Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
AFÎ: Silen, silinmiş. Affeden, bağışlayan.
Affedilmiş, bağışlanmış.
Yalvaran.
Uzun saçlı.
Tencere altında artaya kalan.
AFİF: Temiz. Güzel. Nezih. İffetli ve namuslu olan. Haramdan sakınan.
Müstakim.
AFİFÂNE: f. İffetlice. Temiz olarak. Nazif olarak.
AFİK: Çok aptal.
AFİK: Yalancı, iftiracı.
AFİL: Uful eden. Gurub eden. Batan.
Görünmez olan. Kaybolan.
Fâni, geçici.
AFİLÛN (AFİLÎN): (Afil. C.) Gelip geçici, fâni olanlar.
Gözden kaybolup gidenler. Uful edenler.
AFİN: Affedenler.
AFİNİTE: (Affinite) (Bak: Aşk-ı kimyevi)
AFİR: Çok kötü niyetli.
AFİR: Güneşte kum üstünde kurutulan et.
AFİRE: Komşusuna bir şey vermeyen kadın.
AFİŞ: Fr. Duvar ilânı.
AFİTAB: f. Güneş.
Mc: Pek güzel.
Çok güzel yüz.
AFİTÂBÎ: Güneşe âit.
Güzelliğe dâir.
AFİTE: Dişi koyun. Koyun güdücü kız.
AFİYET: Sağlık, selâmet, sıhhatli olmak.
İçerisinde 'AFÎ' geçenler
ADÂLET-İ İZAFİYE: İzafi adalet veya adâlet-i nisbiye de denir. Küll'ün selâmeti için, cüz'ü feda eden adalet usulüdür.(Cemaat için ferdin hakkını nazara almaz, "ehvenüş-şer" diye bir nevi adalet-i izâfiyeyi yapmağa çalışır. Fakat adalet-i mahza kabil-i tatbik ise "adalet-i izafiye"ye gidilmez, gidilse zulümdür. M.)
AFİF: Temiz. Güzel. Nezih. İffetli ve namuslu olan. Haramdan sakınan. * Müstakim.
AFİFÂNE: f. İffetlice. Temiz olarak. Nazif olarak.
AFİK: Çok aptal.
AFİK: Yalancı, iftiracı.
AFİL: Uful eden. Gurub eden. Batan. * Görünmez olan. Kaybolan. * Fâni, geçici.
AFİLÛN (AFİLÎN): (Afil. C.) Gelip geçici, fâni olanlar. * Gözden kaybolup gidenler. Uful edenler.
AFİN: Affedenler.
AFİNİTE: (Affinite) (Bak: Aşk-ı kimyevi)
AFİR: Çok kötü niyetli.
AFİR: Güneşte kum üstünde kurutulan et.
AFİRE: Komşusuna bir şey vermeyen kadın.
AFİŞ: Fr. Duvar ilânı.
AFİTAB: f. Güneş. * Mc: Pek güzel. * Çok güzel yüz.
AFİTÂBÎ: Güneşe âit. * Güzelliğe dâir.
AFİTE: Dişi koyun. Koyun güdücü kız.
AFİYET: Sağlık, selâmet, sıhhatli olmak.
AGFER-ÜL-GAFİRÎN: Afvedenlerin en çok afvedeni. (Allah).
AGRAFİ: yun. Yazma kabiliyetinin kaybedilmesi.
ÂMM LÂFIZLAR: Aynı cinsin birçok fertlerine birden delâlet eden lâfızdır. "Kavil, cemaat, nisa" lâfızları gibi.
ASAFİR: (Usfur. C.) Serçe kuşları.
BÂB-I ÂSAFÎ: Tar: Sadrazam konağı.
BÂB-I HIFZ VE HAFÎZİYET: Cenab-ı Hakk'ın herşeyi muhafaza edip varlığını devam ettirmesi bahsi.
