Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ABEL: | (C.: Abâl) Yassı ve enli yaprak. |
| İçerisinde 'ABEL' geçenler | |
| BİLMUKABELE: | Karşılıklı. Karşılık olarak. Mukabil olarak. |
| HABEL: | Ana rahmindeki çocuk, cenin. * Gebelik, gebe olma zamanı. * Fls: Musallat fikir. |
| HABELE: | Üzüm çubuğu. |
| HABELLAK: | Küçük olup büyümeyen koyun. |
| KABELE: | (C.: Kıbel) Göz boncuğu. |
| MUKABELE: | Karşılık, karşılamak. * Mücadele. * Karşılaştırmak. Karşılıklı yapılan iş, karşılıklı yapılan okuma. * Camide Kur'ân-ı Kerimi okuyup halka dinletmek.* Yüz yüze olmak. * Düşmanın şerrinden kurtulmak ve onun şiddetini kaldırmak için onu yıldıracak tedbirde bulunmak. |
| MUKABELE-İ BİLHURUF: | Söz ile konuşmak ve hakikatı müdafaa etmek suretiyle karşı çıkıp mukabele etmek. (Bak: Muaraza-i bilhuruf) |
| MUKABELE-İ BİLMİSİL: | Karşılaştığı aynı muameleyi sahibine iade etmek, o kimseye aynı muameleyi yapmak. Mukabil hareketi karşısındakine icra etmek. |
| MUKABELE-İ BİSSÜYUF: | Silâha, kılınca sarılmak suretiyle karşı koymak. |
| MUKÂBELE: | Hapsetmek. * Sonraya bırakmak, tehir etmek. * Meşveret etmek, danışmak. * Bir kimsenin evi yanında bir ev satıldığında; "başka kimse satın alsın, ben ondan şüf'a yolu ile alayım" diye şirâsına muhtaç iken tehir etmek. |
| TABEL: | (Tâbil) (C.: Tevâbil) Yemeklere konulan baharat. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ABE' : | Kıymet. Ehemmiyet. Meta'. |
| AB : | f. Su. * Mc : Yağmur. * Letâfet, güzellik. * İtibar. * Irz, nâmus. * Vakar. * Cilâ. *Keskinlik. |