Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ACÎB: Şaşılan ve hayret uyandıran şey. Benzeri görülmeyen. Garib. Taaccüb olunan şey.
ACİB: Hayret veren. Şaşılacak şey.
ACÎBE: Alışılmış surette olmayan. Çok hârika. Acib ve garip, hayret verici, şaşılacak şey.
ACİBE-İ HİLKAT: Her zaman yaratılan şekilden farklı olarak yaratılmış olan. (Meselâ: Normalinden çok fazla büyük cüsseli veya üç ayaklı olmak gibi)
İçerisinde 'ACİB' geçenler
ACÎBE: Alışılmış surette olmayan. Çok hârika. Acib ve garip, hayret verici, şaşılacak şey.
ACİBE-İ HİLKAT: Her zaman yaratılan şekilden farklı olarak yaratılmış olan. (Meselâ: Normalinden çok fazla büyük cüsseli veya üç ayaklı olmak gibi)
EÂCİB: (U'cube. C.) Çok tuhaf ve acaib, şaşılacak şeyler.
EÂCİB-İ DEHR: Dünyanın ve zamanın çok şaşılacak yerleri, şeyleri.
HÂCİB: Perde. * Perdeci. Kapıcı. * Eskiden Osmanlı İmparatorluğu zamanında Devlet Reisinin en yakın me'muru. Vezirler veya âmirler. * Kaş.
HÂCİB-İ BÂRİ: Cebrail (A.S.)
HÂCİB-İ YEMİN: Sağ kaş.
HÂCİB-İ YESAR: Sol kaş.
HÂCİBEYN: İki kaş.
HAVACİB: Hicablar, perdeler, örtüler.
MEVACİB: (C.: Mevacibât) Maaşlar, aylıklar. * Tar: Yeniçerilerin üç ayda bir defa verilen ulûfeleri.
MEVACİB-İ LEŞKER: Asker aylıkları.
MEVACİBAT: (Mevâcib. C.) Mevâcibler. Maaşlar, aylıklar.
RACİBE: (C.: Revâcib) Parmağın el ayasına bitişik olan boğumu.
TAACİB: Acayib şeyler. Tuhaf şeyler.
TEŞEBBÜH-Ü Bİ-L VÂCİB: (Bak: Aristo)
TEŞEBBÜH-Ü Bİ-L VÂCİB: (Bak: Aristo)
VÂCİB: (Vücub. dan) (C.: Vâcibât) Lüzumlu, mecburi olan. * Fık: Yerine getirilmesi her müslüman için gerekli ve borç olup, yapılmadığı takdirde büyük günah olan Allah'ın emirleri. Yapılması zannî delil ile belli olan. Terki câiz olmayan. Yapılması şer'an kat'i derecede bir delil ile sâbit olmamakla beraber, her halde pek kuvvetli bir delil ile sâbit bulunan şeydir. (Vitir ve Bayram namazları gibi.) * İlm-i Kelâm'da: Varlığı zaruri olup, olmaması imkânsız bulunan.
VÂCİB-ÜL İFA: İfa edilmesi lüzumlu olan. Yapılması gerekli olan.
VÂCİB-ÜL VÜCUD: Vücudu mutlak var olan, yokluğu mümkün olmayan Cenâb-ı Hak.(Vâcib-ül vücuddur, yâni; O'nun vücudu zâtîdir, ezelîdir, ebedîdir, ademi mümteni'dir. Zevali muhaldir. Tabakat-ı vücudun en râsihi, en esaslısı, en kuvvetlisi, en mükemmelidir. Sair tabakat-ı vücud O'nun vücuduna nisbeten gayet zayıf bir gölge hükmündedir. M.) (Bak: Kıyam-ı binefsihî, Vücud)
VÂCİBÂT: (Vâcibe. C.) Yapılması lüzumlu olan şeyler. Vâcib olan şeyler.
VÂCİBE: Yapılıp yerine getirilmesi vâcib derecesinde lüzumlu olan şey.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ACÎBE : Alışılmış surette olmayan. Çok hârika. Acib ve garip, hayret verici, şaşılacak şey.
ACÎBE : Alışılmış surette olmayan. Çok hârika. Acib ve garip, hayret verici, şaşılacak şey.
AC : Fildişi. * Dolu kap.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...