Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| AFİL: | Uful eden. Gurub eden. Batan. Görünmez olan. Kaybolan. Fâni, geçici. |
| AFİLÛN (AFİLÎN): | (Afil. C.) Gelip geçici, fâni olanlar. Gözden kaybolup gidenler. Uful edenler. |
| İçerisinde 'AFİL' geçenler | |
| AFİLÛN (AFİLÎN): | (Afil. C.) Gelip geçici, fâni olanlar. * Gözden kaybolup gidenler. Uful edenler. |
| CAFİL: | Yürürken çabuk olan kimse. |
| ESAFİL: | (Esfel. C.) Esfeller. Sefâlet çekenler. Pek adi ve bayağı kimseler. Çok alçak olanlar. |
| ESFEL-İ SÂFİLÎN: | Sefillerin en sefili. Cehennem'in en aşağı tabakasındakiler. |
| ESFEL-İ SÂFİLÎN-İ HISSET: | Alçaklığın en aşağı derecesi. |
| FENAFİLİHVAN: | (Fenâ fi-l-ihvân) Tefâni. Yani; kardeşlerin birbirinde fâni olması; kendi hissiyat-ı nefsaniyesini unutup, kardeşlerinin meziyyât ve hissiyâtı ile fikren yaşaması. Samimi ihlâs üzerine müesses en yakın dostluk, en fedakâr ve en civanmert kardeşlik. |
| FENAFİLLAH: | (Fenâ fillâh) Tas: Abdin zât ve sıfâtının, Hakk'ın zât ve sıfâtında fâni olması. Başka bir ifade ile: Dünya alâkalarını külliyen kat' ve ehadiyet dergâhına tam bir teveccühle istiğrak haletidir. Sofi, bu maksada erebilmek için her şeyi terk eder. |
| GAFİL: | Dikkatsiz, iyi düşünmeyen, uyanık olmayan. Haberi olmayan, ihtiyatsız, başına geleceği önceden düşünmeyen. Allah'ı unutan. Kendi gayr-ı meşru zevkine dalan. (Günde bir taşı binâ-yı ömrümün düştü yere,Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber. (Niyazi-i Mısrî) |
| GAFİLÂNE: | f. Körü körüne, ihtiyatsızca, dalgınlıkla. Gafilcesine. |
| GAFİLEN: | Habersizce, gafil olarak. |
| GAVAFİL: | (Gafile. C.) Gafiller, gaflette bulunanlar. |
| HADAFİL: | Eski kaftanlar, eski elbiseler. |
| HÂFİL: | Dolu, mümteli. |
| İSRAFİL: | Dört büyük melekten biri olup Kıyamet günü cesedlere nefh-i ruh etmeğe ve Sur'u üfürmeğe vazifelidir. (Bak: Melâike) |
| KAFÎL: | Kuru ağaç. * Parça parça olmuş ot. * Kamçı. Bir otun adı. |
| KÂFİL: | Birinin yerine ödemeyi kabul eden. Kefil olan. |
| KAFİLE: | (A, uzun okunur) Birlikte sefere çıkanların cemaatı. Kervan. |
| KAFİLE-SÂLÂR: | f. Kafile reisi. Kafile başı. |
| KAVAFİL: | (Kafile. C.) Kafileler. Birlikte yolculuk eden topluluklar. * Sıra sıra ve takım takım gönderilen şeyler. |
| MAHAFİL: | (Mahfil. C.) Mahfiller. * Toplantı yerleri. Oturulup görüşülecek yerler. * Büyük câmilerde eskiden hükümdarlara veya müezzinlere ayrılmış ve etrafı parmaklıklarla çevrilmiş olan yerler. |
| MİN-TARAFİLLAH: | Allah tarafından. Cenâb-ı Hakk'ın emriyle. |
| MÜKÂFİL: | Karşılıklı kefillerden herbiri. |
| MÜTEGAFİL: | (Gaflet. den) Gafil görünen, gafil gibi davranan. |
| MÜTEGAFİLANE: | Gafil gibi davranarak. |
| NAFİLE: | Fık: Farz ve vâcibden gayrı mecburiyet olmadığı hâlde yapılan ibadet. Fazladan yapılan iş. * Menfaatli olmayan. Ziyâdeden olan. * Torun. * Ganimet malı. Bahşiş. Atiyye. |
| NEVAFİL: | (Nâfile. C.) Farz ve vâcib olandan başka ibadetler. Nâfile (yani sevab için kılınan) namaz veya tutulan oruçlar. |
| SAFİL: | Sefil olan, düşük ahlâklı ve karaktersiz. |
| SAFİL: | Tortu. |
| SAFİL: | Alçak yer. |
| SAFİLE: | Dip, alt taraf. Bir şeyin aşağısı. |
| SAFİLÎN: | Alçaklar, aşağılar, sefiller. Allah'tan (C.C.) uzak olanlar. * Aşağı taraflar. |
| SAFİLİYYET: | Alçaklık, aşağılık. |
| SERAFİL: | (C.: Serâfilât) Şalvar. Don. |
| SEVAFİL: | (Sâfil. C.) Alçaklar. (İnsan ve yer hakkında kullanılır) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| AFİLÛN (AFİLÎN) : | (Afil. C.) Gelip geçici, fâni olanlar. * Gözden kaybolup gidenler. Uful edenler. |
| AFÎ : | Silen, silinmiş. Affeden, bağışlayan. * Affedilmiş, bağışlanmış. * Yalvaran. * Uzun saçlı. * Tencere altında artaya kalan. |
| AFA' : | Eşek sıpası. |