çıkamaz. Onun için hırs mahrumiyete sebebdir. Sabır ise müşkilâtın anahtarıdır... Cenab-ı Hakk'ın inayet ve tevfiki, sabırlı adamlarla beraberdir. Çünkü sabır üçtür. Biri: Masiyetten kendini çekip sabretmektir, şu sabır takvadır... İkincisi: Musibetlere karşı sabırdır ki, tevekkül ve teslimdir... Üçüncü sabır: İbadet üzerine sabırdır ki, şu sabır onu makam-ı mahbubiyete kadar çıkarıyor. En büyük makam olan ubudiyet-i kâmile cânibine sevkediyor. M.)
SABIRSÛZ: f. Sabrı yakan, sabırsızlık veren.
SANABİR: Şiddet.
SENG-İ KABİR: (Seng-i mezar) Mezar taşı.
TEDABİR: (Tedbir. C.) Tedbirler, çareler.
ZENABİR: (Zünbur. C.) Eşek arıları.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ABIK : Sebebsiz olarak sahibi yanından kaçan köle.* Civa. (Hg)
AB : f. Su. * Mc : Yağmur. * Letâfet, güzellik. * İtibar. * Irz, nâmus. * Vakar. * Cilâ. *Keskinlik.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...