BİYOĞRAFİ: Şahısların hayatlarını mevzu edinen yazı çeşitlerine verilen isim.
CAFÎ: Cefa eden, eziyet veren.
CAFİL: Yürürken çabuk olan kimse.
CEMM-İ GAFİR: Büyük cemâat, insan kalabalığı. Ekseriyet. * Muhâfızlar.
DAFİ': Def'eden, menedici. Ortadan engeli kaldıran. * Cenâb-ı Hak. (C.C.)
DAFİA: Def eden, muhafaza eden.
DAFİK: Atılarak dökülen. Su ve emsali gibi akarak dökülen.
DAFİT: Ahmak.
DÜRUS-İ NÂFİA: Faydalı olan dersler.
EBU NAFİ': Sirke.
ENAFİS: (Enfes. C.) En nefis olan şeyler.
ESAFİL: (Esfel. C.) Esfeller. Sefâlet çekenler. Pek adi ve bayağı kimseler. Çok alçak olanlar.
ESFEL-İ SÂFİLÎN: Sefillerin en sefili. Cehennem'in en aşağı tabakasındakiler.
ESFEL-İ SÂFİLÎN-İ HISSET: Alçaklığın en aşağı derecesi.
ESRAR-I HAFİYYE: Gizli ve saklı sırlar.
FASAFIS: Beyaz söğüt dedikleri ağaç.
FECFAC (FECÂFİC): Çok söyleyen.
FENAFİLİHVAN: (Fenâ fi-l-ihvân) Tefâni. Yani; kardeşlerin birbirinde fâni olması; kendi hissiyat-ı nefsaniyesini unutup, kardeşlerinin meziyyât ve hissiyâtı ile fikren yaşaması. Samimi ihlâs üzerine müesses en yakın dostluk, en fedakâr ve en civanmert kardeşlik.
FENAFİLLAH: (Fenâ fillâh) Tas: Abdin zât ve sıfâtının, Hakk'ın zât ve sıfâtında fâni olması. Başka bir ifade ile: Dünya alâkalarını külliyen kat' ve ehadiyet dergâhına tam bir teveccühle istiğrak haletidir. Sofi, bu maksada erebilmek için her şeyi terk eder.
FENAFİRRESUL: (Fenâ fir-resul) Tas: Bütün varlığını Hazret-i Peygamber'in (A.S.M.) manevî şahsiyetinde yok etmek mânasına gelir. Hassaten, sünnî olan tarikat mensubuna göre Hz. Peygamber'in (A.S.M.) rivayet yolu ile nakledilen hadisleri ile beraber hareketlerini benimsemek ve O'na en küçük mes'elede aykırı harekette bulunmamak asıldır.
FENAFİŞŞEYH: (Fenâ fiş-şeyh) Tas: Bütün maneviyatını şeyhin manevî şahsiyetinden, feyzinden almak manasına gelen bir tabirdir.
FENN-İ MENAFİ-ÜL A'ZA: Bedendeki âzâların, uzuvların faydalarını anlatan ilim. (Bak: Anatomi)
FESAFİS: Kesmez kılıç.
FEYAFÎ: (Feyfâ. C.) Çöller, sahralar.
FÜSAFİS: Keneye benzer murdar kokulu bir böcek. * Tahta kurusu.
GAFÎ: Her şeyin kemi, yaramazı, kötüsü.
GAFİL: Dikkatsiz, iyi düşünmeyen, uyanık olmayan. Haberi olmayan, ihtiyatsız, başına geleceği önceden düşünmeyen. Allah'ı unutan. Kendi gayr-ı meşru zevkine dalan. (Günde bir taşı binâ-yı ömrümün düştü yere,Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber. (Niyazi-i Mısrî)
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AFİF : Temiz. Güzel. Nezih. İffetli ve namuslu olan. Haramdan sakınan. * Müstakim.
AFA' : Eşek sıpası.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...