| Kelime | Anlam |
|---|
| ADER: | Yel inmekle hayası şişen kimse. |
| ADER: | Çok su. |
| İçerisinde 'ADER' geçenler |
|---|
| BİRADER: | (Berâder) f. Kardeş. |
| BİRADER-İ MANEVÎ: | Din veya âhiret kardeşi. |
| BİRADER-İ RIDAÎ: | Süt kardeşi. |
| BİRADERANE: | f. Dostça, kardeşçe. |
| BİRADERÎ: | f. Kardeşle ilgili. Kardeşlik. |
| BİRADERZADE: | f. Kardeş oğlu. (Yeğen: Kızkardeşin oğludur.) |
| DÂDER: | f. Karındaş, kardeş, birâder. |
| DÂDER-ENDER: | f. Üvey kardeş. |
| ÇADER-İ KUHLÎ: | Sema, gök. * Karanlık gece. |
| HADER: | Uyuşma. |
| HADER-İ UMUMÎ: | Bütün vücudu kaplayan uyuşukluk. |
| HADERNAK: | Örümcek. |
| HASB-EL KADER: | (Bak: HASBEL KADER) |
| HASBEL KADER: | (Hasb-el kader) Kader cihetiyle. |
| IRZÂ-İ GAYR-İ MÂDERÎ: | Çocuğu hayvan sütüyle besleme. |
| IRZÂ-İ MÂDERÎ: | Çocuğu ana sütüyle besleme. |
| KADER: | Cenâb-ı Hakk'ın kâinatta olmuş ve olacak her şeyin evsafını ve havassını ve sâir geleceğini ve geçmişini ezelden bilip, levh-i mahfuzunda takdiri ve yazması. Takdir-i İlâhî. * Ezelî kısmet. * Tali'. Baht. Şans.(Kader ve cüz-i ihtiyarî, İslâmiyetin ve imanın nihayet hududunu gösteren, halî ve vicdanî bir imanın cüz'lerindendir. Yoksa ilmî ve nazarî değillerdir. Yâni, mü'min her şeyi, hattâ fiilini, nefsini Cenab-ı Hakk'a vere vere, tâ nihayette teklif ve mes'uliyetten kurtulmamak için "cüz-i ihtiyarî" önüne çıkıyor. Ona: "Mes'ul ve mükellefsin" der. Sonra ondan sudur eden iyilikler ve kemâlât ile mağrur olmamak için "kader" karşısına geliyor. Der: "Haddini bil, yapan sen değilsin." S.)(... Eğer kader ve cüz-i ihtiyarîden bahseden adam, ehl-i huzur ve kemal-i iman sahibi ise; kâinatı ve nefsini Cenab-ı Hakk'a verir, Onun tasarrufunda bilir. O vakit hakkı var, kaderden ve cüz-i ihtiyarîden bahsetsin. Çünkü, madem nefsini ve her şeyi Cenab-ı Hak'tan bilir, o vakit cüz-i ihtiyarîye istinad ederek mes'uliyeti deruhde eder, seyyiata merciiyyeti kabul edip, Rabbini takdis eder, daire-i ubudiyyette kalıp teklif-i İlâhiyyeyi zimmetine alır. S.)(İrade-i cüz'iye-i insaniye ve cüz'-i ihtiyariyesi; çendan zaiftir, bir emr-i itibarîdir, fakat, Cenab-ı Hak ve Hakîm-i Mutlak, o zaif, cüz'î iradeyi, irade-i külliyesinin taallukuna bir şart-ı âdi yapmıştır. Yâni, mânen der: "Ey abdim; ihtiyarınla hangi yolu istersen, seni o yolda götürürüm. Öyle ise mes'uliyet sana aittir!" Teşbihte hatâ olmasın, sen bir iktidarsız çocuğu omuzuna alsan. O'nu muhayyer bırakıp "Nereyi istersen seni oraya götüreceğim" desen. O Çocuk, yüksek bir dağı istedi, götürdün. Çocuk üşüdü yahut düştü. Elbette "Sen istedin" diyerek itab edip üstünde bir tokat vuracaksın. İşte Cenab-ı Hak, Ahkem-ül-Hâkimîn, nihayet zaafta olan abdin iradesini, bir şart-ı âdi yapıp irade-i külliyesi ona nazar eder. S.) |
| KADER-İ İLÂHÎ: | Allah'ın takdiri. |
| KADERÎ: | Kader ile alâkalı. Kader, tali' nev'inden olan. |
| KADERİYE: | "Kul, kendi yaptıklarının halıkıdır" deyip ifrat ederek Hak mezhebinden ayrılan bir dalâlet fırkası. (Bak: mu'tezile) |
| LEVH-İ KAZÂ VE KADER: | Kader ve kazanın levhası, yani: Olmuş ve olacak her bir şeyin ilm-i İlâhîdeki vücudları; yani, ilmen mevcudiyyetleri.(Alem-i gaybdan sayılan geçmiş ve gelecek mevcudatın dahi mânen hayatdar bir vücud-u mânevileri ve ruhlu birer sübut-u ilmîleri vardır ki, levh-i kaza ve kader vasıtası ile o mânevi hayatın eseri, mukadderât nâmı ile görünür, tezahür eder. L.) |
| LİSAN-I MÂDER-ZÂD: | Ana dili. |
| MÂDER: | f. Ana. Çocuğu doğuran. Ümm. |
| MÂDERANE: | f. Annece. Anaya yakışır surette. |
| MÂDERENDER: | f. Üvey ana. |
| MÂDERÎ: | f. Analık. Annelik. |
| MÂDERZÂD: | f. Anadan doğma. Anadan doğduğu gibi. |
| MUGADERE: | (Mugaderet) Bırakmak, salıvermek. |
| MUHADERE: | Sür'at etmek. |
| MUSADERE: | Zulüm ve cebir etmek. (Bak: Müsadere) |
| MÜBADERE: | Bir işe hemen girişme, başlama. |
| MÜKÂDERE: | Men'etmek, engel olmak. Reddetmek, kabul etmemek. |
| MÜSADERE: | (Sudur. dan) Yasak edilen bir şeyin kanuna göre elden alınması. Zulüm ve cebir. |
| PADERGİL: | (Pâ-der-gil) f. Ayağı çamurda. * Mc: Davranamaz. * Sıkıntıda. |
| PADERHAVA: | (Pâ-der-hava) f. Ayağı havada. * Mc: Temelsiz, çürük. |
| PADERİKAL: | (Pâ-der-ikal) f. Ayağı köstekli, ayağı bağlı, hareketsiz. |
| PADERPA: | (Pâ-der-pâ) : f. Ayak ayağa. Yanyana. |
| SADERU: | (C.: Sâderuyân) f. Yüzünde tüy bitmemiş genç delikanlı. |
| ŞİR-İ MÂDER: | Ana sütü. |
| ŞİR-İ MÂDER: | Ana sütü. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ÂDE : | Âdet kelimesinin arabca terkiblerdeki kısalmış şekli. Meselâ: Harikulâde, alelâde, fevkalâde. |
| AD : | İsim, nam, şöhret, şan, itibar, haysiyet. |