Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ADÎM: Mâlik ve sahib olmayan. Yok olan. Birşeyi olmayan. Fakir.
ADÎM-ÜL İMKÂN: İmkânsız. Olamaz.
ADÎM-ÜN NAZÎR: Eşi, benzeri olmayan. Eşsiz. Benzersiz.
İçerisinde 'ADÎM' geçenler
ADÎM-ÜL İMKÂN: İmkânsız. Olamaz.
ADÎM-ÜN NAZÎR: Eşi, benzeri olmayan. Eşsiz. Benzersiz.
ADÜVV-İ KADİM: Eski düşman.
EZ-KADİM: f. Eskiden, önceleri.
EZMİNE-İ KADİME: Eski zamanlar.
HADIM AĞASI: (Bak: Hâdim ağası)
HÂDİM: (Hidmet. den) (C.: Huddâm) Hademe, hizmetçi, hizmet eden, işe yarayan. * İmân ve İslâmiye'te ve millete faydalı olmağa çalışan. * Erkekliği yok edilmiş olanlar. Bunlardan saraylarla büyük kişilerin konaklarında çalışanlara Hadim ağası denilirdi. Osmanlı İmparatorluğunda bunlardan, büyük mevkilere yükselenler olmuştur. Hattâ sadrazam olanlar bile vardır.
HÂDİM-ÜL FUKARA: Fakirlere hizmet eden.
HÂDİM-ÜL HAREMEYN-İŞ ŞERİFEYN: Hilâfeti haiz olmaları hasebiyle Osmanlı Padişahlarına verilen ünvandır. Haremeyn; Mekke ile Medine'ye denilir. İslâm âleminin bu iki şehre hürmet-i mahsusaları sebebiyle ve daha fazla tâzim kasdiyle şerif sıfatını da ilâve ederek "Haremeyn-iş şerifeyn" denilmiştir. Haremeyn'in Hâdimi mânasına gelen bu tâbir ise ilk evvel Yavuz Sultan Selim hakkında kullanılmış, daha sonra bütün padişahlar hakkında istimal olunmuştur. Yavuz Sultan Selim Han Halep'i fethettiği haftanın ilk cum'a namazını Melik Zâhir camiinde eda ederken, hatib hutbede "Malik-ül Haremeyn-iş Şerifeyn" şeklinde adını anar anmaz, Yavuz Selim derhal yerinden kalkarak: "Haremeyn'in maliki olmak ne haddimdir. Ben Haremeyn'in hizmetkârı olmakla iftihar ederim." demek suretiyle tevazu göstermiş ve bu tabir ondan sonra, hutbelerde o suretle söylenmiştir.
HÂDİM: Yıkıcı olan, yıkan, tahrib eden.
HÂDİM-ÜL LEZZAT: Lezzetleri mahveden, yıkan. (Ölüm)
HADİM AĞASI: Erkekliği yok edilmiş olan. Böyle kimselere "Tavaşi" de denilirdi. Bu gibiler, yabancı erkekler için mahrem sayılan harem dairesine girip çıktıkları ve muhafaza ile beraber harem hizmetini de gördükleri için kendilerine "Hâdim Ağası" adı verilirdi. (O.T.D.S.)
HADİME: (Hâdim. den) Kadın hizmetçi.
HADÎME: Su içinde eriyince pişmiş olan buğday.
HADÎN-İ KADÎM: Eski dost.
HEYÂKİL-İ KADÎME: Eski heykeller.
HÜKEMÂ-İ KADİME: Eski filozoflar.
KADIM(A): Kemirici hayvan.
KADİM: (A, uzun okunur) Ayak basan. Ulaşan. Varan. * Azanın mukaddemesi olan insanın başı.
KADÎM: Eski zaman. * Başlangıcı olmayan. Uzun zamandan beri var olan. * Evveli bilinmeyen hâl ve keyfiyet.
KADİME: Ordunun ileri karakolu. * Kuşun kanadının ön tarafındaki uzun tüyleri.
KADÎMEN: Eskiden beri. Kadim olarak.
KADÎMÎ: Eskiden beri var olan. Eski.
KANUN-U KADİM: Eski âdet.
KÂR-I KADİM: Eski zaman işi.
KAVADİM: (Kadime. C.) Kuyruklar. * Kuşların kanatlarının ön tüyleri.
KELÂM-I KADİM: Kur'an-ı Kerim, Kadim kelâm.
MAHADİM: (Mahdum. C.) Mahdumlar, oğullar.
MAKADİM: (Makdem. C.) Geri gelmeler. Dönüp gelmeler.
MİN-EL KADİM: Çok evvelden. Eskiden beri.
MÜN'ADİM: Ma'dum. Ademe gitmiş. Yok olan.
MÜNADİM: Nedimlik eden. Meclis arkadaşı.
MÜNADİMÎN: (Münadim. C.) Nedimler. Bir büyüğün yakını olan kimseler.
MÜSADİM: Çarpışan, vuruşan.
MÜTEKADİMÎN-İ ŞUARÂ: Eski şâirler.
MÜTEKADİM: Geçmiş bulunan, tekadüm eden.
MÜTESADİM: (Sadme. den) Birbirine çarpışan, birbirine çarpıp vuran.
MÜTEKADİMÎN-İ ŞUARÂ: Eski şâirler.
NADİM: Nedamet etmiş, pişman.
NADİMÂNE: f. Pişmanlıkla, pişman olarak, nedamet duyarak.
NADİMİYET: Pişmanlık, nedamet.
RESM-İ KADİM: Eski usûl.
SADİK-I KADİM: Eski dost.
TARİH-İ KADÎM: Eski zaman tarihi.
TEKADİM: (Takdime. C.) Takdim edilen armağanlar, verilen hediyeler.
YÂR-I KADÎM: Eski dost.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ADÎM-ÜL İMKÂN : İmkânsız. Olamaz.
ÂDÎ : Üstünlük farkı olmayan. Kıymetsiz. * Her zamanki. * Âd kavmine âid.
AD : İsim, nam, şöhret, şan, itibar, haysiyet.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...