Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ABİY: Kısmet, nasib,
ABİYE: Örtü ile yüzünü örten, utangaç kız veya kadın.
İçerisinde 'ABİY' geçenler
ABİYE: Örtü ile yüzünü örten, utangaç kız veya kadın.
ANÂSIR-I HİSABİYYE: Mat : Bir hesabı yapmak için gerekli olan mâlûmatlar.
ARABİYYAT: (Arabiyyet. C.) Arapçaya dâir ilimler, kitab veya fikirler. Arap edebiyatı.
ARABİYYET: Arapça ile ilgili olan (İlim, fikir veya kitap). Arap edebiyatı.
ASABİYY-ÜL-MİZAC: Yaradılışça sinirli olan kimse. Yaradılışı itibâriyle asabi, hırçın, öfkeli olan.
ASABİYYET: Sinirlilik. Fart-ı gayret. İmân ve İslâmiyeti, kendi akrabasını, vatanını, din veya milliyetini müdâfaa etmek gayreti. Hamiyyet.
ASABİYYET-İ CAHİLİYYE: İslâmiyetten evvelki câhiliyyet asabiyyeti. Menfi milliyet. Irkçılık, yani, aşırı derecede kendi kavim ve kabilesini koruma ve iltizam gayreti.(Asabiyyet-i cahiliyye, birbirine tesanüd edip yardım eden gaflet, dalâlet, riya ve zulmetten mürekkeb bir mâcundur. Bunun için menfi milliyetçiler, milliyeti mâbud ittihaz ediyorlar. Hamiyyet-i İslâmiyye ise, nur-u imândan in'ikâs edip dalgalanan bir ziyadır. M.N.)
ASABİYET-İ KAVMİYE: Vatanperverlik. Menfi milliyetçilik, Asabiyet-i câhiliye, asabiyet-i milliye, asabiyet-i nev'iyye gibi tabirler de aynı mânayı ifâde eder. (Bak: Asabiyet-i Câhiliyye).
ASABİYYETEN: Asabi olarak. Sâde kendi milliyetini, soyunu sevmekle.
CABİYE: (C.: Cevâbi) Cemaat. * İçinde su toplanan büyük havuz. * Şam diyarında bir şehir adı.
CÜMLE-İ ASABİYE: Tıb: Sinir sistemi.
EMRAZ-I ASABİYE: Sinir hastalıkları.
FIKARÂT-I RAKABİYE: Tıb: Boyun omurları.
GABİYY: Zekâsı az olan. Geri zekâlı.
GUDDE-İ LUÂBİYE: Tükrük bezi.
HABİYE: (C: Havâbi) Küp. * Küçük havuz. * Kuyu.
HARABİYET: (Harabî) Yıkılma. Yıkılış. Parçalanıp dağılış. Zillet ve sefalet içinde
HITABİYYE: Rafizî taifesinden bir bölük cemaat.
HİTABİYYAT: Hitabolunarak söylenen sözler.
İHTİLACAT-I ASABİYE: Asabî çarpıntılar.
İHTİSABİYYE: İhtisaba (belediyeye) ait vergi.
İKNAİYYAT-I HİTABİYYE: Kelâm ilmine ait bir ıstılahtır. Zannî olan aklî delil demektir. Bürhanın aşağı mertebesidir. Aklı, muhalif fikirlerle karışmamış ve bürhanı anlayamayacak kimseler için kullanılır. İsbattan çok ikna vasfı taşır.
KASSABİYYE: Hayvan kesme ücreti, kasaplık ücreti.
KUVVE-İ SEBUİYE-İ GADABİYE: Zararlı şeyleri def'e sevkeden his ve kuvvet.
MEVALİD-İ TÜRABİYE: Topraktaki mevâlid. Mâdenler, nebatlar.
MUHAKEME-İ GIYABİYE: Dâvâcılardan biri veya her ikisi de bulunmadıkları hâlde mahkemece verilen karar.
MUSABİYET: Bir hastalığa tutulma. Bir musibete giriftar olma.
MÜTEGABİYANE: f. Ahmakçasına, eblehçesine.
PERDE-İ TÜRABİYE: Toprak perdesi, yer yüzü.
RABİYE: (C.: Revâbi) Yüce, yüksek yer.
SABİYY: (C.: Sıbye-Sıbyan) Oğlan. * Meyl ve muhabbet eden kimse.
SABİYYE: Büluğa ermemiş veya memeden kesilmemiş kız çocuk.
SAHABİYE: Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmı sağ iken görmüş olan ve mü'mine olarak vefat etmiş bulunan kadın müslüman. (Bak: Ashab)
ŞAGRABİYYE: (C.: Şegârib) Ayak bağlamak.
ŞEBABİYET: Gençlik, tazelik. Yiğitlik. Civanlık.
ŞÜRABİYE: f. Bir şeye bakmak için boyun uzatmak.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ABİYE : Örtü ile yüzünü örten, utangaç kız veya kadın.
ABIK : Sebebsiz olarak sahibi yanından kaçan köle.* Civa. (Hg)
AB : f. Su. * Mc : Yağmur. * Letâfet, güzellik. * İtibar. * Irz, nâmus. * Vakar. * Cilâ. *Keskinlik.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...